Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Bugün siyasete lazım olan nedir sorusunun cevabı bana göre çok açık. Toplumla güçlü bir bağ kuracağı “sıradan bir hikaye”.

        Kesinlikle sıradan.

        Kolay anlaşılır, geniş bir katılım ve duygu ortaklığı sağlayan, sahici bir hikaye.

        Lügatte, “alışılmış, farklı yahut olağanüstü olmayan” anlamındaki “sıradan”ı kastediyorum elbette.

        Bir siyasi kampanyanın seçim sonuçlarına ne düzeyde katkı sağlayacağı hep tartışmalıdır. Ancak iyi bir kampanyanın seçim kazandırdığı, kötüsünün ise kaybettirdiği örnekler fazlasıyla mevcut. Özellikle de başbaşa giden seçimlerde.

        CHP lideri ve cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendi ekibiyle oluşturmaya çalıştığı kampanya dili, göründüğü kadarıyla bahsettiğim “sıradan hikaye”nin peşinde. Bir dönem SHP ile merhum Erdal İnönü’nün taşıdığı “limon gibi sıkılmak” vurgusunu kısmen de olsa hatırlatırcasına öne çıkarılan “soğan” teması şimdiden kampanyanın bir parçası olmuş görünüyor. Çünkü doğrudan hayat pahalılığını temsil eden bir özelliği var.

        Ancak kampanyanın genelinde ne düzeyde taşıyıcı ve etkili olacağı, yeni sloganlarla hangi vurguların ortaya çıkacağına bağlı.

        Bir de Cumhur İttifakı tarafının karşısına çıkan bu tarz mesaj ya da sloganları nasıl değerlendireceğine.

        İTTİFAK ORTAK HİKAYE OLUŞTURUYOR MU?

        Peki Kılıçdaroğlu’nun toplumun geniş kesimleriyle bağ kurmak için aradığı hikayenin, ittifak çatısı altındaki diğer partilerde nasıl bir karşılığı var?

        Burada iki ayrı görüş var genel olarak.

        Birincisi, kampanyanın bütününü kapsamasa bile, genel anlamda ortak bir dilin oluşması gerektiği. Bunu söyleyenlerin önemli bir bölümü tam da bu noktada ciddi bir iletişim eksikliği olduğunu ifade ediyor.

        İkinci görüş, birincisine oranla daha zayıf bir karşılık buluyor. İttifaktaki her partinin kendi seçmeniyle kuracağı bağın, toplumda aynı “oy havuzu”na katkı sağlayacak bir çeşitlilik olduğuna dikkat çekiliyor.

        Burada kişisel görüşüm, Kılıçdaroğlu üzerinden ortaya çıkan dil ve hikaye arayışının geçen zaman rağmen diğer partilerde bir “ortak duygu” oluşturmadığı. Dahası, muhalefetin uzun zamandır söyleminin merkezinde olan ekonomi konusunda, ittifak ortakları arasındaki dünya görüşü farklılıklarının ortaya çıkardığı kafa karışıklığı.

        Halihazırda sürecin hala “Erdoğan karşıtlığı” üzerinden yürümesi de bundan.

        ERDOĞAN VE SAHİCİLİK

        Biraz da Cumhur İttifakı tarafına bakalım.

        2014 yılından itibaren yaşanan tüm seçimlerde ortaya çıkan bir saha gerçeği var.

        Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sahadaki rolü, taşıdığı/üstlendiği alan her defasında daha da arttı. Kuşkusuz Erdoğan, karizmatik liderliğiyle, hitabeti ve saha hakimiyetiyle rakipleri karşısında hep avantajlı oldu. Bu üstünlüğünü de hala koruyor.

        Dolayısıyla kendi doğal hareket alanında bahsettiğim hikayenin hem ana aktörü hem de taşıyıcılığını üstleniyor. Gerek geniş anlamda tabanın, gerekse parti teşkilatlarının son seçimlerde belli bir rehavet içinde olduğu da çok açıktı.

        Bir örnekle daha iyi anlatmak mümkün. Bu seçim sürecinde özellikle İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe’nin ortaya çıkardığı yüksek enerjiyi dikkatle incelemeli AK Parti yönetimi. Kabaktepe, göreve geldiği andan itibaren adım adım İstanbul’a dokunuyor.

        Medya araçlarının inanılmaz düzeyde çeşitlendiği bir dönemde, bir kampanyanın ve mesajlarının çok daha geniş alanları etkilemesi zorunlu görünüyor.

        Geçtiğimiz hafta AK Parti’nin açıkladığı seçim beyannamesi, birlikte yaptıklarımız ve birlikte yapacaklarımız başlığı altında hayli kapsamlı bir metin.

        Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kadar seçimi üst üste nasıl kazandı sorusunun cevabı, “sıradanlığın büyüsü”nü her defasında yeniden üretebilmiş olması. Dolayısıyla da seçmenle bağını sahici kıldığı sürece seçim kazandı.

        Ancak belli ki bu süreçte yeni hikayesini güçlendirecek taşıyıcı sloganlara ve mesajlara her zamankinden daha fazla ihtiyacı var.

        Diğer Yazılar