19 Şubat 2001
Kiminize doğum gününü, kiminize evillik yıl dönümüzü,kiminize başından geçen tatlı veya tatsız bir olayı çağrıştırdı değil mi?
19 Şubat, Türkiye ekonomisi ve sosyal hayatı için oldukça önemli bir gün, 2001 yılında patlak veren krizin fiilen tüm ülkeyi etkilediği tarih.
Tam altı yıl önce Cumhuriyet Tarihinin en derin ekonomik krizi,bağıra bağıra gelerek her kesimden insanı etkiledi.
Sizler,bizler, bire bir olanları yaşadık, çoğumuz işsiz kaldı,işyerleri kapandı,bankalar
Aracı kurumlar, fabrikalar battı,gelirimiz çok düştü,ticari hayatta yaprak kıpırdamaz oldu,ne yerlisi ne de yabancısı ükeye güvenmez oldu, faizler, enflasyon, devalüasyon arttı, kısaca Türk ekonomisi ve sosyal hayatı 10-15 yıl geriye gitti.
Kizin nedenleri, çok yazıldı çizildi ancak şunu bir daha belirtmekte fayda var,hiç bir ekonomik kriz aniden (akut) olarak ortaya çıkmaz. Mutlaka öncü göstergeleri ve genellikle uzunca bir geçmişi vardır.
1970’lerin başlarından beri, süreğenleşen enflasyon, siyasi maksatlı kayırmacılık, sosyal yapının giderek bozulması,ekonominin temel sorunlarının çözülmekten ziyade ötelenmesi gibi olumsuzluklar, birike birike,kırılan fay hattı 2001 depremine neden olmuştur.
2001’den sonra, dış ekonomik şartlarında desteği ile,uygulana ekonomik program bazı sorunların aşılması adına oldukça başarılı sonuç verdi. İlk akla gelen ve programın temel hedefi olan enflasyon konusunda elde edilen kazanımlar küçümsenmemelidir.
Bunun dışında, toplumun büyük kısmının hissettmediği ama makro ekonomik olarak ölçülen büyümeninde başarı olduğu düşünülebilir.
Aslında çok daha önce alınması gereken,mali ve parasal önlemler 2001 den sonra hastanın ateşini düşürüp ayağa kaldırmıştır. Ancak vücüdün bağışıklık sisteminin zayıf olduğuda unutulmamalıdır. (virüslerin saldırabileceği en önemli zayıf ise cari açık ve işsizliğe bağlı sorunlardır.)
Ekonominin değişim sürecinde enflasyon ve bazı makro büyüklükler için feda edilen, İstihdam, sosyal kalkınma,gelişme gibi süreçlerinde artık değerlendirilmesi vakti gelmiştir.
Ekonominin hastalığın tam olarak tedavi edilip,bağışıklığını güçlendirilmesi için, ekonomik ve sosyal kalkınma modelleride hayata geçirilmelidir. Başta siyasi iktidar ve diğer ekonomik aktörler bu konuda çalışmaya başlamalıdır.
Sadece krizin yarattığı sorunları gidermek yeterli değildir. Daha önemlisi bu sorunlarla bir daha karşılaşılmasını önlemek olmalıdır.