Ugg kaldırmıyor
“TABİİ ki stiletto!”
Kim söylüyor bunu?
Tabii ki bir erkek!
Ne zaman bir erkeğe, kadın giyimi konusunda fikri sorulsa, ayakkabı tercihinin stiletto olduğunu görüyoruz. Kadında Ugg, bot, lastik ayakkabı, babet görmek isteyen erkek yok; buna karşılık Ugg’suz, botsuz, lastik ayakkabısız, babetsiz kadın yok.
Alın size “şiddetli anlaşmazlık”!
Aslında erkeğin derdi belli...
Kadının “Viagra etkisinde” olmasını istiyor.
365 gün, 24 saat. Dağda, kırda,vapurda, otobüste, çarşıda, mutfakta, ofiste...
Zaten kadının yeryüzünde bulunma nedeni “erkeğin hayatına renk katmak” olduğu için kadın “tabii ki” ayağına stilettoları geçirmeli, hatta mümkünse jartiyerle salınmalıdır sokaklarda!
Ugg kaldırmıyor!
Yanlış anlamayın, aradaki mesafeyi kaldırmıyor demek istiyorum.
Kadın Ugg’larıyla “Dur bakalım!” diyor erkeğe, “Daha çok işin var... Beni ikna edeceksin, baştan çıkartacaksın...”
Yani erkek böyle zannediyor.
Stilettolu kadınınsa “hazır” olduğunu düşünüyor.
“Seksi” duruyor ya kadın, sekse de hazır!
Ne görüyorsa o!
Belki de stilettoların üzerinde durabilme becerisi gösteren kadının her türlü akrobasi için elverişli olduğunu düşünüyor. Hayal gücü bu kadarına yetiyor. Ugg’dan yola çıkıp uzun uzun kurgu yapacak hali yok!
İki yazar bir fırsatı değerlendiremedi
İKİ tarafın da fazlaca alıngan olduğunu “gamze meselesi”nden bildiğim için bu defa karışmayayım dedim ama Tuna Kiremitçi’nin HT Cumartesi’de Nazenin Tokuşoğlu’na verdiği röportajı okuyunca dayanamadım.
İclal Aydın-Tuna Kiremitçi arasında yaşananları herkesin bildiğini varsayarak hemen konuya giriyorum.
Bana göre okurun ilgisini çeken karşılıklı birkaç esprili yazıyla, mesele hoş bir şekilde noktalanabilecekken Kiremitçi’nin istifasıyla tatsız bitti.
Hâlâ birbiriyle hesabı kesmemiş olan eski bir karı-kocanın, bir de yazar kimlikleri girince işin içine, atışmaları tadından yenmez olabilirdi.
İnce ince hicvedebilirlerdi birbirlerini.
Edebi değeri olan mektuplaşmalara dönebilirdi yazıları.
Biz de bayıla bayıla okurduk.
Yazık, bir fırsatı kaçırdılar.
Tuna Kiremitçi’nin okurları da durduk yere yazarlarını kaybettiler.
Bana bu satırları yazdıran da Kiremitçi’nin istifa saçmalığı zaten. En çok da o istifanın gerekçesi. “Benim derdim kişiyle değil gazeteyle. O yazının yayınlanması bana yapılan büyük bir saygısızlık” demiş Kiremitçi.
Yani İclal’in yazısına sansür, yasak, şu bu getirilmeliydi öyle mi?
Ama benim okuduğum Tuna Kiremitçi bu zihniyetin destekleyicisi değildi ki!
Hangisi gerçek Tuna Kiremitçi şimdi?
MIŞ/MUŞ
- Washington Post Gazetesi, “Sezen Aksu, Türk değil Fransız olsaydı pekâlâ bir Edith Piaf olabilirdi” demiş.
İtiraf.com
- Son defa11 yıl önce
- Perşembe monologları11 yıl önce
- Bu hafta sonu çok mutlu bir çocukluk geçirdim11 yıl önce
- Köprünün altındaki suyun debisi yüksek11 yıl önce
- Cinsiyetini rafa kaldırmış erkekler11 yıl önce
- Evlilik: Hizmet sektörü11 yıl önce
- Destek... Sonuna kadar11 yıl önce
- Döven erkek ilgili sayılıyor11 yıl önce
- Kadının doldurma musluğu11 yıl önce
- İlk sümkürmede aşkın nabzı düşer11 yıl önce