Rotterdam'dan üç yarışma filmi
Rotterdam'da Hivos Kaplan yarışmasının yarıdan fazlasını tamamladım. Ancak an itibarıyla seçki zayıf, henüz içime sinen bir film yok. Özellikle Hollanda ve İran temsilcilerinin, ‘deneysel’ ve ‘belgesel’e daha yakın olduğu kesin. Amerikan filmi “A Woman, A Part”, ‘vasat’ olsa da beş yarışma filmi arasında sivrilebiliyor. 28 Ocak’ta start alan 45. Rotterdam Film Festivali’nin ödül töreni 5 Şubat gecesi yapılacak.
Amerikan sinemasında oyuncu bunalımlarını ele alan çok fazla film var. Özellikle son 15 senede işin ‘bağımsız’ kanadında böylesi yapıtların sayısı arttı. “A Woman, A Part” (2016) onlardan biri. Elisabeth Subrin imzalı eser, 44 yaşında, popüler bir TV dizisiyle ünlenen, Emmy ödüllü bir aktrisin New York’a gidip her şeye sıfırdan başlama öyküsünü anlatıyor.
GERÇEKÇİ OYUNCU BUNALIMI
Elbette bir “Açılış Gecesi” (“Opening Night”, 1977), bir “Perde Açılıyor” (“All About Eve”, 1950), bir “Persona” (1966) beklemiyoruz. Ama Subrin senaryosunu da yazdığı eser için daha ziyade karakterlere ve dramatik dönüşümlere yoğunlaşmış. Maggie Siff’in Anna performansının katmanlı olduğu söylenebilir. Onun ‘biseksüel oyuncu draması’na katkıda bulunan psikolojik ruh hali ise iyi veriliyor.
‘BELGESEL’ OLARAK KALMASI GEREKEN ‘RADYO FİLMİ’
“Radio Dreams”, meselesiyle dikkat çeken bir çalışma. Afganistan’ın ilk rock grubunun hikayesini ‘belgeci’ bir üslupla anlatıyor. Kağıt üstünde görüntü yönetmeni, iki kurgucu derken teknik ekip iyi kurulmuş. Ama işin tuhafı bunları kullanmak için bir görsel malzeme yok.
Afgan müzik grubunun Metallica’yı bekleme hikayesi, hissiz bir el-omuz kamerasıyla devreden çıkıyor. Renklerin en düşük çözünürlüklü kameradan alınmış gibi durması, yakın planların patlaması derken, mizah da aslında ötekileştirici bir yaklaşıma yarıyor. Film büyük oranda ikili diyaloglardan ibaret, kapalı mekanda geçiyor ve karanlığa kayınca odağını da kaybedebiliyor.
Böylesi ilginç bir alt kültür nesnesini hiç iyi kullanamıyor. Ama Babak Jalali ikinci sinema eserinde de uluslararası arenada önemli bir festivalde açılmasıyla sükse yapabilir. Zira ‘İran’da yaşamayan İranlı yönetmenler’ artmaya başladı. Kült olabilecek Bahman Ghobadi’nin “Kimsenin İran Kedilerinden Haberi Yok”unun (“Kasi Az Gorbehaye Irani Khabar Nadareh”, 2009) plastik dokusu, kurgusu ve özeni yok burada. “Radio Dreams”in en büyük sıkıntısı bu.
ÖĞRENCİ DENEYİ GİBİ
Fiona Tan’ın “History’s Future”u ise farklı bir form denemesi. Enstalasyon sanatçısının araya yerleştirdiği ‘modern sanat müzesi’nden fırlamış parçalar aslında ilginç. Ama film, kurmaca olmaya çalışırken kötü başrol oyuncusundan itibaren tökezlemeye başlıyor. Bu sayede de model oturtma denemesinde, ‘sembolik rüyalar’, ‘gerçek hayat’ ve ‘hayal gücü’nün getirdikleri bir yere varmıyor.
Denis Lavant gibileri sadece entelektüel ekleme düzeyinde kalıyor. Tan, yeni bir şey deneyen öğrenciler gibi. Çaylaklığını hissettiriyor. ‘Herkesin bambaşka bir yorumu olacaktır’ kolaycılığının zararını görüyor. Ne anlattığını bilmeden ortaya attıklarını toparlayamıyor da üstelik… Deneysele kayarken kendini bu kadar ciddiye almak filmi küçük duruma düşürüyor.
KEREM AKÇA’NIN ALTIN KAPLAN YARIŞMASI İÇİN YILDIZ TABLOSU
A WOMAN, A PART: 4.5
HISTORY’S FUTURE: 2.1
MOTEL MİST: 3
OSCURO ANIMAL: 3.5
RADIO DREAMS: 2.5
- New York Film Festivali izlenimleri8 yıl önce
- Antalya'da ödülü 'Albüm' ve 'Tereddüt' hak ediyor8 yıl önce
- Antalya'nın ana yarışmasında 'Yeni Türkiye' sesleri8 yıl önce
- New York ve Toronto'dan Oscar'a bakış8 yıl önce
- Altın Portakal yeniliklerle başlıyor8 yıl önce
- NYFF'den '13th' ve 'The Rehearsal'8 yıl önce
- Filmekimi'nden üç film8 yıl önce
- 'Bugün olsa yine yaparım'8 yıl önce
- James Cagney müzikali parçalı bulutlu8 yıl önce
- NYFF'den ayrıksı ve deneyci filmler8 yıl önce