Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

İnsan kusuru, hatayı, yanlışı hep dışarıda arar.

Çok az kişi içe dönük sorgulamalar yapma cesaretini gösterir.

Bu nedenledir ki sorunlarımızı çözmekte çok zorlanırız.

Bu dönemlerde herkesin bir adalet serzenişi var. Adalet istiyoruz, arıyoruz, yokluğunu anlatıyoruz.

Devletten, yargıdan, siyasetten adalet talebimiz var. Haklı bir talep.

Peki bireyden adalet talebimiz olmayacak mı?

Yani sen adil bir insan mısın mesela?

Evet… Birey olarak kendinin adil, adaletli olduğunu düşünüyor musun?

Dürüstçe bu soruyu sorduğunda (muhtemelen iç sesinle yapacaksındır bunu) alacağın cevap büyük ihtimalle “hayır adil değilsin” olacaktır.

Bir iki örnek vereyim neden böyle bir kanaatim olduğunu anlayın.

Eğer çocuğun bir suç işlese, onu kurtarmak, beraat ettirmek için her şeyi yapar mısın, yapmaz mısın? Araya adam sokmalar, hakim, savcı bulmalar…

Ya da çocuğun işe girsin diye, binlerce kendisi gibi bekleyen insan varken, araya hatırlı isimleri sokmaya çalıştın mı, çalışmadın mı?

Hayatında hiç torpil yaptırmadın mı yani?

Devlet dairesinde bir işin olsa, çabuk hallolması için birinden ricacı olur musun, olmaz mısın?

Çocuğun iyi bir okula yazılsın diye ikamet adresini başka bir yerde gösterir misin, göstermez misin?

Mastır, doktoraya kabul için mülakata girecek hocaları aratır mısın, aratmaz mısın?

Hastanede sıra beklememek için, bankada işini çabuk bitirmek için, kargo hızlı gelsin diye, ev, araba, eşya alırken indirim olsun diye…

Daha sayamayacağımız çok şey için torpil yaptırdık değil mi?

Evet, yaptırdık. (Pek azımız hayır demiş olabilir. Onlar da başımızın üstünde taşıyacak kadar değerli.)

İşte o yüzden vicdanınız size “adil değilsin” diyecektir.

Aslında kendi yansımanı görüyorsun şu anda ülkede.

Sen neysen, yönetenler de odur.

Sen nasılsan, öyle yönetilirsin.

Sen adil değilsen, devlet de adil değildir.

Sen ne ekiyorsan, onu biçiyorsun devlette.

‘Herkes yapıyor, bir ben mi yapmayacağım?’ diyorsundur içinden.

Sen kendine bak.

Sen adilsen, çocukların, ailen de adil olur.

Ailen adilsen apartmanında, etrafta adaletsizliğe itiraz edecek gücün bulunur.

Sokağında mahallende herkes adilse, o şehirde adaletsizliğe karşı gelirsin.

Şehirde adilsen, orada adaletsiz başkan seçilmez, o belediyede, valilikte, devlet kurumlarında torpil işlemez.

Sen istemezsen milletvekili, belediye başkanı çocuğunu işe almak için sana torpil yapmaz.

Sen istemezsen, hastanede, postanede, okulda, iş yerinde torpille iş yapılmaz. Başkalarının hakları yenmez.

Böyle düşünürsen adalet tesis edilir.

Bir tek benim yapmamamla mı olacak deme. Tam olarak senden başlar her şey.

Kuranı Kerim’de bu konuda çok çarpıcı bir ayet vardır:

“Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahitler olarak adaleti ayakta tutun” (Nisa Suresi 135).

İslam dini tek bir ayetle açıklansa, sanırım benim için bu ayet olurdu.

Bu kadar çarpıcı bir ilke olabilir mi?

Düşünebiliyor musunuz, mahkemede kendi aleyhinize şahitlik yapıyorsunuz?

Düşünebiliyor musunuz, mahkemede bir yakınınız aleyhine şahitlik yapıyorsunuz?

İmkanı var mı?

Oysa Allah ayetinde bunu istiyor Müslümanlardan.

Ama gelin görün ki, bu dünyada en adaletsiz ülkeler Müslümanların yönettiği ülkedir.

Nasıl bir tezatlık var değil mi, Kuran’ın ilkeleri ve Müslümanların yaşamı arasında?

Ancak şunu unutmayın, Allah bu hitabı bireylere yapıyor, devletlere, kurumlara değil. Yani iman etmiş bir Müslümansanız, bu ayet doğrudan size hitap ediyor.

Müslüman olmasanız da, iman etmiş biri olmasanız da, ayetin ortaya koyduğu ilke ne kadar da insani ve yüce bir ilke değil mi…

Bu yüzden adalet önce bireyde başlar.

Şimdi aynaya bakın ve kendi yüzünüze karşı sorun:

Sen adil bir insan mısın? Dürüst bir vatandaş mısın?

Unutma her şey seninle başlar.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00