Kılıçdaroğlu kavga ederek seçim kazanabilir mi?
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu salı günü manifesto niteliğinde bir konuşma yaptı.
CHP’ye yakınlığı kuşku götürmeyen Cumhuriyet Gazetesi o konuşmayı “Kılıçdaroğlu adaylığını ilan etti” manşetiyle verdi.
Zaten sözlerinin içeriği de bir bakıma bu anlama geliyordu.
Fakat bu ilanı vatandaştan ziyade partisi içinde kendisinin adaylığına şüpheyle yaklaşanlara karşı yapıyor, “Ya bana katılın ya da yolumdan çekilin” diyerek onları bir seçim yapmaya zorluyordu.
Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının merkezinde ise bu iktidarla ‘Kavga edeceğiz’ mesajı vardı.
Öte yandan ana muhalefet liderinin kavga ilanının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan da kendi kavgasını başlattı.
Hem de en iyi bildiği, kendisine daha önce defalarca zafer kazandıran taktiklerle...
Tıpkı eski seçim kampanyalarında yaptığı gibi Gezi olaylarına destek veren tüm muhalif-seküler kesimleri doğrudan ve sert sözlerle hedef aldı. Camiden içki içildiği iddiasını dahi yineleyerek yine dindar-milliyetçi seçmeni arkasında hizalanmaya davet etti.
“Muhafazakarlık-yerlilik-millilik ve kalkınmacılık eksenli, ‘biz ve onlar’ ayrışmasına dayanan AK Parti söylemi, 20 yıldır muhalefetin yolsuzluk iddiaları ve ekonomik sorunlar temeline dayanan kampanyalarını mağlup etti.
2023 seçimleri öncesinde enflasyonda kısmi bir düşüş sağlanırsa yine işe yarayabilir.
Bu gerçek ortadayken ana muhalefet partisinin seçim kampanyasını kavga etme üzerinden kurgulamasının çok büyük bir siyasi strateji hatası olduğunu düşünüyorum.
“Çatışma ne kadar sert olursa, zafer de o kadar yakın ve görkemli olacaktır” sözleri tam manasıyla bir yanılgı çünkü...
Kazanımlarını kaybetmekten korkan endişeli muhafazakarlar devri sabık yaratılmasını istemiyor. Rövanş almak isteyen bir CHP zihniyeti karşısında Erdoğan’ı tercih ederler.
Muhalefete yerel seçimlerde büyükşehirleri kazandıran kavga değil uzlaşmacı dildi.
Kılıçdaroğlu profilinde CHP ile özdeşleşmiş değil sağ kökenden gelen, muhafazakarların da rahatça benimseyeceği adaylar gösterilmesiydi.
Yani Kılıçdaroğlu kavgaya girerse Erdoğan karşısında kaybeder.
İyi bir insan olması, bürokrasiden gelmesi, parlamenter sisteme geçiş sürecinde zorluk çıkarmayacak olması, muhalefeti bir arada tutması, helalleşme söylemi üzerinden toplumu barıştırmak istemesi...
Hepsi doğru, fakat yeterli değil.
Sadece kararsız AK Partililer değil, Deva, Gelecek ve Saadet Partisi tabanı da kavgacı bir Kılıçdaroğlu'na oy vermek istemez. Kürt seçmenin de ciddi oranda muhafazakar olduğunu, Erdoğan sempatisinin bölgede hâlâ çok yüksek olduğunu unutmamak gerekir.
Türkiye sosyolojisinin gerçekleri göz ardı edilerek seçim kazanılamaz.
Bu gerçeği muhalif seçmen de görüyor.
Kılıçdaroğlu aday olabilmek için sadece partisi içindeki arkadaşlarıyla değil anketlerde ismini geri atan geniş halk kitleleriyle de kavga etmek zorunda.
- Kılıçdaroğlu neden kaybetti?2 yıl önce
- Kılıçdaroğlu'nun Çanakkale ziyareti boşuna değil2 yıl önce
- Erdoğan'ın seçim vaatlerinin etkisi ne olur?2 yıl önce
- CHP oyları TİP'e kayabilir2 yıl önce
- Seçimin talihsizleri2 yıl önce
- Erdoğan "Değişim" dedi2 yıl önce
- Bakan Kurum: İstanbul'a iki yeni uydu kent kuracağız2 yıl önce
- Etiket yapıştırana gözaltı niye?2 yıl önce
- Depremde ampüte kalan çocuklarımız sahipsiz değil2 yıl önce
- İYİ Parti o bekçinin özrünü kabul etmeli2 yıl önce