Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com

Şüphesiz komedi bir emek işi. Bunu gerçekleştirmek için profesyonel bir ekibe ve doğru bir çıkış noktasına ihtiyacınız var. “Mutlu Aile Defteri” de üç senaristli, üç görüntü yönetmenli, iki müzisyenli bir ekip kurarak sahaya 1-0 önde çıkıyor. Bunun devamında ‘absürt’ karakterlere ve ‘masalsı’ rötuşlara sahip kaliteli bir durum komedisi sunmayı becerip neredeyse her saniyesinde kahkaha attırmayı başarıyor. Bu süreçte büyük oranda yeteneğini kanıtlarken hafif karikatürize tiplemelere ve ‘baba korkusu’na uyum sağlayan oyuncuların üst düzey performanslarının payı büyük. Bu noktada sitcom estetiği de keyifli bütüne katkı yapan bir görsel görüşe dönüşüyor. Yarın vizyona girecek Nihat Durak’ın “Mutlu Aile Defteri”, yerli sinemamızın aradığı komedilerden biri.

Aile komedisi deyince akla aslında çocukları hedef alan bir ‘şablon’ gelir. Ancak özellikle “Tenenbaum Ailesi” (“The Royal Tenenbaums”, 2001) sonrası bu durumda ‘belirgin’ değişiklikler olduğu kesin. Artık işlevsiz aileler ‘absürt’ rötuşlarla mercek altına alınmaya başlandı. Türkiye’de de “Korkuyorum Anne” (2004), “Şans Kapıyı Kırınca” (2005), “Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi” (2011) ve “Mutlu Aile Defteri” (2013) bu eğilimin etrafında dolaşan örnekler sunuyorlar. Ancak bu eserleri birbirinden ayırmak lazım.

Şans Kapıyı Kırınca” ile akraba

Balkan sinemasının geleneklerini akla getiren “Korkuyorum Anne” ile yapıbozucu, röntgenci duygulu, sitcom estetikli “Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi” bu konuda daha ‘olgun’ bir yere sahip. “Mutlu Aile Defteri”ni ise biraz ‘sitcom’ meselesinden kültür farkları komedisi yolu açan “Şans Kapıyı Kırınca” ile akraba olarak görebiliriz. Zira orada sitcom estetiğiyle canlanan parlak ve pespaye renk kullanımı, burada da sinematografinin ana dayanak noktasına dönüşüyor.

Ancak bunlardan birincisinin ‘kültür farkları komedisi’ adına adımlar atıp TV yarışmalarının yarattığı absürt durumları odağına alırken, ikincisinin ‘durum komedisi’ izinden bir kimlik belirlediği söylenebilir. Bu toplamdan açılan son kapı ise daha ‘kendini iyi hisset’ diyarlarına adapte ediliyor. Buradaki anlatıcının karga olması açılıştan itibaren bir ‘masalsı’ dolgunluk getirirken, ‘mizahi’ geri dönüşün katmanlarını da canlandırmaya yarıyor. Böylece “Amélie” (“Le Fabuleux Destin d’Amélie Poulain”, 2001) ve “Tenenbaum Ailesi” görünümünün ötesine geçip çığır açmak istemeyen film, ‘yarı postmodern’ bir elbise giyiyor.

Diyalog, karakter, renk ve performans dolgunluğuyla parlıyor

Nihat Durak’ın üç görüntü yönetmeni, üç senarist, iki müzisyen ve Aylin Zoi Tinel gibi yetenekli/modern bir kurgucuyla çalışması projenin yönelimini büyük oranda belirliyor. Bu detaycılık 90 dakikayı geçmeyen ve estetiksel anlamda uç noktalara gitmeyen eseri bir Akdeniz kültürüyle doldurarak hareketlendiriyor. Tuncel Kurtiz’den başlayan oyuncu kadrosunun yüksek uyumu ve karakter yetkinliği kahkahaların ardı arkasının kesilmemesini sağlıyor.

