Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Sakarya’da, benim de büyüdüğüm mahallemde, çocukluk arkadaşlarım sık sık bir hayır işlemek için organizasyon yapıyor.

Kendi bütçelerinden, tanıdıklarından yardım toplayıp, bazen Afrika’da susuz bir ülkede su kuyusu açıyor, bazen yetim/öksüz giyindiriyor, bazen ramazan kumanyası yapıp dağıtıyor.

Kimi zaman bir mahalle sakininin çocuğu evlenecekse ona eşya alıyorlar.

Bazen hiç tanımadıkları garip gurebayı bulup onları mutlu edecek şeyler yapıyorlar.

Ne reklam, ne tanıtım, ne popülerlik, ne şatafatlı kampanyalar… Sadece iyilik yapıyorlar.

Ve sadece iyilik yapmanın mutluluğuyla yetiniyorlar.

Kimseden teşekkür, iltifat ya da övgü beklemeden, sessizce iyilik için çalışıyorlar.

….

İzmir’de mahalle sakini bir hanımefendi, bir gün mahallesindeki fakirlerin kimler olduğunu merak etti. Muhtara gidip, onun tespit ettiği fakirlerin kimler olduğunu sordu. Muhtar ona bir liste verdi.

O da mahallesindeki diğer sakinlere mektup yazarak, birlikte yaşadıkları mahallede yardıma muhtaç komşularının olduğunu, onlara yardım etmek isteyenlere ailelerin direkt irtibat adresini vereceğini söyledi.

Yardımların az geldiğini görünce, bu kez sosyal medya hesabından çağrı yaparak yardım severlerle, yardıma muhtaç aileleri görüştürdü.

Onlarca aile bu sayede biraz da olsa kendilerini rahatlatacak yardımlara kavuştu.

O yardımı yapanları kimse tanımadı. Onların isimleri bir yerde yayınlanmadı.

Ne kadar yardım yaptıklarını, sadece yardım yapılan aile bildi.

Hiç görüşmediler ve sol elin verdiğini sağ el görmedi.

Ankara’da oturan bir grup gönüllü kadın, gecekondu mahallelerini dolaşarak orada yardıma muhtaç aileleri tespit etti.

Bu aileler içinde el becerisi olanlara satılabilecek eşyalar yaptırıldı. Oyuncak, masa örtüsü, süs aynası, banyo malzemeleri yapılarak satışa çıkartıldı. Buradan elde edilen gelirlerin tamamı el işlerini yapan ailelere aktarıldı.

El becerisi olmayan ailelere ise kendi bütçelerinden ya da çevrelerinden toplanan yardımlar dağıtıldı.

İhtiyaç sahibi birine sadece balık vermeyi değil, balık tutmasını öğrettiler.

Kendilerini yardım alan değil, üretim yapıp para kazanan insanın psikolojisinde tutarak, daha güçlü aileler olmasına katkı sağladılar.

Kimse bu insanları tanımadı. Boy boy fotoğraf çektirip, yardımlarının kampanyasını yapmadılar. Sessizce, sadece iyilik yapmanın verdiği huzurla çalıştılar.

Bir aile, ramazan geliyor diye kendi bütçelerinden ayırdıkları paralarla küçük kumanya paketleri hazırladı. Gıdanın haricinde kolilere minik süs eşyaları ve kitaplar da koydular. Evin küçük kızı da oyuncaklarından koydu. Sadece 5 koli hazırlayabildiler. Sessizce bunu tanıdıkları ihtiyaç sahibi ailelere verdiler.

Bunu tüm aile fertleri birlikte yaptı ve kimse bilmedi.

….

Ne kadar da naif erdemli davranışlar bunlar…

Hiç kimse bilmeden, yardıma muhtaç birine el uzatmak…

Onu incitmeden yardım etmek…

Ona bir şeyler ürettirerek kendisini iyi hissettirmek…

Son günlerde duyduğum birkaç iyi insan hikayesi bunlar.

Eminim daha duymadığım çok güzel hikayeler var.

Bu insanlar sayesinde toplumumuz ayakta duruyor biliyor musunuz?...

Sadece iyilik olsun diye, karşılık beklemeden, reklamını yapmadan iyilik yapan insan, pırlanta gibi, çok az bulunur.

Onlar toplumun temel taşıdır, direğidir.

Ne güzel insanlar bunlar…

Çok şükür ki, toplumumuzda böyle kıymetli insanlar var.

Hala canla başla çalışıyorlar. Hala yılmadan iyilik yapıyor, hala bunların reklamını yapmıyor, bir kişisel karşılık da beklemiyorlar…

Sizin de içinize bir umut doldu mu?

Bu insanların varlığını öğrenmek, şu kötü günlerde biraz olsun içinizi ferahlattı değil mi?

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00