Kanuni'nin 'masumiyet belgeleri'!
Bir diğer adı “Muhteşem Süleyman”dır. “Ömrünü at sırtından geçirdi” der bazı vakanüvisler. Ama ona asıl kimliğini veren “kanun”larıdır. O yüzden bir diğer adı “Kanuni”dir.
Ebu Suud Efendi, bütün işlerini kolaylaştırmış bir din adamıdır, “şeyhülislam”ıdır. Yaptığı, yapmak istediği her kanun dışı eylemine Ebu Suud Efendi mutlaka bir “fetva”yla bir gerekçe bulmuştur. Evladını mı boğazlatacak, en sevdiği vezirini mi ortadan kaldıracak, Ebu Suud Efendi’nin kara kaplı kitabında mutlaka onu masum gösterecek bir izah vardır.
O yüzden, Ebu Suud Efendi var olduğu için Kanuni Sultan Süleyman’ın gönlü rahattır.
Her ölümlü gibi Süleyman’ın da sırası gelir. Vasiyetinin içinde, kapağı sıkı sıkıya kapalı bir küçük çekmeceyle gömülmek de vardır. Alırlar Muhteşem Süleyman’ın naaşını kabrin başına götürürler. Şeyhülislam dahil, bütün paşalar, herkes oradadır.
Naaşı mezara indirirler, sıra çekmeceye gelir. İslam’da kaidedir, ölü eşyasıyla gömülemez. Ama çekmeceyle gömülmeye vasiyet eden herhangi bir ölü değildir. Vasiyetini yerine getirmemek olmaz...
Kabrin başında bulunanlar arasında ciddi bir münakaşa çıkar. Kanuni çekmeceyle gömülsün mü, gömülmesin mi?
Bunun için son kararı verecek olan Şeyhülislam Ebu Suud Efendi’dir... Onun fikri esastır. Ebu Suud Efendi son sözünü söylemeden tartışmanın hararetinden, çekmeceyi elinde tutan her kimse, o kişi dengesini kaybeder, çekmece elinden mezara düşer, kapağı açılır, Muhteşem Süleyman’ın naaşının üzerine bir yığın kâğıt dökülür.
Orada bulunanların hepsi, Ebu Suud Efendi de büyük bir hayretle çekmeceden çıkan kâğıtlara bakarlar. Allah’ım, Muhteşem Süleyman’ın mezara götürmek istediği bu kıymetli evrak ne olabilir? Ebu Suud Efendi kâğıtları alır, teker teker bakar. Baktıkça yüzünün rengi değişir.
Elindeki kâğıtlar, kendisinin yazdığı fetvalardır. Kanuni, Ebu Suud Efendi’nin ilk fetvasından son fetvasına kadar hepsini toplamış ve onlarla birlikte gömülmeyi vasiyet etmiş. Şeyhülislam fetvaları alır, hüzünlü bir edayla derin mezarda yatan hünkâra bakar, orada bulunan herkesin duyabileceği bir sesle şunları söyler:
“Hey be Koca Süleyman! Sen kendini kurtardın da ben ne halt edeceğim?”
Meğerse Kanuni, işlediği bütün günahlarına şeriata göre hukuki bir gerekçe bulmuş olan şeyhülislamın fetvalarını, öte dünyaya bir “masumiyet belgesi” olarak götürmeyi düşünmüş. Sorarlarsa eğer yarın mahşerde, “Vallahi o suçların hiçbirisini ben kendi başıma işlemedim, sordum şeyhülislama, ‘Dinen caizdir’ dedi, inanmıyorsanız işte vesikası” diyecekti.
Bir tarih kitabında rastlayıp naklettiğim bu hikâyeyi neden anlattım dersiniz?
Olan bitenler karşısında hiçbirimizin masum olmadığını anlatmak için. Her şeyde hepimizin az veya çok, mutlaka bir payı var. Günahı bir kişiye, bir partiye yükleyip kenara çekilmek dünyanın en kolay işi olsa gerek.
Hepimizin günahlarını tek bir kişi taşıyamaz. Bu memlekette trafik kazalarından heyelana, eşinden yediği azardan çocuğunun sınavda başarısız olmasına kadar, (Misal Allah şifa versin, kanser olduğunu öğrenen tiyatro sanatçısı Levent Kırca, “Beni Erdoğan kanser yaptı” dedi), hangi olumsuzluk varsa, hepsinin müsebbibi olarak örneğin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı gösterenlerin davranışı, şeyhülislamın fetvalarını öte dünyada bir “savunma belgesi” olarak kullanmayı düşünen Kanuni Sultan Süleyman’ın davranışından farklı değil. İşin kolayına kaçıyorlar. Bulmuşlar “Diktatör” dedikleri zaman başlarına hiçbir belanın gelmeyeceğine emin oldukları birini, bütün hayatlarını, bütün dünyalarını “onun sarayına yürümek”, “onun gladyosunu dağıtmak”, onu “başkan yapmamak” üzerine kurmuşlar; böylece sadece kendilerininkini değil bütün bir memleketin, civar memleketlerin, hatta bütün bir asrın yakıcı sorunlarının müsebbibi olarak onu gösterip vicdanlarını rahatlatıyor, bu vesileyle kolayca sorumluluktan kaçabiliyorlar.
En kolay iş bu olsa gerek.
En kısa yoldan kendini temize çıkarmak...
Nasılsa bütün günahı (hikâyemizde olduğu gibi) taşıyacak bir omuz var, sen de kendinden emin bir şekilde cennete doğru çık yola.
Sırat Köprüsü’nde yolunu keserlerse eğer, “Saray” de, devam et yoluna...