Bütün siyasetçiler fırsatları kendi avantajlarına çevirmeye çalışır, Muharrem İnce’nin de yaptığı ve CHP’lilerin kızdığı bundan ibaret. Adı unutulmuş, siyasette hiçbir iddiası kalmamış biri olarak bulduğu çatlaktan sıyrılması, fırsatları değerlendirmesi son derece doğal. Ama kendisine kötü bir haberim var: Bu tartışmadan lider çıkmayacak.
CHP’nin karıştırıldığını, bir operasyon yapıldığını düşünenler bir haftadır yaşanan tartışmanın medyanın kendi iç gündemi olduğunun farkında değil. Ortalama seçmen için son derece karmaşık, anlaşılmaz bir konu gibi duruyor uzaktan.
Bir kere ortada kaset gibi somut bir operasyon aracı yok. Söz konusu skandala bulaşan aktörler ise yeterince ünlü değil. Emeklilik yaşına çoktan geçmiş bir gazeteci, kamuoyunun adını hiç bilmediği ve epey şaibeli görünen bir haber kaynağı ve bu işi çadır tiyatrosuna döndürmeye, ağaçlara Atatürk resmi ve bayrak asma gibi komikliklere bulaşan dışlanmış bir siyasetçi. Operasyon yapmak için bu zayıf figürlerden daha fazlası gerekiyor. Ancak kullanılmaya, bu sürece alet edilmeye çalışılan isimlerse kendilerini korumayı başardı.
Bir süre sonra unutulur, zaten CHP’de de hiç kimse Kemal Kılıçdaroğlu’nu koltuğundan indiremez. Hem delege yapısı bu değişikliğe müsait değil, hem de Kılıçdaroğlu öyle ya da böyle üç büyük şehri iktidarın elinden alan bir muhalefet lideri olarak kazandığı ivmeyi henüz kaybetmedi.

MEDYAYA MALZEME OLSUN YETER

Konu hala tartışılıyor, çünkü medyaya malzeme çıktı ve haber kıtlığında köpürtülüp gündem yaratılıyor. Bunun altında da illa bir komplo aramak yersiz. Çünkü gazetelere malzeme sunulursa gündeme taşırlar. Sınırlı kadroların çalıştığı, pek çok haberin masa başından, medyayı ekonomik sıkıntının vurduğu bir dönemde de bu CHP tartışması hazır bir malzeme bütün yazı işleri için. Riski yok, içi boş olsa da konu bakımından aktörleri tuzağa düşürmeye, uzatmaya müsait. Kalite çıtası her alanda o kadar düştü ki skandallarımız bile bu kadar vasatlaştı.
Buradaki en acıklı karakter siyasi kariyerinde yükselmek için bugüne kadar hep medyadan medet uman Muharrem İnce. Köşe yazarlarını aramaya, kendisini parlatmaya, televizyona çıkmaya çok hevesli. Oysa medyanın tasarladığı siyasetin sınırlı bir etkisi olduğunu görecek kadar tecrübeli olması gerekir. Dün de tutmadı, bugün de tutmaz. Belli ki hırsı kapasitesinin önüne geçmiş. Ama medya manipülasyonu konusunda da epey ustalaştı.
Bu konu bir süre daha tartışılır, bir süre sonra “tivitre” ahalisi de sıkılır ve tepeden seçmenin gündemine bile inmeden unutulur. Muharrem İnce epey bir süredir 15 dakikalık şöhretinin sınırlarını zorluyor; en azından siyasette. Bundan sonra kendisine televizyondaki tartışma programlarında bir sandalye bulsa daha iyi.

*

Sözcü Rahmi Turan’dır

 

Rahmi Turan’ın son projesi diye anılan Sözcü birkaç gündür sanki o gazetenin sadece bir yazarıymış gibi bir hava takınıyor. Gazete haklı olarak kendisini korumak istiyor. Üstelik tam da gazetenin iktidarla ilişkileri düzelmiş, yurtdışındaki patronu Türkiye’ye dönmeye hazırlanıyor, gazete Erdoğan hükümetine tam destek vermiş, Sabah’tan bile daha iktidar yanlısı olmuşken… Rahmi Turan bir çuval inciri neredeyse berbat etti gibi gözüküyor.
Deniyor ki “Rahmi Turan üzerinden Sözcü’yü vurmayın, başka gazetelerin de yazarları gazetenin tamamını bağlamaz.” Normal şartlarda doğru olabilir, ama Sözcü’yle Rahmi Turan arasında daha organik bir ilişki var.
Gelin gazetenin kısa tarihine bakalım…
Aydın Doğan’ın sahibi olduğu Gözcü adında milliyetçi-muhalif küçük bir gazete vardı, Rahmi Turan da bu gazetenin başındaydı. Bir süre sonra Aydın Doğan bu gazeteyi kapattı, Rahmi Turan ise Hürriyet’te köşe yazmaya devam etti. Ancak aynı anda da basında “gölge adam” olarak bilinen Ertuğrul Akbay’a giderek Gözcü ekibiyle yeni bir gazete çıkarmak için konuştu.
Akbay’ın oğlu Burak Akbay bir anlamda zaten yayıncılık işindeydi. Yabancı gazetelerin kimi baskılarını kendi matbaasında basıyordu, Gözcü ekibiyle az masraflı gazete çıkarmak da karlı bir yatırım olarak göründü.
Rahmi Turan ve ekibi de böylece gazetenin baş harfini değiştirerek Sözcü adıyla gazeteyi çıkardı. Önceleri gazetenin “Tokmak” başlıklı imzasız başyazılarını Turan yazıyordu, bir süre Hürriyet’te kendi adıyla köşesini yazmaya da devam etti. Sözcü’nün çıkış fikri, konsepti, formülü Rahmi Turan’a aitti, ekip de yıllardır onunla çalışan isimlerdi.
Rahmi Turan’ın ortaklığı bile olabilir gazeteyle. Hatta oğlu ve gelini de hala yazarları arasında. Daha evvel eşlerin aynı gazetede yazdığını gördüm de, böylesi bir aile kadrolaşmasına hiç rastlamadım.
Zaten tam da bu yüzden Sözcü bir türlü ne yapacağını bilemiyor bu CHP saçmalığı karşısında. Gazete açıklama üstüne açıklama yapıyor. Ne kadar mesafe koyuyor gibi gözükse de gazeteyle Turan arasında ciddi bir organik bağ var. Aslında istiyor da kanserli hücreden kurtulması mümkün görünmüyor. Ama belki gazetecilerin emeklilik yaşını tartışmak için bir fırsat olabilir.

*

YARIN:

Bugünlerde çok tartışılan o kitabı okudum ve yerin dibine sokacağım.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • kitaplar 2 ay önce Yarınki yazınız büyük bir merakla bekleniyor
    CEVAPLA