Türkiye’nin akciğerleri tehlike altında.

Geçen ay Muğla’da, bayram boyunca Burgazada, Balıkesir, Kocaeli, Aydın, Çanakkale, Marmara Adası'nda süren yangınlar eklendi, derken İzmir yanmaya başladı.

Habertürk’ten Emrah Doğru’nun 20 Ağustos tarihli haberi tüyler ürpertici yangın bilançosunu rakamlarla ortaya koydu. Orman Genel Müdürlüğü'nden elde edilen verilere göre sadece Temmuz ayından bugüne 1344 hektar orman yandı. Bu rakam 1244 adet futbol sahasının büyüklüğüne tekabül ediyor. Son on yılda 66 bin hektarlık orman yanmış. Ancak 46 bin 852 hektarı yeniden ağaçlandırılmış.

Son düzlükte tartışılan ise Türk Hava Kurumu’nun elindeki yangın söndürme uçaklarının neden kullanılmadığı sorusu.

"THK UÇAKLARI NEDEN HANGARDA?" MESELESİ

İzmir yangını başlamadan önce 15 Ağustos’ta Cumhuriyet gazetesinde bir haber yayınlandı. Haber “Ateş Kuşları hangarda kaldı” başlığını taşıyordu.

Tuncay Mollaveisoğlu’nun haberine göre, Orman Bakanlığı, “Özel şirketlerden kiraladığınız helikopterlerin yanı sıra THK’den neden uçak kiralamadınız?” sorusuna “THK uçaklarının pahalı olduğu” cevabını veriyordu. Aktarılana göre THK yetkilileri ise çağrılmıyor oluşlarına tepkiliydi. Görüşülen bir yetkilinin ifadesi şöyle : “Bakanlık çağırmadan müdahale yetkimiz yok. Mesele para değil. Biz kamu hizmeti veriyoruz, kâr amacı gütmüyoruz, bakanlık ‘Alo’ dese yangınlara anında müdahale ederiz. Devlet ‘Gel’ derse kim ‘Gelmem’ diyebilir?”

İddialar iddiaları, tartışmalar tartışmaları kovaladı, derken Tarım ve Orman Bakanı neden THK uçakları ile değil de, yabancı bir ülkeye ait helikopterleri kiralayan firma ile çalışıldığına "pahalılık" dışında bir açıklama getirdi. THK’nın uçakları bozuktu, güvenli değildi.

ATEŞ PAHASINA ÇELİŞKİLER

Oysa 24 Temmuz 2018 günü, Yunanistan’da çıkan yangınlar için Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli şunları söylüyordu: “İzmir’de yangın söndürme uçakları bekletiliyor. Uçakları geri çekmedik ancak şu an için talep söz konusu değil. Talep gelmesi halinde 45 dakika mesafedeyiz, anında müdahaleye hazırız” .

Pakdemirli bundan bir yıl önce Yunanistan’a hangi uçakları teklif etmişti bilinmiyor. Ama akla ilk gelen 2016 yılının sonunda İsrail’de, Kudüs dahil 13 noktada çıkan yangına müdahale eden THK’ya ait 3 adet CL-215 yangın söndürme uçağı geliyor. Üçü de THK’ya aitti ve dönemin İsrail yetkilileri ( İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu) tarafından övülmüşler, THK “Ateş Kuşları” ekibi gösterdikleri başarıdan dolayı tebrik edilmişlerdi.

Ancak aynı uçaklar bugün Bakan tarafından tukaka edildi.

Bakan şimdi bu uçakların ekip için güvenlik sorunu teşkil edebileceklerini düşünüyor: “THK’nın uçaklarının üçü arızalı, üçünün de motoru simsiyah, yağ akıtıyor. Orman personelimiz bu uçaklara binmek istemiyor, çünkü emniyetli bulmuyor. 1960 küsur model uçaklar”

BAKAN MI YANLIŞ YÖNLENDİRİLİYOR? THK MI HATALI?

THK yetkilileri ise net konuşuyor: THK’nın 9 uçağından 4’ü kullanım dışı. Bombardier CL 215 tipi 5 uçak ise uçuşa hazır olarak bekliyor. 4’ü Ankara’da, biri İzmir Adnan Menderes Havalimanı’nda, yangınlara müdahale edecek durumdalar. Ne yağ kaçırıyor ne eski ne de bozuklar. Hepsinin Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nden onaylı uçuşa elverişli olduğuna dair sertifikası var. Bakımları yeni yapıldı, belgeleri alındı.

Tarım ve Orman Bakanlığı'ndaki bürokratlar bakan Pakdemirli’yi yanlış mı yönlendiriyor?

Bakanlık yabancı bir firmadan helikopter kiralaması yapıldığı için mi THK uçaklarını kötülüyor?

Bunlar cevabı merak edilen sorular.

Öte yandan, THK’ya yöneltilen ithamlar da ciddiye alınması gereken türden.

Zira THK da, bakanlığın açtığı ihalelerde piyasanın çok üzerinde teklif vermekle itham ediliyor. O halde şu soru da meşrudur: Kendisini "Avrupa’nın en büyük özel uçak Yangın Hava Söndürme Filosuna sahip THK, yurt içi ve yurt dışında orman, sanayi ve şehirlerdeki yangınlara anında müdahale etmektedir" diyerek tarif ve taltif eden ama filosunda faal olarak göreve çıkabilecek uçak sayısı "5 yazıyla "beş" uçaktan ibaret olan THK’nın kendi lehine kamuoyu oluşturma çabası, sorumluluğu ötelemesi ile mi karşı karşıyayız?

ORMAN ÜLKENİN, YANGIN DA DEVLETİN İŞİDİR

Bu karmaşada cevaplanması gereken en temel soru ise şu: Ormanlar ülkenin oksijen deposudur ve onları korumak en başta devletin görevi olmalıdır. O halde böyle bir görev nasıl özel şirketlere havale edilir?

Devletin en "dokunulmaz" olduğu dönemde, devletin en hayati işlerini "özel şirketler" yapıyor. Sonra aynı devlet seçilmiş belediye başkanlarını daha ortada bir yargı kararı yokken görevden alıp yerlerine kayyum atamak gibi hukuk sınırlarını zorlayan, demokrasi sınırlarını ise fersah fersah geçip geride bırakan işlerde karşımıza dikiliyor: "Ben devletim, devlet, o kadar!" diyor ve bu meydan okumaya herkesin rıza göstermesini; bu ve bunun gibi her tasarrufuna itaat edilmesini istiyor.

Çelişkinin hası budur.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • kalemmustafa555 1 ay önce ağzınıza kaleminize sağlık özellikle bitiş cümleleri herşeyi özetlemiş
    CEVAPLA