Evlilik kadınlara sunulmuş tek gelecektir!
İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi'nin (BAFTA) ödüllerinde malum Kathryn Bigelow'un yönettiği "The Hurt Locker" (Ölümcül Tuzak), En İyi Film ve En İyi Yönetmen de dahil 6 ödül aldı. Peki bu pek çok habere nasıl yansıdı; Bigelow, Avatar'ın yönetmeni James Cameron'un eski eşi ya "Eski eşin zaferi", "Kocasını geçti", "Güzel bacaklı yönetmenin başarısı"...
Sonra Oscar adaylarının, adaylıklarını öğrendiklerinde verdikleri tepkileri okuyorum, en ‘mesaj kaygılısı ve belki de en içteni "En İyi Yönetmen" adayı Kathryn Bigelow'unki "Eğer imkânsızın imkânsız olmadığını aktarabildiysem, ne mutlu bana. Umarım bir gün yönetmenler kadın veya erkek olduğuna bakılmaksızın sadece 'film yapan insanlar' olarak değerlendirilebilirler." diyor...
Kadın ressam, kadın iyi okumuş, kadın zeki, kadın yetenekli ama... Bir şekilde kadın ve bir şekilde eski eş! Simone de Beauvoir her daim haklı galiba: "Evlilik geleneksel olarak kadınlara sunulmuş tek gelecektir. Birçok kadın ya evlidir, ya bir zamanlar evlilik geçirmiştir, ya da evli olmadığı için acı çekiyordur."
8 Mart tatil olsun kadın takımı her daim kazansın
Yıllar önce, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşıyor; o dönem Milliyet Yazıişleri'nde çalışıyoruz. Yazıişlerinde 3 kızız... Bir toplantı muhabbetinde "O gün gazeteyi biz yapalım" demiş bulundum, o zamanki Genel Yayın Yönetmenimiz Mehmet Y. Yılmaz, hemen "Olur" dedi. Biz de kurduk çeteyi... Sabah toplantısına her servisten birer kadın geldi, haberleri tartıştık, dağıtımı yaptık, sonra da çalışmaya başladık. Ama bir süre sonra baktık ki çevrede tek bir erkek bile yok... Arıyoruz Genel Yayın Koordinatörü Emre Oral, "Biz Beyti'de yemekteyiz. Bir sorun var mı?" diyor; arkadan Erol Taş kahkahaları, "Ne güzel bir şeymiş bu Dünya Kadınlar Günü" sözleri geliyor... Yiğitliğe salça sürdürmeyeceğiz ya "Yookkk..." diyoruz ama gerçekten yetişemiyoruz işe. Tamam "Gazeteyi kadınlar yapsın" dedik de, "Gazeteyi erkekler yaparken biz kebap mı yapıyorduk! Bir nevi onlar son sözü söyleyici biz iş bitiriciydik..." Fena oyuna geldik; gazete dönüp de koltuklarımıza serildiğimizde kendi kendimize küfrettik. O gün bugündür 8 Mart'ın tatil edilmesi taraftarıyım ben...
KADIN KÖŞE YAZARLARI TAKIMI
Aksi halde 23 Nisan çocukları misali, günü birlik mevkilere oturtulmanın hiçbir anlamı olmuyor; insan 8 Mart günü tatil yapan, hatta o gün hafta sonuna denk geliyorsa ilk pazartesi çalışmayan Rus halkına özeniyor. Dün Milliyet'in Cadde ekinde Elif Aktuğ, 8 Mart'ta kadın köşe yazarlarının yapacağı maçla ilgili esprili bir yazı yazmıştı; ancak, yazı bir yana haberin içindeki Kadın Köşe Yazarları Takımı'nın ilk 11'inin bir araya getirildiği fotoğraf muhteşemdi. Hepimizin kafaları birer futbolcunun vücuduna oturtulmuştu. Harika... Sonra "Böyle bir piçliği ben niye düşünemedim ki?" diye iç geçirirken, "Bana takımda oynar mısın?" diye telefon açtıkları anımı hatırladım. O kadar meşguldüm ki... Sadece maçın sabah yapılacağıyla ilgilendim, çünkü sonra işe gelip sayfalarımın başına dönebilirdim! Türkiye Futbol Federasyonu kadın futbolunu tanıtmak ve geliştirmek için böyle bir organizasyon yapıyor. Fikir süper, çok akıllıca... İnşallah iyi oynayan kazanacak, diğerleri önlerindeki diğer maçlara bakacak ama oyunun keyfini her daim daha az çalışanlar çıkaracak!