Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        HDP’nin siyasetteki konumu her geçen gün kritik hal alıyor. Sahip olduğu oy potansiyeli, % 51 dengesinde hayati bir rol oynamasından kaynaklanıyor bu kritik konum tabii ki.

        Muhalefet cephesinin, HDP’ye karşı nasıl bir duruş sergileyeceğini tam olarak belirleyemediği aşikar.

        HDP, PKK ilişkisinin artık reddedilmez bir gerçek olması, ellerini kollarını bağlıyor doğal olarak. Görüldüğü gibi PKK, sadece toplumu terörize ederek değil, siyaseti zehirleyerek de ülkenin demokrasisine büyük zarar veriyor.

        Yoksa PKK ile arasına mesafe koymuş olsa, HDP’nin siyasette nasıl etkili olacağını, onlarla ittifak yapmak için değil sadece muhalefetin, iktidarın da büyük istek duyacağını o zaman görürdük. Ülkedeki demokrasi de böylece daha güçlü hale gelirdi.

        Ancak HDP bunu yapamadı, yapamaz da zaten. PKK, HDP’yi esir almış bana göre.

        MUHALEFET CEPHESİNDEKİ ZIT TUTUMLAR

        Muhalefet son derece karmaşık ve hassas olan bu konuda, tam olarak doğru stratejiyi kuramadı bir türlü.

        Son açıklamalarına bakalım.

        Kılıçdaroğlu, Selahattin Demirtaş’ın haksız yere tutuklandığını ve serbest bırakılması gerektiğini söylerken, Meral Akşener, HDP’yi PKK’nın yanında konumlandırdı.

        İki ortağın birbirine zıt açıklamaları, doğal olarak milletin kafasında bir karışıklık yaratıyor.

        Tezkere konusunda da zıt yerlere düşmüşlerdi. O da HDP yüzünden düşülen bir zıtlık iki ortak açısından.

        REKLAM

        Dolayısı ile muhalefet rahat siyaset yapmıyor.

        HDP YÖNETİMİ VE SEÇMENİ AYNI MI?

        HDP yönetimi PKK’yı bir türlü kınamaz ve ondan ayrışmazken, HDP seçmeni içinde bunu yapabilen aslında çok sayıda insan var.

        HDP’ye oy veren 6 milyon insana, “PKK terör örgütü müdür?” diye sorsanız, büyük bir çoğunluğun “evet” diyeceğini görebiliriz.

        Bu durumda HDP yönetimiyle, seçmenini aynı kefeye koymak çok yanlış bir tutum olur.

        Ancak bu ayrımı ne iktidar, ne de muhalefet cephesi yapıyor.

        Öte yandan HDP’ye yapılan tüm baskılar, hakaretler ya da kapatma davası, ona oy veren seçmende partisine sahip çıkma duygusu yaratıyor aynı zamanda.

        Bugüne kadar PKK-HDP ilişkisi üzerine yapılan yayınlar, açıklamalar, baskılar seçmenin HDP’den kopmasına değil, tersine daha da sahip çıkmasına neden oldu.

        HDP konusunda her açıklamayı, her hakareti, bir kimlik aidiyeti üzerinden kendisine yapılmış gibi algılıyor HDP seçmeni.

        Bu da partisine sahip çıkmasına, diğerlerine mesafeli davranmasına neden oluyor.

        Peki bu durumda muhalefet ne yaparsa HDP seçmeninin oyunu alabilir?

        HDP-SEÇMEN AYRIMINI YAPAN OYLARI ALABİLİR

        HDP’ye sahip çıktığında, hem CHP hem de İYİ Parti kendi tabanından tepki alıyor. HDP’ye tepki gösterdiğinde ise oylarını almak istedikleri HDP seçmeninden tepki görüyor.

        Bir çıkmaz sokak gibi görünen bu durumdan kurtulmanın tek yolu var: HDP yönetimiyle, partiye oy veren seçmen ayrımı yapacak bir siyaset ve söylem geliştirmek.

        HDP yönetimini PKK’dan uzaklaşmadığı için kınarken, HDP seçmenine kimliğiyle birlikte sahip çıkmak, onu kucaklayıcı, sahiplenici söylem geliştirmek bu insanları etkiler.

        Bu sadece muhalefet için değil, iktidar partileri için de geçerli.

        Her ne kadar cılız olarak bu söylemi dillendiren siyasetçiler bulunsa da, bunun güçlü bir politika olarak dillendirilmesi ancak algılanmasına etki edebilir.

        Bunu samimice yapan partinin, HDP tabanından oy alacağına enimim.

        Diğer Yazılar