Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Sözcü Gazetesi dün manşetine taşıdı.

İzmir’de Konak Kaymakamlığı binasına yalıtım ve dış boya yapılmış.

Tadilattan önce duvarda Atatürk’ün “Cumhuriyet fazilettir” sözü, imzası ve Türk bayrağı vardı.

Ancak o söz, imza ve bayrak boya bahanesiyle tamamen silinmiş.

Duvar şimdi yazısız, imzasız ve bayraksız olarak duruyor.

Gazetenin bir okuru olayı baştan sona takip edip, fotoğraflamış ve Emin Çölaşan‘a göndermiş.

İzmir gibi bir yerde bunu niye yaptılar, bilmiyorum.

Kaymakam Bey durumu düzeltecek mi, onu da bilmiyorum.

İzleyip göreceğiz.

Ancak tek bildiğim, bu tür yasaklamalar, silmeler ve boyamalarla Atatürk sevgisinin azaltılamayacağıdır, yok edilemeyeceğidir.

Çünkü yasak arttıkça, Atatürk sevgisi rekorlar kırıyor.

Buna son örnek, Anıtkabir ziyaretçilerindeki artıştır.

Bu yıl kasım ayında Anıtkabir’i ziyaret edenler, geçen yılın aynı dönemine göre 200 bin kişi arttı.

711 bin kişiyi aşıp, rekor kırdı.

Demek ki, yasaklar istenen körlüğü yaratmıyor, aksine duyguları tetikliyor.

Kağıttan koruma

ile daha çok

kadın ölür

Kadınlar her gün gözlerimizin önünde öldürülüyor.

Cinayetlerin çoğu bağıra bağıra geliyor, ancak kimse önlem alamıyor.

Her olaydan sonra “Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu” toplanıp eylem yapıyor, fakat bu eylemlerin ve çağrıların hiçbiri çözüm getiremiyor.

Platform’un verilerine göre, 2012’nin ilk 6 ayında 93 kadın cinayete kurban gitti.

Bu rakam sadece medyada yer alanlar..

Yani, gerçek sayı 93’ün çok üstünde.

Cinayet nedenlerinin başında yüzde 29 ile “boşanma, reddetme, ayrılık“ geliyor.

Kadınlar en çok “kocaları” ya da “eski kocaları” tarafından öldürülüyorlar.

Bunları hepimiz biliyoruz bilmesine de, iş önlem almaya gelince ortada ne yasa kalıyor, ne polis önlemi, ne koruma yöntemleri..

Hepsi fos..

Kanlı bilançoları hiçbir güç düşüremiyor.

Zaten çıkarılan yasalar da kağıt üzerinde kalıyor.

Korunma başvurusu yapan kadınların yüzde 75’ine, devlet kağıt üzerinde tedbir kararı çıkarıyor.

Dolayısıyla, bu kadınlar koruma altındayken de rahatlıkla öldürülüyorlar.

Çünkü, kağıttan koruma olmuyor.

Melek misiniz, şeytan mı?

Levent Arkan bir reklamcı..

Ama öyle sıradan değil, oldukça yaratıcı, zeki ve sıradışı bir reklamcı..

Onu izlemek ve dinlemek bana hep keyif veriyor.

Levent ne yapmış etmiş, İzmir’de Alsancak Ali Çetinkaya Bulvarı’nda açtığı “Ohannesburger”e de pırıltılı zekasının damgasını vurmuş.

Tuvalet kapılarına çoğunluğun yaptığı gibi “bıyık-dudak”, “pipo-ruj”, “erkek-kadın ayakkabısı” gibilerinden kadını ve erkeği simgeleyen işaretler yerine, bir kapıya “melek”, bir kapıya “şeytan” işareti koymuş.

Kapıların önüne geldiğinizde mutlaka duraksıyorsunuz.

“Melek” işaretli olana mı girmelisiniz, “şeytan” işaretli olana mı?

- Hangisi sizsiniz?

- Hangisi size uyar?

- Doğru kapı hangisidir?

Kadınlar da, erkekler de kendilerine göre bir seçim yaptıktan sonra, her iki kapıyı da kullanıyorlar.

Çıktıktan sonra ise, niye “şeytan”ı ya da niye “melek”i tercih ettiklerini güzel güzel anlatıyorlar.

Levent‘in farkı da burada yatıyor işte..

Yarattığı her ayrıntıyla sizi konuşturuyor, sizi tüm hücrelerinizle kendi olayının içine çekmeyi başarıyor.

Ohannesburger işte böyle bir yer olmuş.

Attığınız her adımın, yediğiniz her hamburgerin, her tatlının bir mesajı, bir işareti, bir sırrı var.

Diğer ayrıntıları yazmıyorum, onları da gidin kendiniz keşfedin.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar