Bize de Bekleriz: Earth to Echo
Yeni milenyumun hemen başlarında ‘Paranormal Activity’, ‘[REC]’ gibi seriler yaratan ‘buluntu film’ çılgınlığı, zamanla diğer türlere de sıçradı. 2010’dan sonra gençlik/parti filmi (“The Virginity Hit”, “Project X”), polisiye (“Tehlikeli Takip/End of Watch”), fantastik (“Doğaüstü/Chronicle”), bilimkurgu (“4. Tür/The Fourth Kind”, “Ölüm Yolculuğu/Apollo 18”) ve felaket filmi (“Fırtınanın İçinde/Into the Storm”) de bu furyaya katıldı. Aslında işin korku ayağında “Canavar” (“Cloverfield”, 2008), “No Home Movie” (2008) “Grave Encounters” (2011), “The Bay” (2012), “Ayin” (“The Sacrament”, 2013), “Sx Kasedi” (“Sxtape”, 2013), “Piramitin Laneti” (“The Pyramid”, 2014) gibileri akılda kalacak. Geçmişe gidince “Cannibal Holocaust” (1980) örneği vizyonuyla bir ağırlık hissettirse de “Blair Cadısı” (“The Blair Witch Project”, 1998) tarihsel değerini kalitesine taşıyamamıştır.
Olatunde Osunsanmi’nin “4. Tür”ü (“The Fourth Kind”, 2009) de hiç fena değildi. Ama 2014 tarihli “Earth to Echo”, bu alanda keşfedilirse kilometre taşına dönüşebilecek etkili bir bilimkurgu denemesi. Zaman yolculuğu buluntu filmi “Sonsuzluk Projesi” (“Project Almanac”, 2015) onun yolunu izledi. Orada gençlerin zaman makinesi bulmalarıyla birlikte bodrum katında yaşadıkları, “Kapsül”ün (“Primer”, 2004) akıllı telefon uygulaması/oyunu versiyonu gibiydi. Aslında burada Dave Green, bu estetiği en belirgin haliyle karşımıza çıkarırken sınırları zorlamaktan ve görüntü kalitesini düşürmekten gocunmayan vizyon sahibi bir uzaylı istilası buluntu filmine imza atıyor.
Adeta 80’lerin ruhuna ‘cep telefonu’ ve ‘dijital kamera’ kullanımı ekleyen yapıtta üç-dört kaşif ruhlu çocuk “Genç Astronotlar”ı (“Explorers”, 1985) anımsatıyor. Bir ileriye bir geriye sarmayla başlayan seyir süreci ise olup bitenlere dair ‘demo’ yorumunu devreye sokuyor. ‘Buluntu film’ ezberi temelde bu çocukların bakış açılarına kesilerek lineer akışı parçalayan görüntülerden besleniyor. Böylece “[REC 2]”de (2009) görüldüğü gibi ‘öznel kamera’ tekniğine ‘online oynanan oyun’ mantığıyla bakılıyor.
Ama o serinin ikinci bölümünün aksine ‘Google Maps’ uygulamasından işaretli bölgelere tıklayarak ilerlemek meşakkatli bir hedefe dönüşüyor. “Earth to Echo”nun, cep telefonunun çektiği üzerinde lekeler olan görüntüyle aslında “E.T.”yi (“E.T.: The Extraterrestrial”, 1982) hatırlatırken, “Tehlikeli İlişki” (“Close Encounters of the Third Kind”, 1977) misali bir ‘uzaylı istilası’ araştırmasını da devreye soktuğu söylenebilir.
Fakat ilk olarak bir uzay gemisine benzeyen kol şeklindeki nesne (“Explorers”daki gibi) kısa sürede şirin bir uzaylıya dönüşüyor. Echo, iPhone’un yazı yazma sesini çıkarıyor. Tasarım açısından ise Spielberg’ün ‘E.T.’si ile Stanton’ın ‘Vol.İ’sini birleştiriyor. Ama onlardan daha atik, sevecen ve minik bir uzaylı robot tasviri bu... Konuşmadan da dostluk kurulup kucaklanabilecek bir tasarım harikası.
Ama onun devletin eline geçmesi derken macera çocukların gözünden akıyor. Aslında kurgu, “Project X” (2012), “Fırtınaya Doğru” ve “Sonsuzluk Projesi” kadar yorucu hale gelmiyor. Aksine akıllı telefonun kendisi veya formatıyla film çekilen bir dönemde (“Mommy”, “Tangerine”) yeni teknolojiye uygun vizyon sahibi bir üslup deneniyor.
Hızın, HD kameranın düşük çözünürlüğü umursamadan ‘iPhone’la çekilmiş izlenimi bırakması, bisikletle ilerleyen ekibin aslında bir android uygulamasının ya da oyununun içinde olduğunu hissettiriyor. Belki de “Koş Lola Koş”un (“Lola Rennt”, 1998) bilgisayar oyunu estetiğine getirdiği devrimci yorum, burada akıllı telefon üzerinden var. Bu sayede de ister istemez canlılık, dinamizm güncel duruyor. “Frekans” (“Cell”, 20016) gibi yama değil her şey…
Bu yepyeni kuşağa uygun dost uzaylı tasarımı da aslında alt tür adına devrimci, “Sonsuzluk Projesi” gibi ardıllarını oluşturmuş yönlendirici bir miras bırakıyor. E.T.’den daha şirin uzaylı yaratık tasviri bize emanet! “Kutu” (“The Box”, 2009), “İşaretler” (“Signs”, 2002), “Canavarlar Yaratıklara Karşı” (“Monsters vs. Aliens”, 2009), “İstila” (“Monsters”, 2011), “Göçebe” (“The Host”, 2014) gibi 2000-2015 arasının yaratıcı uzaylı istilası filmleri arasında hatırı sayılır bir noktaya yerleşiyor “Earth to Echo”. Belki de bunların en sevecen ve interaktifi…
En azından ‘android estetiği’ni devreye sokmasıyla bile benzerlerinden ayrılıyor. Büyük oranda kaşif genç ruhunu, hızlı ilerleyen yaratıcı bir alt tür filmine transfer ediyor. Dönemindeki türdeşleriyle belli bir seviyede rekabet etme olanağı yakalıyor. “Genç Astronotlar” ruhunu harekete manalı bir şekilde geçiriyor. Dave Green’in bir anda “Ninja Kaplumbağalar: Gölgelerin İçinden”e (“Teenage Mutant Ninja Turtles: Out of the Shadows”, 2016) sıçraması ise şaşırtıcı değil. Orada “Earth to Echo” gibi kalıcı ve zeki bir deneme yoktu belki. Ama kimisine boyutsuz ve yorucu gelecek olsa da, akıllı telefon jenerasyonuna uygun anlamlı bir tempo ve estetik vardı.
Ülkemizde Pinema’nın elinde ama ne vizyona girdi ne de ev sinemasında kendine şans bulabildi.
Earth to Echo
Yönetmen: Dave Green
Oyuncular: Teo Halm, Astro, Reese Hartwig, Ella Wahlestedt
Süre: 91 dk.
Yapım yılı: 2014
- New York Film Festivali izlenimleri9 yıl önce
- Antalya'da ödülü 'Albüm' ve 'Tereddüt' hak ediyor9 yıl önce
- Antalya'nın ana yarışmasında 'Yeni Türkiye' sesleri9 yıl önce
- New York ve Toronto'dan Oscar'a bakış9 yıl önce
- Altın Portakal yeniliklerle başlıyor9 yıl önce
- NYFF'den '13th' ve 'The Rehearsal'9 yıl önce
- Filmekimi'nden üç film9 yıl önce
- 'Bugün olsa yine yaparım'9 yıl önce
- James Cagney müzikali parçalı bulutlu9 yıl önce
- NYFF'den ayrıksı ve deneyci filmler9 yıl önce