Son Dakika

Said-i Nursi’nin cenazesine kardeş refakati

23.09.2018 - 03:19 | Güncelleme:


 
Türkiye’de üç kişinin mezarının yeri meçhuldür.
1925 isyanının lideri Şeyh Sait’in, 1937 Dersim hadisesinin lideri Seyit Rıza’nın ve 1960 yılında kendi eceliyle vefat eden Bediüzzaman Said-i Nursi’nin...
Şeyh Sait Diyarbakır’da, Seyit Rıza Elazığ’da asıldı; Said-i Nursi ise Urfa’da eceliyle vefat etti.
Bu üç kişiden en çok Said-i Nursi’nin mezarının peşine düşüldü.

*

Said-i Nursi, darbeden kısa bir süre önce 23 Mart 1960 günü vefat etti. Urfa’da defnedildi ve kısa bir süre zarfında mezarı bir ziyaretgaha dönüştü.
27 Mayıs’ta askerler yönetime el koydu. Darbecilerin yaptığı ilk işlerden biri, Said-i Nursi’nin na’şını bulunduğu yerden çıkarıp bilinmeyen bir yere götürmeleri oldu.
Bu hadise üzerine şimdiye kadar çok şey söylendi, yazıldı. Birçok tanık konuştu, birçok nazariye ortaya atıldı.
Belli ki eğer devletin gizli arşivinde mezarın yerini belirten bir belge yoksa, bu pilav daha çok su kaldıracak.

*

Kürtlerin yaşadığı coğrafyada tekke ve medreseyi birleştiren Halidilik geleneğinin 20. yüzyıldaki temsilcilerinden biri olan, bütün hayatını Kürt medrese geleneğini canlı tutmaya adayan ve 2011 yılında vefat eden büyük alim ve mürşit Şeyh Muhammed Asım Oxini’nin Arapça yazdığı “Birkatü’l Kelimat” adlı ilginç kitabı; Prof. Kadri Yıldırım’ın “Menkıbeler Havuzu” adlı çevirisiyle Avesta Yayınları arasında çıkalı epey oldu, ancak bir türlü okuma sırası gelmedi, geçen gün “hadi bismillah” dedim, okumaya başladım.

Üstad kitabının “Zeyl” bölümünü, Kürt coğrafyasında yetişmiş meşhur alimlere ayırmış.
İster istemez söz, “Üstad Said Nursi ve Kardeşleri”ne de gelmiş.
Üstad Muhammed Asım’ın verdiği bilgiye göre Said-i Nursi Bitlis’in Hizan kazasının Sıpayirt nahiyesinin Nurs Köyü'nde yaşayan Sofi Mirza’nın dört oğlundan ikincisidir.
Kendisinden büyük ağabeyinin adı Mela Abdullah, kardeşlerinin de adı Mela Abdülmecid ile Mela Muhammed’tir. Bir de daha sonra Şam’a kaçan Mela Sait Pisyari ile evlenen ve orada vefat eden bir kız kardeşleri var.
Soyadı Kanunu çıktıktan sonra aile “Ünlükul” soyadını almış.

*

Üstada göre Bediüzzaman’ın ilmi “tahsili” değil, Allah tarafından bağışlanan “vehbi”ydi. İlk hocası ağabeyi Mela Abdullah’tır.
Ondan ayrıldıktan sonra Doğu Beyazıt’a gider, bir süre orada kaldıktan sonra memleketi olan Bitlis’i özler, oraya geri döner. Döndüğünde Bitlis’i, “her tarafından ilim akar” bir halde bulur.
Bediüzzaman’ın o günlerini anlatan Asım Oxini şu bilgiyi verir:

“Sadi-i Nursi o sıralarda ağalar gibi giyiniyor ve onlar gibi silah kuşanıyordu." (s.279)
Bu yüzden Şeyh-i Ekber olarak bilinen Şeyh Fethullah Verkanisi’nin bu ve buna benzer “bazı hareketlerini beğenmediğini”, bu yüzden kendisini “uyardığını”, Bediüzzaman’ın da bu uyarıyı dikkate aldığını da anlatan Üstad, Said-i Nursi’nin bundan sonraki hayatıyla ilgili hepimizin bildiği şeyleri satır başlarıyla verdikten sonra sözü mezar hadisesine getirir.
Bediüzzaman’ın kardeşi Abdülmecid Ünlükul’dan (ki o sırada Konya’da ikamet ediyor) dinlediği mezarının açılıp na’şının bilinmeyen bir yere götürülüşünün hikayesini, onun ağzından şöyle nakleder:

*

“Üstad’ın defnedilmesinden bir süre sonra subaylardan biri beni çağırıp ‘şu belgeyi imzala’ dedi. Okuyunca bunun benim adıma uydurulmuş bir belge olduğunu gördüm. Belgede benim adıma, ‘Ben kardeşimin cenazesini Urfa’dan nakledilmesini istiyorum’ diye yazılıydı. Ben, ‘Bu bana ait değil, imzalamıyorum’ deyince, bana, ‘Bu belgeyi imzalamak ve mühürlemek zorundasın’ dedi. O zamanki mahkeme gayri kanuni ve zorba bir örfi mahkeme olduğu için onaylamak zorunda kaldım. Birkaç gün sonra bir gece uyumaya giderken, birden kapı zilinin şangırtılı sesini duydum. Dışarı çıkınca karşımda subayları gördüm. Bana, ‘Gel işin var’ dediler. Ben ‘Bari elbiselerimi giyeyim’ dedim, onlar da ‘Peki’ dediler. Gidip elbiselerimi giydim ve yanlarına döndüm. Beni Konya Havaalanı’na götürüp bir uçağa bindirdiler ve tanımadığım bir şehre götürdüler. Sonra beni askeri bir araca bindirip değerli kardeşim Bediüzzaman’ın mezarı başına getirince beni Urfa’ya getirdiklerini anladım. Mezarın etrafında çok sayıda askeri yetkili vardı. Bana, ‘Sen kardeşinin cenazesinin Urfa’dan nakledilmesini istemişsin, biz de buna binaen mezarı kazıp toprağını çıkardık fakat taşları kaldırmadık, seni bekliyorduk, işte geldin’ dediler ve taşları da kaldırdılar. Cenazeyi mezardan çıkarıp bir uçağa koydular. Uçakla epey dolaştıktan sonra bilmediğim bir havaalanına indiler. Cenazeyi burada numarası değiştirilmiş bir askeri araca koyup birçok yer dolaştıktan sonra yeşillikli bir yerde durup indiler. Burada daha önce kazdıkları bir mezar vardı ve etrafında da çok sayıda asker bulunuyordu. Cenazeyi bu mezara koyup üstüne toprak attılar. Kimse buranın bir mezar olduğunu anlamasın diye toprağını yerle bir tevsiye ederek üzerine bir miktar yeşil ot koydular. Oradakilerden birine, ‘Bu yer neresidir, hangi şehirdeyiz’ diye sordum. Fakat bana, ‘Bu soruyu sorma, çünkü kimse bilmesin diye hükümet bunu gizli tutuyor ve kimsenin bunu soruşturması mümkün değildir’ dedi.” (s.284-85)

*

Şeyh Muhammed Asım Oxini kitabında ayrıca şu anekdota da yer verir:

“Norşinli Üstad-ı Azam’ın Şeyh Masum’dan olan torunu Şeyh Muhammed Maşuk şöyle diyor:
‘Bir seferinde ziyaret ettiğim Bediüzzaman beni görünce çok sevindi. Bir miktar sohbet ettikten sonra sergisinin altından çıkardığı karneler tomarından birini çıkararak, ‘Bunlar benim vasiyetlerimdir’ dedi ve bana okudu. Bu karnede, ‘Mezarım Allah ’tan başka kimsenin bilmediği bir yerde olacaktır’ diye yazılıydı.” (.s.285)

*

Belki de mezarın yerini Nur talebelerinin küçük bir kısmı biliyordur. Biliyor ama üstadın vasiyetine riayet ediyorlar, kim bilir?

*

Kitabında Bediüzzam’ın kardeşlerinin teker teker akıbetleri konusunda da çok değerli bilgiler veren Şeyh Muhammed Asım Oxini, “Üstadın yüce ailesinden geriye zürriyet olarak kimse kalmadı” diyor.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 03 Ekim 2018 Çarşamba 14:07
    Ustad bu güzel yazıdan dolayı sizleri kutluyorum.Mazlum coğrafyanın mazlum şehitlerinin mekanları Cennet olsun,zalimler için yaşasın cehennem.
  • Misafir 25 Eylül 2018 Salı 15:48
    kürt tarihi derken ?
  • Misafir 28 Eylül 2018 Cuma 16:59
    Sen bu cumlede ne anlatmak istiyon ? « Derken »
  • Misafir 25 Eylül 2018 Salı 11:23
    kürt tarihi en bilen kişilerdesin
  • Misafir 24 Eylül 2018 Pazartesi 11:54
    Düşünceler'den korka korka bu günlere geldik. Hâlbuki korkmadan çekinmeden dinlese idik şimdi çok iyi yerlere gelmiştik.
  • Misafir 24 Eylül 2018 Pazartesi 09:53
    YANİ???
  • Misafir 23 Eylül 2018 Pazar 10:40
    Yazı müthiş. Yine. Her zaman olduğu gibi.
Kalan karakter : 2000