Peter Handke’nin bir soykırım sevicisi, çağımızın gördüğü en büyük canilerden birisi olan Miloseviç’e hayranlığını gizlemeyen, onu seven, onunla dostluk kuran, mahkemesine giden, cenaze törenine katılan, Bosna-Hersek’te yapılan soykırımı Sırpların değil de Müslümanların kendi kendilerine yaptığını söyleyen birisi olduğunu hiç birimiz bilmiyor veya çok azımız biliyordu.

Güzel güzel kitaplarını okuyorduk.

Ta otuz yıl önce bizde çıkmış olan ilk kitabı “Kalecinin Penaltı Anındaki Endişesi”nden başlamak üzeri “Solak Kadın”ı, “Çocuğa Övgü”yü, “Kaspar”ı, “Karanlık Bir Gecede”yi, “Hiç Kimse Koyunda Bir Yıl”ı, “Don Juan”ı büyük bir merakla okuyor, birbirimize tavsiye ediyor, bir çoğumuz “günün birinde Nobel’i bu adama verirlerse ne iyi olur” diyorduk.

Çünkü sahiden de iyi yazardı.

*

Ancak iyi bir yazarın iyi bir insan olamayacağını Nobel sayesinde öğrenmiş olduk.

Çünkü Peter Handke’nin gezi kitapları, Bosna’da olup bitenlere dair yazdıkları bizde pek okur bulamadı, varsa yoksa romanları ve oyunlarıydı.

Bağlı olduğu Avusturya edebiyat geleneği içinde karanlık bir atmosferin içinde okuru gezdiren bir yazardı Handke... Postmoderndi. Bir tarafı sıkıcıydı. Gergindi, gerginliği okura geçiriyordu. Yarattığı atmosfer boğucuydu. Biçimciydi, içerikten çok yeni biçimler yaratıyordu. Edebiyatın her alanına el atmıştı. Şiir, oyun, roman, gezi, deneme... Oyunu romana, romanı oyuna yaklaştırmıştı. Kendine has bir dil kurmuştu, o dilin karanlık ormanında bizi başka bir dünyanın kapısını aralıyordu.

Bu durum da birçok iyi edebiyat okurunun hoşuna giden bir durumdu.

O yüzden 90’lı yıllardan başlamak üzere hemen hemen bütün kitapları Türkçeye çevrildi.

Hatta bizde yayınlanan ilk romanı “Kalecinin Penaltı Anındaki Endişesi” bugüne kadar tam dört baskı yaptı. Bir ara çok meşhur oldu. Hatta kitabın adı olur olmadık zamanlarda birçok kişinin diline pelesenk oldu.

*

Meğerse sevdiğimiz iyi yazar, şu anda nefret ettiğimiz kötü bir insanmış. Kötü bir insandan iyi yazar olur mu, olur? Peki o iyi yazar bizim için bir değer ifade eder mi? Şahsen benim için bir şey ifade etmez. Onu artık sevmiyorum, o kadar!

Dünya edebiyatında, bu tür kötü adamlardan meydana gelmiş iyi yazarlar gırladır.

*

İsveç Akademisi son yıllarda ağır bir bunalım yaşıyor. Bir taciz skandalı akademiyi altüst etti. O yüzden geçen sene ödül veremedi. O ağır sarsıntı, jüri üyelerinin de kafasını karıştırdı. Belki de birçok jüri üyesi, tıpkı bizim gibi Handke’nin bir “soykırım sevicisi” olduğundan haberdar bile değildi.

Ama haberleri olduktan sonra ödülü geri almamaları, şu anda saygınlıklarına büyük bir gölge düşürdü. İsveç halkının büyük bir çoğunluğu, jürinin bu kararının arkasında durmadı. Onları protesto etti. Hatta ödül alma gününe yakın, Nobel alan yazarlar İsveç’te okuma gecelerine davet edilirler. Bu sene Stockholm’un birçok semtinde Peter Handke protesto edildi, okuma gecelerine katılamadı. İki jüri üyesi, kendi yanlış kararlarının sorumluluğunu idrak ederek üyelikten istifa etti.

Yani anlayacağınız Avrupa’nın tümü el ele vermiş, bir soykırım suçlusunu yere göğe koymayan bir yazara, “Ne iyi ettiniz de Nobel verdiniz” demiyor. Orada da vicdan sahibi insanlar var, orada da iyilikle kötülüğü birbirinden ayıran insanlar çoğunlukta.

*

Peter Handke’nin aldığı Nobel’le ilgili en güzel saptamayı Sloven Marksist filozof Zizek yaptı. Aşağı yukarı şöyle bir şey dedi:

“Handke, 2014 yılında Nobel kendini lağvetmeli demişti. Bu sene Nobel’i almış olması, o gün söylediklerinin ne kadar isabetli olduğunu gösteriyor.”

 

*

Tarihin garip bir cilvesi; Peter Handke, Nobel Edebiyat Ödülünü, “10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü”nde aldı.

Bütün edebiyat otoriterlerinin ortak görüşü şu:

Peter Handke iyi bir yazardır!

Ama iyi bir yazar her zaman iyi bir insan değildir!

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!