Değişen dünyanın yeni terimleri
Sosyolog Aycan Türk, Y kuşağından hareketle yeni bir sosyoloji sözlüğü hazırladı. Kitapta son dönemde herkesin gözünü diktiği gençlere özel toplumsal değerler ele alınıyor
Aylardır bir "Y kuşağı" merakıdır gidiyor. Gezi olaylarının ilk günlerinde herkes onlardan bahsetmeye başladı ya, o ara haklarındaki genel algı da 180 derece değişti. Daha önce "tüketim meraklısı, apolitik, ben merkezci" diye tarif edilirken bir anda "ideal nesil" olarak anılmaya başladılar.
Genel kanı, bu kuşağın 1981-2000 arası doğanları kapsadığı yönünde. Artık gelecek falan değil bugünün tüketicisi, seçmeni, yöneticisi ve buna bağlı olarak karar vericileri haline geliyorlar. Ve nihayet, benim de dahil olduğum bu kuşağı sanki dün gökten inmiş gibi çözmeye girişmek yerine, farklı çalışmalar belirmeye başladı. Mesela sosyolog Aycan Türk uzun süredir bu kuşağı irdeleyen isimlerden. İlk kitabı "Y Kuşağı"nda, beslenme alışkanlıklarından tutun tanık oldukları siyasi evrelere kadar pek çok açıdan bakıyor. İkinci kitabıysa "Y Kuşağı İçin Sosyoloji Sözlüğü". Kendisi anlatıyor...
Bu kuşağı nasıl tanımlıyorsunuz?
İnsana ve dünyaya son derece saygılı ve hümanistler. İsyankar, tatminsiz, korkusuzlar çünkü bilgi ellerinin altında. Yenilikçi, samimi, arkadaş canlısı, özgür, tabuları olmayan bir nesil...
YENİ KÜLTÜREL KODLAR
Hiç mi kötü özellikleri yok?
Çabuk sıkılıyorlar; bununla birlikte çabuk adapte oluyor ve hep daha yükseği hedefliyorlar.
Y kuşağına özel sosyoloji sözlüğü hazırlamanızın amacı nedir?
Dijital çağın hayatımıza kattıklarıyla beraber ortaya çıkan yeni kültürel kodlar var. Bunları anlatmak istedim. Görgü kuralları başlığında bu çok net anlaşılıyor. "Ayaküstü tanıştığınız birine, ertesi sabah bir sosyal paylaşım sitesinde arkadaşlık teklif etmek görgüsüzlüktür" diye bir not var mesela.Toplu mail gönderirken kişilerin mail adreslerini gizlememek de keza öyle.
Toplumsal değerlerden çok iş dünyası ve teknolojiyle alakalı terimler okudum. iPad, avatar, lümpen proleterya gibi... Neye göre seçtiniz?
Bu kuşağın hayatına entegre olmuş şeyleri araştırdım.Güncel olanın sosyal hayattaki izdüşümünü yarattım da denebilir. Bir de şu var; eskiden kuşaklar arasındaki farklılıklar daha yavaş oluyordu. Sosyal yaşamda birbirlerini fazla etkileyemiyorlardı. Ancak özellikle teknolojik değişimlerin hızıyla beraber iletişimde sınırlar kalktı. Alışkanlıklar değişti. Amacım bir kuşağın hayatımıza kattığı yeni terimlerle beraber değişen dünyayı gözler önüne sermek. Ama toplumun değişim hızına ayak uydurmak o kadar zor ki, kitap yeni çıkmasına rağmen "Başka terimler de eklesem iyi olurmuş" diyorum.
Peki kitaptaki terimler Türkiye bazlı mı seçildi?
Hem öyle hem değil. Global bir kültürden bahsediyoruz artık. Değerler de globalleşti. Dünyanın bir ucunda olan bizi de etkiliyor. Fakat şu var; bir kültür öğesi dünyanın her yerinde aynı algıyla kabul görmüyor. Beraber yaşamak mesela. Batı'da hoş karşılanabilir ama bizde böyle bir yaklaşımdan söz etmek zor. Yine yapılıyor mu, evet. Dediğim gibi, algı farkı var sadece.
Sanal dünyadaki görgü kuralları
Arkadaşınıza kişisel not iletmek için Facebook duvarını kullanmak, Twitter'da arkadaşlarınızla sohbet etmek, fotoğraf albümünüzdeki kişileri kendilerine sormadan yayınlamak ya da isimlendirmek, ayaküstü tanıştığınız birine ertesi sabah bir sosyal paylaşım sitesinde arkadaşlık teklif etmek görgüsüzlük.
'Kitap bugün çıksa kesin eklerdim' dedikleri
Analog: Dijital veri dolaşımı ve medya dünyaya hakim olduğu için "analog" kavramı daha çok geleneksel medya ve veri için kullanılıyor. Örneğin anneannemizin siyah beyaz fotoğrafını analog, geçen yaz tatilde cep telefonumuzla çekip bilgisayarda sakladığımız fotoğrafı dijital olarak adlandırıyoruz.
Dijital (sayısal veri): Sayısal veri, rakamların arka arkaya dizilmesiyle elde edildiği için üzerinde biçim değişikliği işlemi yapılabilir. Örneğin bir şarkıyı Mp3 olarak da WAV olarak da kaydedebilirsiniz. Analogda bunu yapamazsınız. Kasetten müzik dinleyenler bilir. Analogdaki biçim değişikliği ancak radyodan kasete şarkı kaydetmekle olur. O da aslında bir sinyalin kayıt altına alınmasıdır.
İsyan: Bireylerin, bünyelerinin kaldıramadığı değişimlere itiraz etmesi. Her şeyi kısıtlayan bir baba, özgürlüğüne düşkün bir evladı isyan ettirir çünkü özgürlüğün kısıtlanmasının yarattığı stresi bünye kaldıramaz ve bundan kurtulmak ister. Mizaç olarak isyana yatkın olmayan birey pasif agresif tutumlarla babayı zor durumda bırakarak pes ettirme yoluna gider. Toplumlarda da isyanın doğası benzer biçimde işler.
Mobilite: Genelde toplumda sınıflar arası geçişi ifade eder ama coğrafi değişiklik de bir mobilite biçimidir. Toplumsal mobilite modern dünyada eskisine göre çok daha kolaydır.
Toplumsal genetik: Tarihsel olayların sebep olduğu dönüşümler, yerleşerek yeni genetik haritayı oluşturur. Böylece toplumların "stereotip"i diyebileceğimiz ulusal kişilik yapısı ortaya çıkar. Mesela, ataları göçebe yaşamış Türk toplumunda mangal sevgisi çok yaygındır. Mangal yakma, Türk insanının genlerinde vardır.
- Küçüklüğünden beri çok mesaj vermiş anlayamadık9 yıl önce
- Evsizlerin el yazısı font'a dönüşüp fon oldu9 yıl önce
- Doğru bilinen 10 fitness hurafesi9 yıl önce
- 'Kanser olmak o kadar zor ki'9 yıl önce
- Bir savaş var; biz de cephedeyiz9 yıl önce
- 'Arıları 'sevimsiz' göstermekten vazgeçin'9 yıl önce
- 'Yurtdışından 2 futbolcuyla futbol kurtulmaz'9 yıl önce
- 'Siyaset sanata iyi gelmez'9 yıl önce
- Dikkat Ay tutulacak!9 yıl önce
- Erasmus'ta tanıştık, Almanya'da evlendik, İngiltere'de çocuk yapıyoruz9 yıl önce