Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

BİR karpuzun, kelek mi yoksa lokum mu olduğunu dışından anlamak kolay değildir. Şap şap vurursunuz, içeriden gelen sese kulak verirsiniz. Tok bir ses geliyorsa lokum gibidir. Ama bazen karpuz, insanı yanıltabilir. Manavda tok ses veren karpuz, evde kelek çıkabilir. Böyle şeyler kesmeden, içini açıp bakmadan anlaşılmaz. Kültür 1 Bakanı Ertuğrul Günay geçen cuma çirkinler çirkini I bir laf etti. Ülkemizin yıllarca Zeki Müren'in erkek, Bülent Ersoy'un da kadın sanatçı ödüllerini aldığı absürd bir dönemden geçtiğini söyledi. Bir insanın erkek mi kadın mı olduğunu anlamak için karpuz seçer gibi şaplak atmak yetmez. Açıp bakmak da çoğu zaman yeterli olmayabilir. Hatta belki cinsel ilişki bile çoğu zaman gerçek fikir vermeyebilir. Ki Bülent Ersoy vakasında durum tam da budur. Zeki Müren konusunu konuşmaya bile değmez. Kendisi adam gibi adamdır, bağışladığı serveti yüzlerce çocuğun umut ışığıdır. Şarkıları hala dillerdedir. Bu, kişiden başka kimseyi ilgilendirmeyen ve devletin Kültür Bakanının hiç karışamayacağı bir alandır. Üstelik yola çıkış noktası da hatalıdır. Hiçbir konu insanların cinsel duruşları açısından tartışılamaz. Büyük bir ihtimalle kast ettiği ödüller bir zamanlar hepimizin merakla takip ettiği, günlerce gazetede verilen listeleri doldurup üşenmeden postaladığı 'Altın Kelebek Ödülleri'ydi. Halkın oylarıyla, halkın sevdiği sanatçılara verilen bu ödüllerde asla şarkıcıların | cinsel yönelimlerinin sorgulandığına tanık olmadım. Dünyanın hiçbir yerinde eşcinsel, transseksüel şarkıcılara ayrı ödüller yoktur. Elton John da Phil Collins de aynı kategoride yarışır. Bir Kültür Bakanı, hem de sol geçmişli bir Kültür Bakanı böyle konuşabilecek kadar kültür-lüyse hakikaten Bülent Ersoy'un çağrısına cevap verip istifa etmelidir. O bile tüm kültürleri kucak-lamayacaksa bu 'muhafazakar demokrat Türkiye' gerçekten çok can sıkıcı ve endişe verici bir yer haline dönüşmüş demektir.

Sana 'kedi katili' diyecekler

HEM çirkin, hem çok güzel, hem de çok acıklı bir haberdi. Birkaç gazete birden vermişti. Amerika'da Kansas Üniversitesi'nde eğitim gören Cem Başoflaz çok çirkin bir suç işlemiş. Bir kedi ve bir köpeğe cinsel tacizde bulunmuş. Kedi ölmüş. Köpek ise ağır yaralanmış. Bizim yasa uygulayıcılarımız çoğunlukla böyle vakalarda "Eee, ne olmuş? Haber bunun neresinde?" derler. Hayvan haklarını koruyan, böyle olaylarda ayağa kalkan insanlara hemen "Güney-doğu'da şunca asker şehit olurken ne diyon lan sen" tadında reaksiyonlar gösterilir. Ama Amerika'da öyle olmamış. Başoflaz 30 gün hapis ve 4.873 dolar para cezasına mahkûm edilmiş. Ve anladığım kadarıyla bir de teşhir edilmiş. Hapisten çıkınca da sınır dışı edilecekmiş. Uzatmaya gerek yok, aynı yasadan bu ülkeye de istiyoruz.

Sahibinden Kızılderili'ye kiralık ev

Bir arkadaşım Sultanahmet civarlarında dolaşırken bir evin camında şöyle bir ilan görmüş: 'Sahibinden temiz, Kızılderili'ye kiralık.' Arkadaşım önce bunu bir şaka sanmış. "Sultanahmet'in göbeğinde Kızılderili ne arasın" derken merakını yenemeyip ilanın altındaki telefon numarasını aramış. Meğerse Kürtler, kendi aralarında birbirlerine 'Kızılderili' diyormuş. Aslında bir açıdan hiç de haksız değiller.

Hümeyra'nın yavrusu gerizekalı kekeme olmuş

AVRUPA Yakası çok ilginç bir organizma. Hangi oyuncu çıksa, "Amanın yerini nasıl dolduracaklar" diyoruz. Sonra sezon başlayınca Gülse Birsel, öyle bir manevra yapıyor ki çıkan oyuncuyu ancak tekrar bölümlerde hatırlıyoruz. Hümeyra, dizinin en önemli karakterlerinden biriydi. Ayrıldığında "Evin direği kırılır" derken ortaya 'Dilber Hala' çıktı ve seyirci Hümeyra'nın yokluğunu yadırgamadı. Şimdi Hümeyra, Milliyet'te Asu Maro'ya verdiği röportajda Avrupa Yakası'nı ayrıldıktan sonra bir kez izlediğini ve çok iyi okumuş, üniversiteye Harvard'a yolladığı evladının geri zekalı, kekeme olduğunu gördüğü izlenimine kapıldığını söylemiş. Aslında bu hissini dürüstçe söylemesi harika. Bu tarz işlerde genellikle iki yüzlü davranır oyuncular. Her türlü dedikoduyu yapıp, önüne kayıt cihazı koyduğunuzda başka telden çalarlar. Hümeyra'ya dürüstlük çok yakışmış. Ama sanırım kırgınlığı öylesine büyük ki kantarın topuzunu fazla kaçırmış. Diziyi, kendi doğurduğu ve çok iyi bir eğitim verdiği evlada benzetmesi dizinin yaratıcısı ve yazarı Gülse Birsel'e ayıp olurken, dizinin kendinden sonraki bölümlerini kekeme-geri zekalı olarak tanımlaması da diziyi yaşatan ve çok da beğenilen oyuncu dostlarına ayıp olmuş. Bu da böylesine önemli, entelektüel ve saygı duyduğumuz bir oyuncuya hiç yakışmamış.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar