Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

‘Gelinim Olur musun?'daki Semra Hanım'ı hatırlıyorum ya da bugünlerde 'Her Cevhere Altın' yarışmasının jüri üyesi olarak ekrana gelen 'Nane' Ajdar'ı düşünüyorum da bu söze katılmamak elde değil!..

Yukarıda Allah var; evin salonunda Semra Hanım'ı ya da Ajdar'ı görmektense bir armut görmeyi tercih ederim...

Diğer yandan televizyon dizileriyle ünlenen birçok ismin televizyona çamur atmasını hiç anlamıyorum...

'Yılan Hikayesi'ndeki Erkan Ağa rolüyle adını duyuran ve en son 'Aile Reisi' dizisinde kadın kılığına girerek gündeme gelen Emre Kınay'ın birkaç yıl önce kendi dizileri dahil televizyondaki dizileri izlemeye tahammül edemediğini söylediğini hatırlıyorum...

Böyle konuşan sadece Kınay da değil; yılda bir-iki televizyon dizisinde rol alan birçok ünlü isim her ağzını açtığında "Asıl sanat tiyatro ve sinemadır" diye nutuk atmaya başlıyor...

Önceki gün eski dergileri karıştırırken Ufuk Özkan'ın Esquire'daki röportajında söylediklerine gözüm takıldı.

"TV'yi çok ciddiye alan bir insan değilim; kariyer yapmak gibi bir derdim de yok, sadece para kazanıyorum. Ama tiyatroyu çok önemsiyorum; çünkü tiyatro oyuncunun er meydanı gibi, akla karayı birbirinden ayırıyor" diyor Özkan...

"O da kim?" diyenlere, 'Geniş Aile' dizisinin Cevahir'i dersem şıp diye hatırlayacaklardır Ufuk Özkan'ı...

OYUNCU OYUNCUDUR

Oyuncuların televizyona aşağılık bir şeymiş gibi davranmaları beni çileden çıkarıyor.

Oyuncu oyuncudur...

Televizyon, sinema, tiyatro; çıkarsın rolün neyi gerektiriyorsa yaparsın! Yapmalısın... Çünkü oyuncusun... Ama biz de öyle değil!

"Tiyatro" diyorsun; "Türkiye'de tiyatro yok! Boş salonlara oynuyoruz" diyorlar...

"Sinema" diyorsun; "70 film çok! Bu sektörde bu kadar iyi yönetmen, senarist yok" deyip dudak büküyorlar.

Öyle ya da böyle mesleklerini yapacakları, oyun güçlerini gösterecekleri milyonlarca insana ulaşabilecekleri tek araç olan televizyona da sürekli bok atıyorlar...

Televizyonu beğenmeyen sanatçılarımızın mantığıyla ‘Asmalı Konak'ın dizisi beş para etmez, sinema filmi ise bir sanat eseri sayılmalı!

Hadi oradan be!

Nedir sanat? Kimdir sanatçı? Birileri çıkıp bunu açıklar mı hayrına?

Yılmaz Erdoğan, filmleriyle mi, tiyatro oyunlarıyla mı Yılmaz Erdoğan oldu... 'Deli Yürek' olmasa Kenan İmirzalıoğlu bugün Uğur Yücel'le 'Ejder Kapanı'nı çeker miydi? Nejat İşler bugün Türkiye'nin en iyi oyuncularından biriyse, sahnede Hamlet olarak "Olmak ya da olmamak" diye tirad atarak mı bugünlere geldi.

"Televizyondaki işler beş para etmez" muamelesi yapan oyuncuların en azından Haluk Bilginer'den Mehmet Aslantuğ'a, Suzan Aksoy'dan Cezmi Baskın'a, Tuncel Kurtiz'den Erkan Can'a, Olgun Şimşek'ten Uğur Yücel'e, Şebnem Bozoklu'dan İlker Aksum'a kadar daha aklıma gelmeyen bir sürü meslektaşına haksızlık ettiğini düşünüyorum...

Televizyon sayesinde ünlenen, para kazanan, tiyatro oyunlarına, sinema filmlerine seyirci çeken oyuncuların, "TV'yi ciddiye almıyorum" minvalinde sözler söylediğini ne zaman duysam tüylerim diken diken oluyor.

Bu en basitinden kendi mesleğine saygısızlıktır!.. Kendine saygısızlıktır...

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar