Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Sadece son bir yılda 27 siyasi parti kuruldu. Türkiye’de toplam siyasi parti sayısı 107 oldu. Siyasette bir arayış var ama bunu artan parti sayısına bakarak söylemiyorum.

Zira bazı siyasi partilerin kurulma nedenleri gerçekten sahada siyaset yapmak ya da etkin bir siyasi aktör olmak için değildir.

Bir kısmı, 'bir gün parti lazım olur' diye, bir kısmı isim hakkını elinde tutmak için, bir kısmı da hobi olsun diye kurulmuş olabilir.

Ancak son birkaç yılda kurulan bazı partiler buna benzemiyor.

SÜREKLİ PARTİLERİ BÖLÜNÜYOR, YENİLERİ KURULUYOR

İYİ Parti’den istifa eden Ümit Özdağ ve arkadaşlarının da yeni bir parti kuracağını açıklamasıyla aktif siyaset içindeki patilerin bölünme süreçlerinin devam ettiğini görmüş olduk.

Sadece son birkaç yılda MHP (İYİ Parti), AK Parti (Gelecek, Deva), Saadet (Yeniden Refah), CHP (İnce ve Sarıgül) bölünerek yeni partiler doğurdu.

İlk defa ana partiden ayrılan bir (İYİ) partinin, yeniden bölünerek başka bir partinin (Ümit Özdağ) oluşumuna şahitlik edeceğiz.

Bunlar kamuoyunun yakından tanıdığı isimlerin kurdukları parti ya da başlattıkları hareketler. 2023 yılında yapılacak seçimlere kadar daha ne kadar benzeri bir durumla karşılaşacağız bilmiyoruz.

Peki ne oluyor? Neden sürekli partiler bölünüyor, yeni partiler, hareketler doğuyor? Birkaç sebebi var.

EGOSANTRİK PARTİLER

Cumhurbaşkanlığı sisteminin yeni parti kurmak isteyenleri teşvik, hatta tahrik ettiği artık su götürmez bir gerçek. Zira % 1 oy alacağını düşünen her siyasetçi, yeni politik denklemde yer alacağını düşünerek parti kuruyor.

Eskiden yüzde 10 barajını aşamayacakları için yeni parti kurmaya pek cesaret edilmezdi.

Ancak şimdi durum değişti. Artık % 1 oy alacağını kestiren herkes yeni bir siyasi parti kuruyor.

Bu partilerin ve hareketlerin bir kısmını, “egosantrik parti” olarak tanımlıyorum. Yani parti liderinin kişisel hırsları, hesapları, kavgası ve egosu nedeniyle kurulan partiler.

Bunların kimler olduğunu anlamak için şu soruları sormalısınız:

1. Partisinden ayrılma gerekçeleri fikirsel ve ilkesel mi?

2. Ortaya koyduğu farklı ve yeni bir söylem var mı?

3. Bir ideolojisi bulunuyor mu?

4. Kadroları güçlü, donanımlı ve liyakat sahibi mi?

5. Ülkenin geleceği için nasıl bir vizyonu ve politikası var?

6. İlk bakışta insana güven veriyor mu?

Bu sorulara verilen cevaplar içinde “hayır” çoğunluktaysa, incelediğiniz parti “egosantrik” bir partidir. Emin olun ilk seçimlerde siyaset sahnesinden silinecektir. Belki daha erken.

KARARSIZ SEÇMEN YANILMASI

Yeni partilerin kurulmasını tahrik eden bir başka şeyin de kararsız seçmen kitlesinin büyüklüğü olduğunu söyleyebilirim.

İktidar partilerinden şikayet eden seçmenin, kitleler halinde muhalefet partilerine akmadığı bir ortamda, kararsız seçmen aradığını bulamammış demektir.

Bunu gören yeni siyasiler, “seçmenin aradığı siyasetçi benim” diyerek ortaya daha bir cesaretle çıkıyor.

Bu konuda yanılabilir çoğu kişi.

Zira kararsız kitlesinin bu denli büyük olmasının sebebinin henüz seçim atmosferine girilmemesi olarak da okumak gerekir.

O atmosfer oluştuğunda seçmen; güven veren, düzeni sağlayacak hangi parti var ona bakar ve tercihini kullanır.

Tercihinin kesinlikle “egosantrik” bir parti olmayacağı söyleyebilirim.

SEÇMEN PARTİSİNİ ÖYLE KOLAY DEĞİŞTİRMEZ

Ancak şunu önceki tecrübelerden biliyoruz:

Türkiye’de seçmen şikayet etse de yıllardır oy verdiği partiden öyle kolay kolay kopmaz. Bekir Ağırdır’ın tespitiyle, bunu bir evliliğe benzetebiliriz. Evlilikte sorunlar olsa da, boşanma kararı öyle hemen verilmez. Artık hiçbir şartta ilişkinin yürümeyeceği anlaşıldığında seçmen partisini değiştirmeye karar verir.

Görünen o ki, seçmen Cumhur İttifakı’ndan şikayet etse de tercihini başka bir partiden ya da ittifaktan yana kullanmış değil henüz.

Buna mukabil, oyuna talip olan parti ve liderlerini izlemekten ve değerlendirmekten de geri durmuyor.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!