Son Dakika

Geçmiş zamanın ve 'kapı'nın peşinde

12.04.2019 - 02:19 | Güncelleme:

Bazen bazı filmlerin özellikle meselesini önemseyip sevebilirsiniz.
“Kapı” benim için tam da böyle bir film oldu...
Filmdeki “kapı”, Yakup Usta (Kadir İnanır) ve eşi Şemsa (Vahide Perçin) için azınlık olmanın getirdiği bütün sıkıntıları, evsizliği, yurtsuzluğu ve ömür boyu sürecek ruhsal bir sürgünü temsil ediyor.
Ait olduğu evden sökülüp alınmış o kapıyı bulmak, yeniden sahiplenmek Yakup Usta için belki her şeyden daha önemli... Çünkü o kapıda yıllar önce kaybettiği oğlunun emeği var. Babadan oğula geçmiş bir zanaatın bütün incelikleriyle yapılmış bir kapı o... Baba – oğul sevgisini, geçmişi ve geleneği temsil ediyor.
Daha büyük resme baktığımızda, Anadolu'nun yitip giden tüm ustalarının göz nuru, emeği ve zanaatı var o kapıda... Ve Anadolu'nun acıları...

Yakup, Şemsa ve torunları Nardin'le (Aybüke Pusat) birlikte, Berlin'deki “huzurlu aile ev”inden kalkıp, terk edilmiş, harabeye dönmüş o Süryani köyüne geldiğimiz anlarda biz de o kapının sıradan bir nesne olmadığını hissediyoruz.  
Köyün sahipsiz kalması, kapının ganimetçilerin eline geçmesi aslında sadece Yakup ustanın değil, hepimizin sorunu... O kapıyı bağlamından koparıp aldığınızda kuşkusuz müzelerde sergilenecek kadar önemli bir zanaat örneği haline gelebilir. Ama yegane mesele o kapıya hak ettiği değeri vermek değil... Asıl önemli olan, o kapıyı yapan ustanın,  zanaatın ve kültürün hakkını teslim etmek...
“Kapı” işte tam da bunun için yazılmış ve çekilmiş bir film... Bir “kapı”nın geride bıraktığı o büyük boşluktan yola çıkıp Anadolu'nun kayıp zanaatlarını, yerinden yurdundan kopmuş insanlarını getiriyor karşımıza... O boşluğu doldurmak, kapıyı yerine koymak belki artık mümkün değil. Ama arkasındaki hikâyeyi anlatmak kuşkusuz önemli bir adım...
“Kapı” sadece nesneleri birer kültür objesi olarak saklayıp değer vermenin ötesine geçmemizi istiyor. Zanaatın arkasındaki duyguyu ve hikâyeyi anlatıyor. Dikkatimizi asıl önemsenmesi gereken noktaya, yani insana çekiyor... Filiz Üstün Durak'ın senaryosunu işte tüm bu düşündürdükleri nedeniyle sevdim.
Mardin, gerçekten masal gibi bir coğrafya... Bir resim olarak bağlamından kopardığınızda, insanın aklına fantazi filmlerine dekor olacak bir yer gibi gelebilir... Gittiğimde ben de aynısını hissetmiştim. Kaldı ki, Nardin'in Almanya'da konuştuğu kişi de kaldıkları yeri akıllı telefon ekranında görür görmez, “Game of Thrones gibi!” diyor... Haksız değil. Ama biliyoruz ki fantazi maceralarına gelene kadar anlatılacak o kadar çok gerçek hikâye var ki o bölgede... “Kapı” onlardan sadece biri...
Baba mesleği “ganimetçiliği” yapan Remzi (Timur Acar) ile Yakup Usta'nın aynı yola çıkıp kapının peşine düşmesi bir hikâye için gerçekten iyi bir çıkış noktası... Gerçi dede ile torunun yolculuk kararlarını çok hızla almaları ve hiç hazırlık yapmadan yola koyulmaları, çok sahici durmuyor ama karakter arasındaki çatışmalar her şeyi unutturabiliyor.
Yakup Usta kapıyı kaybettiği oğluyla yapmış, Remzi de babasından öğrendiği gibi kapıyı söküp üç beş kuruş uğruna satmış... Yan yana geldiklerinde iki ucu temsil ediyorlar ama yol bir şekilde onları birleştiriyor.

Senaryo yazarı Filiz Üstün Durak'ın Remzi'yi klişe bir kötü adam gibi çizmemesi yerinde bir karar... Remzi, film boyunca çıkarı peşinde koşan bir adam kuşkusuz. Hep öyle olmaya devam edeceği de belli... Kapı ya da eski altın paralar, onun için hep bulunup satılan nesneler olmaya devam edecek. Ama Yakup Usta'yla Galata'daki otelin balkonunda Haliç'e bakarken aynı duyguda birleşip onu anlayabilecek bir insan aynı zamanda...  
Filmin benim için en duygusal sahnelerinden biri Mardin – Kayseri yolundaki kamyoncu lokantasındaki sohbet ve buluşma anıydı... O sahne, bir zamanlar aynı topraklarda birlikte yaşayan insanarın dağılıp gitmelerini incelik ve hüzünle anlatıyordu.
Kayseri'deki eski bir Ermeni mahallesinden geçerken Yakup Usta ve Remzi'nin tümüyle farklı şeylerden söz ettikleri sahne de aklımda kaldı. Yaşam kültürünün değişimi ve insanların bu değişimi çok farklı bakış açılarından görmeleri gerçekten iyi anlatılıyordu...
Filmde sevmediğim şeyler de oldu... Melodram dozunun finale doğru, yoğun müzik kullanımıyla giderek yükselmesi mesela... Aslında filmin son bölümü sade bir anlatımla bence daha etkili olabilirdi. Yakup Usta'nın İstanbul'daki antikacıya (Şerif Erol) verdiği “etik” söylevi de biraz zorlama ve tiyatral bulduğumu söyleyebilirim. Bunlar, popüler Türk sinemasının en nitelikli örneklerinde bile yönetmenlerin vazgeçemediği alışkanlıklar. Kendi adıma daha serinkanlı, sade ve hikâyesine daha mesafeli yaklaşan filmleri seviyorum. Ama bu tür filmlerin Türkiye'de geniş seyirci  kitlesine ulaşmadığını hepimiz biliyoruz. İnsanların her akşam seyrettiği dizilere şöyle bir baktığımızda bunu görmek mümkün. Yeşilçam'dan beri devam eden egemen sinema geleneğimiz bu... Filmin ya da dizinin, seyirciden önce duygulanıp yükselmesi gerekiyor.   
Yönetmen Nihat Durak da bu estetiğin dışına çıkmamış ama  düzeyli bir örneğine imza atmış. Durak'ı daha çok televizyon dizileriyle tanıyoruz. “İlk Aşk” (2006), “Mutlu Aile Defteri” (2016), “Babam” (2017) gibi filmlerinde geniş kitleye seslenen nitelikli bir sinemayı hedeflediği ve meselesi olan  öyküler anlattığı kesin. “Kapı” bence en iyi filmlerinden biri...

Kadir İnanır, Türk sinemasının ikonik oyuncularından... Yakup Usta'nın kapıyı bulmak için gösterdiği, nerdeyse akıl dışı diyebileceğimiz kararlılığını ve ısrarını gerçekten iyi yorumluyor. Timur Acar'ın Remzi'ye getirdiği gerçekçi yorumu da sevdim. Vahide Perçin ise Şemsa karakterinde oyunculuk kalitesini bir kez daha gösteriyor. Özellikle aksanı çok iyi kullanıyor... Almanya'da doğup büyüyen birine göre aksanının biraz düzgün olması kafa karıştırıcı olsa da Aybüke Pusat abartısız, sade tarzıyla filme belirli bir katkı yapıyor.
Son olarak, Eyüp Boz'un, özellikle Mardin sahnelerinde bölgenin cömert güneş ışığını  sıcak bir sarıya dönüştürdüğü görüntü yönetimini sevdiğimi söylemem gerek.
Seyreden herkesi meselesine ortak edebilecek duyarlı bir film olması itibarıyla “Kapı”, bence haftanın iyilerinden biri...
Filmin notu: 6






Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300