Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Çocuklarınıza neyi miras bırakacağınızı düşünmüşsünüzdür. Peki siyasette, ekonomide kültürde, sanatta, medyada gelecek kuşaklara neleri miras bırakacağız? Bizi nasıl hatırlayacaklar?

Bizden öncekilerin bıraktığı mirası düşünelim. Nasıl hatırlıyoruz onları ve nasıl yad ediyoruz?

Buradan gelecek kuşakların bizim hakkımızda neler düşüneceğini kestirebiliriz.

28 Şubat medyası, sanırım medya tarihinde en çok eleştirilen bir dönem olarak bize miras kaldı. O günün yöneticileri zaman zaman özeleştiri yapıp, şimdi aynı hataların yapılmaması gerektiğini söylüyorlar.

Bugün üniversitede geleceğin gazetecisi olacak çocuklar yetiştiriyoruz. Onlara bizden öncekilerin hatalarını anlatırken, bizim yaptığımız yanlışları da söylüyorum. Gelecekte aynı hataları yapmasınlar.

İKİYE BÖLÜNMÜŞ MEDYA DÜZENİ

Mesleğimizin halini düşündükçe, gelecek kuşaklara medya alanında hiç de iyi bir miras bırakacağımızı düşünmüyorum.

İktidarı merkeze alan bir medya düzeninde, sistem ikiye ayrılmış durumda. İktidarın her şeyine yanlış diyenler, her yaptığına doğru diyenler diye iki kamp oluştu. Aynı şekilde muhalefet için de geçerli bu kural. Her yaptığı doğru, her dediği yanlış diye hizaya dizilmiş durumdalar.

Oysa ki biz gazetecilerin yapması gereken çok basit bir kural var: Doğruya doğru, yanlışa da yanlış demek.

İktidarın ya da muhalefetin, doğruyu yaptığını da yanlış yaptığını da adil bir şekilde aktarmak. Bu kadar basit bir denklemi kuramıyoruz.

Bazı parti temsilcilerinin bazı kanallara çıkması yasak, haberini yapmak yasak, farklı görüşteki yazarların, yorumcuların ekranda görünmesi yasak.

Tek ses ve tek renk bir düzen.

Muhalefet ve iktidar medyasında durum aynı.

İşin acı tarafı, kimse bu durumu artık garipsemiyor, tuhaf bulmuyor.

HABERTÜRK FARKI

Bu kara düzen içinde Habertürk herkesten farklı olarak bir çizgi oturtmaya çalışıyor. Ekranlarını teröre, suça bulaşmayan herkese açtı. Her parti temsilcisi bu kanala gelip tezlerini anlatabilir, kendisini ifade edebilir. Haber değeri taşıyan her konu gündeme getirilir. Siyaseten bir angajman yok, sansür yok, gölgelemek, perdelemek yok…

Bu gazetenin yazarı olduğum için değil, adaletli olmaya çalıştığım için bu tespitleri yapıyorum. Burada yazamasaydım da aynı şeyi savunacaktım. Ki bunları söyleyen çok meslektaşım var.

Her görüşten insan köşe yazarlığı yapıyor. Solcu, sağcı, liberal, dindar, seküler… her renk ve ses duyuluyor köşelerde. İsteyen istediği köşe yazarını okuyabilir.

İki kutuplu ama tek düzeli medya dünyasında, Habertürk hepsinden ayrışarak merkeze oturttu kedini. İdeolojisi yok, siyasi angajmanı yok, tek sesliliği yok ve herkese eşit mesafede.

HDP hariç (terörle arasına mesafe koymadığı için) hiçbir parti, Habertürk ekranları bize kapalı diye şikayette bulunmadı.

Bu yüzden Habertürk herkesin ortak konuşma platformuna dönüştü. Sokaktaki insanların dilinde şu cümleyi çok duyarsınız “yine de Habertürk hepsinden çok iyi durumda”.

Şikayet ettikleri konular var mı? Elbette var. Ama kimse iktidar yanlısı ya da iktidar karşıtı diye şikayet etmiyor. Ortadan iki ayrılmış bu medya düzeninde, orta yerde durabilmek büyük başarıdır.

RTÜK’ÜN ADALETSİZ CEZASI

Böyle bir televizyon kanalında CHP milletvekilinin, canlı yayında sarf ettiği ve aklı başında hiç kimsenin kabul etmediği bir söz yüzünden RTÜK’ün çok ağır ceza vermesi, hakkaniyete ve adalete sığmaz.

Kanalın kurumsal temsilcisi olan moderatör Eren Eğilmez, bu sözlere itiraz etmiş, geri aldırmış ve sözün doğru olmadığını algılatmış olmasına rağmen bu ceza verildi.

Haklı olarak kanal yöneticileri şu soruyor soruyor: “Suçumuz neydi ki bu kadar ağır ceza verildi. Hem de en üst limitten”.

Çok sesli ve çok renkli bir medya politikası, bu sektörde herkesin alkışlayacağı bir politikadır. RTÜK, bu anlayışı tüm zorluklarına rağmen hayata geçirmeye çalışan Habertürk’ü cezalandırarak, saygın bir çabayı da baltalıyor, farkında değil.

NASIL BİR MEDYA DÜZENİ İSTİYORUZ?

Peki nasıl bir medya düzeni istiyoruz?

Tüm gün boyunca iktidar karşıtlığı ya da iktidar tarafgirliği yapan, tek rengin ve tek sesin hakim olduğu medya düzeninden memnun muyuz?

Cumhurbaşkanı Erdoğan bile bu medya düzeninden şikayet etmedi mi? “Sesimizi dünyaya duyuramıyorlar” demedi mi? Duyuramazlar tabi, zira bir vizyon ve kalite kalmadı artık medyada.

Bunu kırmaya çalışan Habertürk ise örtülü ambargolar ve RTÜK’ün asla kabul edilemez bir maddeden verdiği ceza ile mahkum edilmeye çalışılıyor.

Hiçbirine benzemediği, farklı olduğu, her sese ve renge yer verdiği için mi alıyor bu cezayı? Çoğu insan böyle düşünüyor artık.

TARİHE BÖYLE GEÇMEYİN

RTÜK tarihi, sıkıntılı bir tarihtir. Kamu denetçiliği adına yapılan kısıtlamalar ve verilen cezalar elbette iyi karşılanmaz. Ama adaletli olduğu sürece, cezalar aslında toplum ahlakını ve ülke düzenini koruyacak özellikte olur.

Ebubekir Şahin’i uzun yıllardır tanıyorum. Medya tarihine "eli kılıçlı, sansürcü, adaletsiz cezalar veren" bir başkan olarak geçmesini istemem. Ümit ediyorum bu hatalı cezadan dönülecek bir yol bulur.

‘Muhalefet kanallarına ceza verip, iktidarı destekleyen kurum başkanı’ imajını ve ezberini yıkması lazım. Bu kendisine bağlı. Bundan sonra yapacaklarına bağlı.

AK Parti iktidarı kutuplaşmış, güvenirliğini kaybetmiş, saygınlığını yitirmiş bir medya mirası bırakmak istiyorsa, bu düzeni devam ettirsin.

Ama biz, ülkenin saygın ve ahlaklı bir medyaya kavuşmasını isteyen gazeteciler, bu düzeni istemiyoruz. Yazdığımız gazetelerde, yorum yaptığımız televizyonlarda ve sosyal medya kanallarında özgür, adil, temiz ve saygın medyanın oluşması için çaba gösteriyoruz.

Habertürk bunun için çaba gösteriyor. Aksini iddia eden varsa, kendi kanalında bunu tartışacak kadar da özgüveni var.

Herkes yaptıklarıyla tarihe geçecek. Ve herkes yaptıklarını çocuklarına miras bırakacak.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00