İlişkilerde 'saklı' ve 'flu' kalanlar
“İki Çizgi” (2008), “Rüzgarlar” (2013) derken Selim Evci, Türk sinemasının Antonioni’si olmayı garantiledi mi? Pek denemez. Ama bunlardan ilkinin “Macera” (“L’Avventura”, 1960), ikincisinin “Cinayeti Gördüm”e (“Blowup”, 1966) selam çaktığı çok açıktı. Üstelik bunu yaparken de sınıfsal açıdan çok görmediğimiz bir zümreye el attığı görüldü. “Saklı”da aslında öykünün ekseni 50 yaş üzeri bir yaş grubuna taşınıyor.
Bu sefer arada kalan bir kız var. İlhan Şeşen, kendisini temsil eden bir müzisyeni canlandırıyor. Onun metresi ise Duru adlı Türkü Turan’ın can verdiği seksi bir tipleme. Bizde “Ara” (2008), “Geriye Kalan” (2011) gibi net ve başarılı yasak ilişki filmleri çekildi. Evci bu alanda fark yaratma peşinde. Bunu da senaryosundaki dönüşlerle beceriyor. ‘Kızının arkadaşıyla ilişkiye giren adam’ kavramına bakarken, ‘yaşlı erkek-genç kız ilişkisi’ tabusunun ahlaki boyutuna başka bir pencereden bakıyor.
2.35:1’de orta planların hakimiyetinde bırakılan boşluklar da bir sınıfın rahatlığını gözler önüne seriyor. Ama çok yakın ve yakın planlar yeri geldiğinde duygu yoğunluğunu anlatmak için makro planlarla bir bağ kuruyor. Avrupa’da bu konuyla ilgili yapılmış filmlerden tek fark Settar Tanrıöğen (Ali Bey) sanki. Meseleye arabesk ve tutucu bir Türk erkeği olarak girince bütün ciddiyeti bozuyor. Bu sayede de aslında fazlasıyla bize uygun bir ‘baba’ refleksi görüyoruz. Hem fantezi yaptığı metresiyle seks ilişkisine giren, hem de kızının bu yaştaki adamla beraber olduğunu öğrenince tuhaf karşılayacak bir adam.
Türk halkının bazı olaylara tepkilerini test etme açısından değerli bir film “Saklı”. Saklı duyguları da bu noktada eline alıyor. Eğip bükmüyor net yol gösteriyor. Şeşen-Tanrıöğen çatışmasını uyum kesmesine yatkın açılarla vurguluyor. Görüntü yönetmeni Ferhat Öçmen dinginliğe eşlik ediyor. Bu durum karşısında ister istemez biz ‘saklı ilişkiler’i ve ‘bilinçaltındaki fikirler’i deneyimlemeye koyuluyoruz. Dar odak ve fluluk bir anlamda, utanç kaynağına dönüştüğü için saklanan şeylerin görsel karşılığı oluyor.
Evci seks sahnelerini de iyi çekmiş. Settar Tanrıöğen ile metresi arasındaki kameranın kapının arkasına konulduğu, gözlem yaptığı sahne çok iyi. Birinde çıplaklık, diğerinde kırmızı renk öne çıkıyor. Şeşen-Turan arasındaki yine yukarıda durup yakın plan alan kameranın ‘duygusuzluk’u anlattığı sahne başarılı. “Saklı” bu konuda yerli sinemada örnek teşkil edecek bir denemeye dönüşüyor. Evci, Pirselimoğlu, Ceylan ve Demirkubuz’un seks sahnesi çekmek isterken tökezlemesini hatırlatmıyor. Kariyerine bu eklemeyi de yapıyor.
Elbette burada motivasyon problemi var. Türkü Turan’ın İlhan Şeşen’le, babası yaşındaki adamla bağına dair senaryoya bir diyalog, bir flashback eklenmeliymiş. Bu haliyle biraz az inandırıcı duruyor. Sinematografi sıkıntısız, ama Evci’nin kariyerindeki ilk iki filmin vuruculuğunda, keskinliğinde değil gibi.
Belki de Woody Allen’ın “Suçlar ve Kabahatler”i (“Crimes and Misdemeanors”, 1989) ilk bilinen örneklerini Rohmer’de gördüğümüz ‘yaşlı erkek-genç kız ilişkisi’ tabusuyla yorumlanıyor. Araya bir Türk nesnesi iliştiren “Saklı”, saklanan duyguların, flu kalanların, gizli ve çarpıcı gerçeklerin peşinde. Üst ve orta sınıftaki ahlaki çöküntüyü usul usul eleştiriyor. Sanki son noktayı koymayarak, iki adama ikili plandan bakarak yarınların filmi olmaya çalışıyor.
- New York Film Festivali izlenimleri9 yıl önce
- Antalya'da ödülü 'Albüm' ve 'Tereddüt' hak ediyor9 yıl önce
- Antalya'nın ana yarışmasında 'Yeni Türkiye' sesleri9 yıl önce
- New York ve Toronto'dan Oscar'a bakış9 yıl önce
- Altın Portakal yeniliklerle başlıyor9 yıl önce
- NYFF'den '13th' ve 'The Rehearsal'9 yıl önce
- Filmekimi'nden üç film9 yıl önce
- 'Bugün olsa yine yaparım'9 yıl önce
- James Cagney müzikali parçalı bulutlu9 yıl önce
- NYFF'den ayrıksı ve deneyci filmler9 yıl önce