Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

30 yıldır yazı yazıyorum. 26 yıldır profesyonel gazetecilik yapıyorum. Bunun 10 yılı siyasilere basın danışmanlığı yaparak, 3 yılı da devlete ait medya kuruluşunu (Anadolu Ajansı) yönetmekle geçti.

Yani hem özel sektörde hem devlette siyaset ve medya arasında uzun ve zorlu görevler yaptım.

Medya-siyaset ilişkisinin her iki tarafında bulunmamın bana kattığı çok önemli deneyimler, bilgiler ve kazanımlar oldu.

Bunları üniversitede öğrencilerime, köşemde okurlarıma yeri geldiğinde aktarmaya çalışıyorum.

Gördüğüm şudur ki mesleğimiz, gazetecilik can çekişiyor.

NEDEN CAN ÇEKİŞİYOR MESLEĞİMİZ?

Bunun birkaç nedeni var:

1. Dijital devrimin neden olduğu teknik nedenler.

2. Sosyal medyanın inanılmaz hızla büyümesi.

3. Politize olmanın getirdiği sorunlar.

4. Etik değerlerin yozlaşması.

5. Nitelik ve kalitenin değer kaybetmesi.

Belki buna başka maddeler de ekleyebiliriz.

Ancak sonuç itibariyle, mesleğe başladığım günden bu yana, hızlı bir erozyon yaşadığımızı görüyorum.

Gazetecilik bir tutku ve aşk işidir. Yoksa savaşta, afette, krizlerde gece gündüz çalışamazsınız.

Bu yüzden aşık olduğunuz mesleğiniz can çekişirken, gözünüzün önünde erirken, buna kayıtsız kalamıyorsunuz ve üzülüyorsunuz.

Sedat Peker kriziyle birlikte birçok gazetecinin ismi etik olmayan ilişkiler içinde yer aldı. Görünen o ki, daha birçok isim bu sorunlu ilişkiler ağının içinde anılacak önümüzdeki günlerde.

BU SİSTEME İTİRAZ EDİYORUM

Gazetecinin haber, köşe yazarının yorum ve bilgilendirme haricindeki ilişkileri her dönem sorun yaşadı aslında.

Benim ısrarla üzerinde durduğum konu; bunun yeni olmadığı, her dönem, siyaset-medya-ticaret ağında kirli ilişkilerin olduğudur.

Sadece aktörler ve iktidarlar değişiyor ama ilişki biçimi değişmiyor.

O zaman gazeteci, iktidar ya da iş adamının isminde değil, sistemde bir sorun var demektir.

Ben bu sisteme itiraz ediyorum ve bunun değişmesi gerektiğini söylüyorum bu yüzden.

Eğer isimleri tartışırsak, herkes bir önceki dönemden benzer örnekler vererek, tartışmayı içinden çıkılmaz hale getiriyor.

Sorunumuz, mesleğimizde bazılarının siyaset, ticaret ve diğer yapılarla etik ilişki kuramaması.

Bunu nasıl çözeceğiz?

TARAFSIZ OLANLAR DIŞLANIR HALE GELDİ

Basın ahlakı, fikir özgürlüğü, bağımsız haber, objektif yayıncılık sadece bugünün değil, çok uzun yılların sorunu.

Burada bir sistem sorunu var. Kurulu düzenin mesleği yozlaştıran yapısına itiraz etmek gerekiyor.

Tuhaflığa bakın ki, bugün sistem iktidar yanlısı ya da karşıtı olarak konumlanmak zorunda bırakıyor sizi.

Herkese eşit mesafede, kimin yanlışı varsa, kimin doğrusu varsa bunu olduğu gibi söylemenin tuhaf karşılandığı, böyle davranan gazetecilerin dışlandığı bir dönem yaşıyoruz.

Televizyon tartışmalarında en az yer verilen yorumcular, doğruya doğru yanlışa yanlış diyen insanlar. Hatta bu insanlar birçok televizyon ekranına çıkamıyor çünkü ambargolu. Çok garip gerçekten.

DÜRÜST GAZETECİLERİN SESİ DAHA ÇOK ÇIKMALI

Sorunları konuşmak yerine artık çözümleri konuşmak gerekiyor. Çünkü hepimiz sorunların ne olduğunu biliyoruz.

Ben sistemi tartışmaktan yanayım. Bu sistemi nasıl değiştireceğiz?

Yüzlerce, binlerce kaleminin hakkını veren, namusuyla çalışan, ne siyasi ne ekonomik ne de gayri meşru hiçbir kötü ilişkiye bulaşmayan gazeteci var bu ülkede.

Doğru bir yerde durmaya çalışan, herkesle eşit mesafede ilişki kurmak isteyen medya kuruluşları var.

Bu dürüst gazetecilerin daha çok sesinin çıkması, daha cesur adımlar atması gerek.

Aşık olduğumuz mesleğimizi nasıl bu halden kurtaracağımızı konuşmalıyız.

Özeleştiri yaparak, sağlıklı analizler yaparak, fikir üreterek doğru düzgün bir sistem kurmalıyız.

Yoksa gelecekte gazeteci demeye utanacağız.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00