Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Geçtiğimiz hafta dünyanın belli başlı merkez bankaları, Fed(ABD) Merkez Bankasının önderliğinde, uluslararası likidite sıkışıklığını aşmak için ortak hareket etme kararı aldılar. Bu yeni kriz önleme birliğinin diğer üyeleri ise, Japon Merkez Bankası(Boj), İsviçre Merkez Bankası, İngiliz Merkez Bankası ve örtülü destekçi, Avrupa Birliği Merkez Bankası olarak şekillendi.

        2007 yılınında finansal piyasalar için korkulu bir rüya olan, tutulu satış(mortgage) piyasasının yol açtığı, kredi piyasası bozuklukları,2008 de kâbusa dönüşebileceğinden, söz konusu merkez bankaları uzunca bir süredir ‘bir şeyleri’ önleme gayreti içindeler. Uluslararası kredi(fon alınıp-satılan)piyasalarda likiditenin(akışkanlığın) iyice azalması, fon satıcılarının arzlarını çekmeleri veya yüksek faiz istemeleri sonucu Libor ve benzeri uluslararası faiz ölçütleri hızla yükselmeye, alıcı ile satıcı arasındaki faiz makası(spreed) açılmaya başladı. Bu da zaten nakit ihtiyacındaki pek çok kurumu daha da zora soktu. Uzunca bir süredir, piyasaları paraya boğmak için çeşitli teknikler(repo, faiz indirimi, karşılıkların düşürülmesi gibi) kullanan Fed, bir yandan enflasyon-büyüme(veya büyüyememe) ve işsizlik gibi makro değişkenlerle uğraşırken Diğer yandan, piyasadaki likidite krizini tek başına çözmekte zorlanacağını gördüğünden farklı merkez bankaları ile koordineli hareket etmek için girişimlere başladı. Diğer önde gelen merkez bankaları da likiditasyon ve faizler konusunda benzer şekilde hareketler yaptıklarından(veya yapmaya zorunlu olduklarından) görünür olarak Fed’le iş birliği yapmaya sıcak yaklaştılar.

        Ama bu çabanın küresel boyuttaki, enflasyon, büyüme, işsizlik ve fon akışı konularındaki etkileri henüz tam olarak ölçülememektedir. Öyleki bazı durumlarda’kaş yapalım derken, göz çıkarma’ değimine uygun yaklaşımlarda gözlemlenmektedir.2008 yılında küresel ticari ve finansal piyasalarda duraklama ile birlikte, enflasyon korkusu şimdiden çokça konuşulmaya başlandı. Başta ABD olmak üzere, Çin, bazı AB ülkeleri, hatta Türkiyede bile enflasyon kaygıları artmaya başladı. Enflasyona alınacak önlemlerin genellikle para musluklarını kısıcı etkisi ile likidite artırma gayretleri taban taban zıt politikalar olduğundan 2008 de merkez bankalarının işlerinin daha da zor olduğunu söylemek falcılık olmaz. Üstüne üstlük bu denkleme daha büyüme, istihdam gibi değişkenlerde dâhil edildiğinde durum daha da güçleşmektedir.

        K.Marks, ‘dünya işçileri birleşin’ derken, günün biride dünya merkez bankalarının birleşeceklerini ve bunu başta küresel sermayenin bekası için yapacaklarını düşünürmüydü, kestirmek oldukça güç Kapitalizimin biraz daha kollektivist bir hal alması, uluslararası para dengelerinin(bu fonlara sahip olanlar açısından) ‘iyi’ olduğu aşikârdır Yani büyük para sahiplerinin baskısı ve dünya ekonomik dengelerinin korunması, kapitalist merkez bankalarını biraz daha kollektivist bir hale sokmuştur. Ama bu çabaların sonuç ve yöntemleri daha çok tartışılacaktır.

        mustafaaskin@haberturk.com

        Diğer Yazılar