Olsun varsın, dert edinme, boşver..
Yanlışhatırlamıyorsam bundan 4-5 yıl önce başlıktaki sözleri içeren bir pop şarkısı vardı.Geçenlerde radyoda yeniden kulağıma gelince son günlerde yaşıdığımız olaylar aklıma geldi.Ve aşağıdaki yazıyı karalayıverdim.
Seçimler,mangalda kül bırakmayan siyasiler,ilginç vaatler,herkesin kendine göre yorumladığı ekonomik rakamlar,saat başı yayınlanan seçim anketleri ve bunların çoğunun mantık ötesi sonuçları ve şu sıralar Türkiyenin en önemli gündemi... Ne diye merak mı ettininiz? Yazının sonunda
Alın size medyanın belli başlı ekonomi ve siyaset gündemi Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı,Sn Babacan diyor ki ‘2002 de bankalardaki toplam mevduat 129 milyar YTL iken ,Temmuz 2007 de 298 milyar YTL’ye çıkmış, döviz hesapları (DTH) ise %56 dan %36 gevşemiştir’dolayısıyla ülkeye güven vardır. Tabi güveni bir,iki rakamla ölçmek oldukça güç bunu bir yana bırakırsak,kriz sonrası zaten insanların tasarruf fazlası üretecek durumları olmadığından toplam mevdutlar düşüktü,2007 de toplam mevduatın yükselmesi,acaba yatırım yapmak yerine bir köşede beklemeyi tercih eden yatırımcıdan kaynaklanıyor olabilir mi? Yine,Sn Babacanın ifadesiyle, ‘Ak Partinin yeniden iktidara gelebileceği için borsa yükseliyormuş...’peki bu ifadeden siyasi iktidar seçimleri kaybederse,borsa düşecek yorumunu mu çıkarmalıyız? Yoksa dünyanın en yüksek faiz ve serbest fon hareketlerini yabancıların emrine sunan ekonomik şartların ve idarecilerimizin yöntemlerine mi bağlamalıyız? Peki yabancılar niye özellikle bu dönemki siyasi iktidarı daha çok sever? Esasında yabancıların(yatırım ve portföy hareketleri anlamında)genelde, pek sevgilerini! Esirgedikleri söylenemez.Gerçi son dönemlerinde bu sevgileri aşka dönüşmeye başlamıştır ama o başka bir konu... Ancak şu kadarınıda söylemeden geçemiyeceğim;yabancılar için iyi olan bizim için bazen iyidir.Onlar için kötü olan bazen bizim için kötüdür. Yani onların ‘iyisi’ ile bizim ‘iyimiz’ birbirinden oldukça farklıdır.
Gelelim ‘çıra’ gibi yanan ormanlarımıza Tam anlamıyla milli bir felaktir orman yangınları,özellikle küresel ısınma,susuzluk pençesindeki dünyada ve ülkemizde. Hani partilerin ve siyasi iktidarın çevre- orman politikları? Yak ormanı yap üstüne turistlik tesisi,tarlayı,ara madeni,yak geleceği Aslında tam anlamıyla bir insanlık suçu,niye yanan yerleri zorunlu olarak ağaçlandırmaz? Niye kıyılara,orman eteklerine yapılan turistlik tesislere,en az üstüne yapıldığı alan kadar ağaçlandırma yapma zorunluluğu getirilmez? Niye evlenen çiftlere ağaç dikme zorunululuğu getirilmez? Çünkü istiyerek ancak yakıyoruz ormanları,dikemiyoruz!
Hadi yeniden ekonomi,kişi başına milli gelir 5.400 dolar(aman nasıl hesaplandığını,dövizin düşük olmasının yarattığı göreceli iyiliği falan sormayın) Ama kişi başına düşen 5.400 dolar borçu sorun(onun pek bi kaçarı yok) Matematik basit,gelir 5.400-gider 5.400 = 0 bozdur bozdur harca...
İşsizliği hiç sormayın,hele hele geçim şartlarını,Türk-İş’e göre dört kişilik ailenin asgari geçimi için gerekli para 2.000 YTL’nin üstünde Ama medyamızdaki en önemli ve en öncelikli sorun,milli meseleyi sorun: SELÜLİT
Olsun varsın dert edinmeyin ,boşverin,düşünmeyin derin derin Her şey güzel...
mustafaaskin@haberturk.com