Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Bu cümle, İslam ülkelerinden bir kısmının şu andaki hali için kuruldu…

Bir Müslüman için ne acı bir cümle…

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Ürdün İsrail ile ilk anlaşmaları imzaladıkları fotoğraf beni tiksindirmişti.

İki dışişleri bakanının karaktersiz ve ruhsuz bakışları öylesine iticiydi ki, bir Müslüman olarak utandım.

HADDİ AŞMADA SINIR TANIMAYAN GAZETECİ

Bu anlaşmadan sonra, onların uydusunda olan ülkeler de sıraya girdi.

Teker teker İsrail ile dost oluyorlar.

Altın vuruşu Suudi Arabistan yapacak. En son o Trump’ın mısır sapı rengindeki saçlarının gölgesinde zalim Netanyahu ile anlaşma imzalayacak. Öncesinde kuşatma altındaki Gazze’ye birkaç bomba atmayı da ihmal etmeyeceklerdir. Müslümanların gözünün önünde rezil olacaksa tam olsun diye.

Öylesine abarttılar ki İsrail ile dost olmayı, Peygamber Efendimizin, Hayber’de Yahudilere haksızlık yaptığını ve Yahudilere tazminat ödemek gerekir diyen densizler bile oldu. Bu densiz BAE’yi yöneten kötülükler prensi Zayed’in paralı askeri gibi gazetecilik yapan Hamad AL Mazrouei.

FRANSA'YA SES ÇIKARAN YOK

Bu sözlerin yankısı Fransa’ya ulaştığında, Macron Peygamber Efendimize hakaret eden Charlie Hebdo karikatürlerini devlet binalarına dev afişler haline yansıtmakla meşguldü. Okullarda kitap olarak da dağıtacakmış.

Ses çıkaran yok. Türkiye’ye efelenenler Fransa’ya karşı sus pus.

Peygamberimizin kutlu şehri Medine’nin ve kıblemiz Mekke’nin bulunduğu Suudi Arabistan’dan, hani şu İslam dünyasının lideri olmak için yapmadığı dümen kalmayan Suudi Arabistan… Yemen’de, uyguladığı ambargo ve saldırılarda ölen çocukların feryadını duymayan bir devletten başka ne bekleyeceğiz ki?

Tüm bunlar olurken, Türkiye’ye ticari ambargo koymayı ihmal etmediler. Zira İsrail en büyük hasım olarak Türkiye’yi görüyor kendine. İsrail’e dost olan, Türkiye’ye düşman olmak zorunda şu anda.

Suudi Arabistan ve BAE, Türk mallarını boykot ediyor, marketlerde satılmasını da yasaklıyor utanmadan. Fransız parfümü ve Rokfor peyniri serbest.

SOKAKLARDA BAŞKA, İKTİDARDA BAŞKA TÜRKİYE ALGISI

İsrail’e dost, Fransa’ya karşı sessiz ama Müslüman ülke Türkiye’ye düşman… Nasıl dramatik bir hale geldi İslam dünyası.

Ama bir farkı anlatmam gerek. Lütfen bunu net anlayın.

İslam ülkelerinin tamamını gezdim. Sokaklarında dolaştım. Hep şunu gördüm: Sokaklarında ve halkında başka bir Türkiye sevgisi var ama iktidarda, medyada, sermaye çevresinde başka bir Türkiye öfkesi var. Bu öfke halklarının bize olan sevgisinden gelir.

Eğer bu ülkelerde adil bir seçim olsa, Türkiye’ye düşmanlık eden her parti seçimi kaybeder. Öylesine bir Türkiye sevgisi vardır halkta.

Gelin görün ki ne özgürlük, ne seçim, ne demokrasi var. Çoğu diktatörlükle yönetiliyor. ABD, konsolosluğunda adam boğazlayan bu diktatör ülkeleri dost edinen ve hiçbirine ses çıkarmayan Batı, Türkiye’yi diktatörlükle suçluyor.

ERDOĞAN’IN YANLIŞINI SÖYLEYELİM AMA ADİL OLALIM

İktidarın, Erdoğan’ın yaptığı hataları eleştirelim, konuşalım, onların eline koz vermesini dillendirelim. Lakin adaleti de elden bırakmayalım.

İslam ülkeleri arasında tüm eleştirilere rağmen, demokrasisi olan, halkın önüne seçme seçilme hakkı koyan ve Peygamber Efendimize hakaret edildiğinde sesini yükseltebilen yegane ülke de Türkiye’dir.

Ekonomiyi, yargıyı, bürokrasiyi, haksızlıkları eleştirelim ama Türkiye’ye yapılan haksızlığı da dillendirelim derim muhalefete.

Bu ülkenin Cumhurbaşkanına terörist diyen birine tepki vermek en başta muhalefete puan kazandırır.

Peygamberimize hakaret eden karikatürleri asan Macron’a “hadsiz” demek önce muhalefeti yüceltir.

Bunu da unutmayalım derim.

ŞUNU NOT EDELİM

İsrail ile dost, Türkiye ile düşman, Fransa’ya ürkek olan İslam ülkelerini gördükçe, yine klasik cümleler içinizde kabarmasın: “Zaten Araplar bizi arkamızdan vurmuştu”.

Fas’tan Malezya’ya kadar sokaklarında Türkiye sevgisi dip diri duran bir Müslüman dünyası var bunu not edin lütfen. Siz bakmayın kukla rejimlerin bize düşmanlık yapmasına.

Müslüman devletler birleşmez ama Müslüman milletler birleşecektir bir gün. Buna eminim

Azerbaycan’da görev yapan gazeteci arkadaşım anlattı.

“Bir taksiye bindik. Haber yerine gidiyoruz. Arkada durumu konuşuyoruz, gelişmeleri tartışıyoruz arkadaşımla.

İneceğimiz yere gelince borcumuz ne dedik.

Taksici döndü bize dedi ki, ‘siz Türkiye’den gelip bize destek olmak için çalışıyorsunuz. Sizden pul almanam’. Ne kadar ısrar ettiysek para almadı.”

Benzer olayları ben de çok yaşadım. Kahire’de, Gazze’de, Halep’te, Tunus’ta, Pakistan’da, Bosna’da…

Yemek yediğimiz restoran, bindiğimiz taksi, bir şey satın altığımız bakkal, Türkiyeli olduğumuzu anladığında bizden para almadı.

Kimi sizin ücretiniz Davos’ta “one minut” olarak ödendi dedi, kimi kardeşimden para almam dedi, kimi yaptığınız insani yardımla ödemiştiniz dedi… herkes bir gerekçe göstererek bize olan sevgisini para almayarak ifade etti.

Türkiye nefreti kusan ülkelere bakarak moralinizi bozmayın. Bizim milletlerin gönlünde çok müstesna yerimiz vardır.

Bunu doğru yönetirsek, bunu doğru beslersek, içeride birlik ve beraberliğimizi sağlarsak, aslında güçlü bir ülkeyiz.

Bunları neden yapmıyoruz anlamış değilim bu arada.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00