Çok alışık olduğumuz ‘baba korkusu’nun bir durum haline getirilmesi, fars duygusunun yönelimini belirlerken, karakterlerin ‘absürt’ eğilimlerle teneffüs etmeleri de mizahın boyutuna boyut katıyor. “Mutlu Aile Defteri”, büyük oranda iyi çizilmiş tiplemelerinin, doğru yazılmış diyaloglarının, zeki hayvanlarının ve arka planı parlak renklerle/yapay ışıkla/renk filtresiyle donatan sinematografinin profesyonelliği ile parlıyor. Adeta plastiklik ana amaca dönüşürken, renkler gerçek doğallığının çok ötesinde kullanılıyor.

Binnur Kaya ve Öner Erkan adeta doyumsuz!

Böylece karşımıza baba korkusu üzerine durumlar çıkarken, girizgahın bir ‘masalsı’ duruşla yapılması da birazcık Jean-Pierre Jeunet etkisini akla getiriyor. Babanın o kısımdaki ‘asker’ kimliğinin ‘çocuklarım 30 Ağustos, 29 Ekim ve 19 Mayıs’ta doğmalı’ inadıyla canlanması bir tarafa, bunu tanımlarken de kahkahaların altını doldurduğu görülebiliyor.

İlker Aksum’un beceriksiz dükkan sahibi, Büşra Pekin’in kötü dizi senaryolarının yazarı senarist, Bülent Emrah Parlak’ın piyango çıkan yalancı milyarder tiplemelerinin yanında Binnur Kaya, Öner Erkan ve Goncagül Sunar’ın da onların ‘eş’leri niyetine Wes Anderson karakterlerinden kopmuş şekilde yaşatılmaları önemli. Kaya ile Erkan’ın ikili veya tek olarak absürtlük ve kitschlik (bayağılık estetiği) rekoru kıran makyajlarla yakaladıkları değişim müthiş anlarla ve tanımsız yetenek patlamalarıyla yüzleşmemizi sağlıyor. Tabiri caizse doyumsuz bir güldürüyü beraberinde getiriyor.

Absürt karakterlerle örülü kültürel durum komedisi şablonu tutuyor

Karga Hulusi ve ‘7.’ ismi takılan köpek tiplemesi de bunlara eklenince Amerikalıların ‘Zor Baba’sı (‘Meet the Parents’) misali bir kültürel durum komedisi örneği izliyoruz. Babanın çocuklarına çektirdikleri üzerine gelişen durumlar, ardı arkası kesilmeden tesadüflerle iç içe geçirilince ise bir anlamda renk filtrelerinin, parlak renklerden aldığı gücün de, yüksek tempolu paralel kurguya kayan kurgu skalasının da, Mirkelam’ın Asuman şarkısından başlayan müziklerin de bir anlamı oluyor.

Böylece keskin bir taşlama ya da yüksek bir ‘estetik görüş’ izlemesek de oyuncuları, senaryosu, sinematografisi, kurgusuyla anılası ‘absürt’ rotuşlara sahip kaliteli bir durum komedisini tüketiyoruz. Neredeyse her nokta atışı esprinin yerine gelmesi ise “Mutlu Aile Defteri”nin 90 dakikasını anlamlı ve zeki kılıyor. Nihat Durak’ın açılıştaki eskitilmiş görüntülerle yakaladığı flashback sahnelerinin devamında aldığı renksel ihtişamla yürüyen karelerini ‘değer’li hale getiriyor.

Böylece dizi alışkanlığının dışına çıkan bir kimlik sergilemesi kaçınılmaz oluyor. Kendisinin bir-iki yer hariç sabit kamerayla çalışıp normal objektiflerin ve teleobjektiflerin dışına çıkmaması, ‘TV ekranına sıkıştırılma’ adına önem arz ediyor. Sitcom estetiğini desteklerken devamlılık hataları ve mantık boşluklarını asgariye indirgeyerek sınıfı geçmesine olanak sağlıyor. Böylece “İlk Aşk”tan (2006) beri sinema bilinci üzerine kafa yorduğunu kanıtlıyor.

FİLMİN NOTU: 6.2

Künye:

Mutlu Aile Defteri

Yönetmen: Nihat Durak

Oyuncular: Tuncel Kurtiz, İlker Aksum, Büşra Pekin, Bülent Emrah Parlak, Binnur Kaya, Öner Erkan, Goncagül Sunar

Süre: 90 dk.

Yapım yılı: 2013

keremakca@haberturk.com

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar