İttifak mı, köprü mü?
Sadece dört hafta sonra aradığımız cevapların en azından bir bölümünü almış olacağız. Cumhurbaşkanı seçimi ilk turda biterse teknik olarak hepsini.
Yaşadığımız büyük afetin seçim sürecine nasıl yansıyacağı hala en önemli sorular arasında. Hayat pahalılığı konusundaki tablonun da afet öncesi kadar etkin bir dinamik haline geldiği ortada.
Böyle bir ortamda partilerin ya da ittifakların ortaya koyduğu vaatler ne düzeyde karşılık bulabilir. AK Parti’nin hafta içinde açıkladığı seçim beyannamesindeki öneri ve vaatlerle bu tartışma daha da hız kazandı.
Bunlar karşısında seçmenin tavrı nasıl şekillenir?
Bunca seçimi yakından takip ettiğime göre birkaç başlıkta bunu aktarabilirim kendi gözlemlerimle.
Seçmen öncelikle söz konusu vaadin kendisine ne getirdiğine bakar. Aynı zamanda ne götürdüğüne de. Çünkü seçmenin bir kısmına katkı sağlayan bir vaadin, bir diğerinin aleyhinde olması mümkündür. Buna gerçekleşen vaatler üzerinden de bakabiliriz. Sözgelimi EYT yasalaştıktan sonra memnun olanların yanı sıra, kapsam dışında kalıp rahatsızlık duyanlar, hatta bu uygulamanın bütçeye ağır yük getirdiğini düşünenler oldu.
İkinci olarak seçmen bu tür vaatlerin gerçekleşmesinin mümkün olup olmadığını ölçüp biçer. Her uçuk söze aldanan bir seçmen filan yok Türkiye’de.
Üçüncüsü, gerçekleşme süresini dikkate alır. Eğer uzun vadeli ise ondan etkilenme oranı da düşer.
Dördüncüsü, söz konusu vaadi kimin ortaya koyduğuna bakar. Bir başka ifadeyle söyleyenin “yapıp yapamayacağını” tartar.
Elbette bu kadar basit değil ve seçmen kararları, güven başta olmak üzere duygulardan, değer ortaklığından, ideolojik yakınlıklardan başlayan bir dizi etkenle şekillenir.
Vaatler bunu tamamlayan unsurlardır çoğunlukla.
SEÇMEN KOLAYCA YER DEĞİŞTİRMİYOR
Bir başka tartışmaya bakalım biraz da.
Şu sıralarda ittifaklar içinde varolan tartışmaları örtmek adına üretilen “artık eski ayrışmaların sona erdiği, seçmenin geçmişte asla oy vermeyeceği bir parti ya da ittifaka kolayca geçiş yapabildiği” önermeleri, gerçeğe dair kırıntılar taşısa da, büyük bölümü temennileri aşacak düzeyde değil.
Hala ciddi saflaşmalar var ve bu bloklar kolayca bir başkasına akmıyor.
Türkiye, karmaşık olmasa da anlatması uzun sürecek ittifak denklemleriyle seçime gidiyor. İki büyük çatının yanı sıra, HDP’nin (artık YSP) merkezinde olduğu bir ittifak daha var. Bu yapı, cumhurbaşkanı adayı çıkarmaktan vazgeçip Kılıçdaroğlu’nu desteklemeye yöneldiğinden bu yana hem dengeler hem de tartışmaların seyri bir hayli değişti.
Millet İttifakı 6 resmî üyeden oluşuyor. Bunların dördü CHP listesinden seçime giriyor. Başka bir ifadeyle ittifak içinde kendi amblemleriyle seçime girmeyi göze alamadılar. Kendilerinin dile getirdiği “İttifakta olduktan sonra CHP listesinde olmanın ne farkı var” tezine ne kadar inandıkları da hayli kuşkulu.
Kısacası SP, DP, Gelecek ve DEVA seçmeninin pusulada CHP’ye firesiz gitmesi mümkün görünmediği gibi; bu partilerin CHP listelerine taşıdığı tartışmalı isimlerin oluşturduğu tepkinin kolayca dinmeyeceği de görünüyor.
HDP VE MİLLET İTTİFAKI
İYİ Parti ise CHP ile kısmi bir liste ortaklığının ötesine geçmediği gibi, diğer dört partinin yükünü almaya da yanaşmadı.
3-6 Mart krizi sonrasında yaşadıkları kayıpları ne kadar giderebilecekler? Yeni mecliste hangi oranda milletvekili sayısına sahip olacaklar? Bu partinin alacağı sonuçlar seçimin farklı sonuçlarında farklı senaryolara karşılık gelecek. Özellikle de milletvekili seçiminde.
HDP (YSP) ise yeni dönemde meclisteki üçüncü büyük parti olma hedefiyle hareket ederken, cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP liderine verdiği desteği “düşük ses”le dillendirmeyi tercih ediyor. Bu Millet İttifakı tarafının bu desteği “yok gösterme” çabasından farklı elbette.
Ancak bir gerçek değişmiyor. HDP, Millet İttifakı'nın siyaset yaptığı alanda CHP’den sonraki en belirleyici aktör. Peki Kılıçdaroğlu seçimi kaybettiği takdirde ne yapacağına dair bir fikri var mı sorusunun cevabı ise gayet net. En azından benim görebildiğim öyle.
HDP’nin gündemi ve ajandası tamamen kendisine ve birlikte hareket ettiği yapılara endeksli. O nedenle cumhurbaşkanlığı seçiminde destek verdiği ittifakı, kalıcı bir yol arkadaşı gibi değil, sadece kendi ajandasının önünü açan bir köprü olarak görüyor. Mevcut aritmetiğin verdiği avantajla hareket etmesi işini kolaylaştırıyor elbette.