Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Seçim gündemine kaptırdık kendimizi. Ben de öyle. Dün Hatay’a dördüncü kez gidince birden kendime geldim. Asıl gündemimiz burasıydı aslında.

        Asıl sızlayan yaramız, derdimiz, yanan yüreğimiz burasıydı.

        Şehre girdikçe 3 ay önce burada geçirdiğim günleri, şahit olduğum acıları, bizi perişan eden görüntüleri yeniden hatırladım.

        Zaten enkazın bir kısmı, yıkık binalar, tarumar olmuş sokaklar aynı şekilde duruyordu.

        DEPREMDE YUVA KURMANIN HİKAYESİ

        Bu kez Hatay’a biraz olsun insanı teselli eden, biraz olsun mutlu eden, az da olsa yaramıza merhem olan bir şey için geldim.

        Yuva kurmak…

        Bunun nasıl bir şey olduğunu daha ilk günlerde acı içinde görmüştüm.

        Evi yıkılan bir anne, bir baba ilk önce soğuktan, yağmurdan çocuklarını, yakınlarını korumak için bir yer ararlar.

        Arabası olan arabasında kalmıştı çoluk çocuk.

        Olmayanların ise türlü türlü çareler bulmaya çalıştığına şahit oldum. Sanırım insanı perişan eden çarelerdi bunlar.

        Çöp poşetlerinden, karton kutulardan barınacak yer yapanı gördüm.

        REKLAM

        Tarlanın ortasında naylon serada kalanı gördüm.

        Evinden kurtardığı kilimden, halıdan, battaniyeden bir köşede, başlarını sokacak barınak yapanı gördüm.

        Kamyon kasasında kalanlar vardı…

        İnsanoğlu yuvası olmadan yaşayamaz.

        İşte depremin ilk günlerinde herkesin ilk derdi bu yüzden yuva kurmaktı.

        Sonra çadır buldular zor zahmet. Günlerce o iptidai şartlarda kaldıktan sonra çadır onlara çok lüks bir yuva gibi geldi.

        Oysa yağmurda su bastı, soğukta üşüttü, sıcakta bunalttı o çadırlar.

        Ancak öylesine mütevekkil ki insanımız, bu haline şükretti.

        Ama o çadırlarda -10 derece soğukta bebeklerin kaldığına şahit oldum. Sanırım tüm süslü laflar, hayata dair tüm planlar o gün çöktü zihnimde.

        Ardından konteynerler geldi. Bu kez bez çadırlardan sonra konteyner onlara çok lüks yuva olarak görüldü.

        Oysa yazın bunaltacak kadar sıcak oluyor bazıları.

        Hepsi gidemedi, hepsine konteyner çıkmadı.

        Hala yüzbinlerce insan çadırda kalmaya, oraya “yuva demeye” devam ediyor.

        YENİ YUVALARA KAVUŞANLAR

        İşte bu insanlardan bir kısmını çadırdan kurtarmak için yeni yuvalar yapıldı ve ben onları görmeye geldim.

        Bu kez depremde yuvanın üçüncü aşaması. Kalıcı konut bunlar.

        Habertürk televizyonunun da sahibi olan Ciner Grup, Hatay’da 100 kalıcı konut yaptı. Hem de 60 gün gibi kısa sürede.

        REKLAM

        İşte bu yuvalar sahiplerine teslim edildi dün.

        Öyle güzel olmuş ki… O kadar ince düşünülmüş ki… 70 metrekarelik evin içinde yatağından çarşafına, mutfaktaki tencereden, klimasına kadar her şeyi hazırlamışlar. Beyaz eşyalarda Koç Grubu, klimalarda Mitsubishi destek olmuş projeye.

        Kışın üşütmeyecek, yazın bunaltmayacak özellikte yapılar.

        Depremzede sadece kişisel kıyafetlerini alıp eve yerleşecek. Mutfaktaki buzdolabında da on günlük yiyecekleri hazırlanmış.

        AFAD ile yapılan protokolde bu evlerin, eşini kaybetmiş yalnız ve çocuklu kadınlara, engelli çocuğu olan ailelere verilmesi istendi. Onlar gelmişti.

        Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Tekdağ’ın “huzur içinde yaşayın inşallah” diye anahtarı teslim ettiği iki kadın konuşurken, orada bulunanların yüzlerindeki acıyı görebiliyordum. Depremde eşini, çocuğunu, annesini, babasını kaybedenlerden sadece iki kadındı bunlar.

        “Bu evler acımızı dindirdi, bizi teselli etti, hayata bağladı sağ olun. Allah hepinizden razı olsun” dediler.

        Dimdik ayaktalardı. Bizim kadınlarımız böyledir. Söz konusu yuva olunca dişi aslan gibi güçlü olurlar.

        Şimdi o naylon barınaklarla başlayan yuva kurma mücadelesinde sona gelmiş, artık ömür boyu kalabilecekleri gerçek yuvalarına kavuşmuşlardı.

        ASIL GÜNDEMİ UNUTMAYALIM, YARDIMI KESMEYELİM

        Çok acı haberler, hikayeler, fotoğraflar paylaştım ama bu kez mutlu bir yuva hikayesine şahit oldum deprem bölgesinde.

        “Sen deprem bölgesinde tüm acılara, sıkıntılara şahitlik ettin, o yüzden bunları görmen için davet etmek istedim” dedi Ciner Grup'un Sahibi Turgay Ciner telefonda.

        REKLAM

        Gerçekten de çok umutlu oldum gördüklerime. Aynı güzel konutların tüm deprem şehirlerinde de yapmak istediğini söyledi Turgay Ciner. Daha da mutlu oldum.

        Defalarca yazdım ve ekranlarda anlattım:

        Bu depremde müthiş bir dayanışma örneği sergileyen milletimiz, bu imtihanı iftiharla geçti.

        İş adamlarımızın cömertliği, fedakarlığı dünyaya örnek olacak kadar etkiliydi.

        Biliyorum onlarca iş insanı, yardımsever deprem bölgesine yardım yapmaya devam ediyor.

        Kim nerede, hangi yardımı yapıyorsa gidip görmeye, onları anlatmaya hazırım. Allah bu yardımsever insanların ayağına taş değdirmesin.

        Biz şimdi seçim gündemine kapıldık gidiyoruz ama milyonlarca insanımız o deprem bölgesinde yaşamaya devam ediyor. 1.5 Milyon insanımız çadırlarda kalıyor.

        Asıl gündemimiz orası, asıl sızlayan yaramız orada.

        Merhem olmaya, çareler bulmaya, yardım etmeye devam etmek zorundayız.

        Diğer Yazılar