Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

"SAĞLIK Bakanı Recep Akdağ obeziteyle mücadele için ilginç bir öneri getirdi ve obezlere 'şişko' denilmesi çağrısında bulundu. Bakan bu yolla hastalıkla mücadelenin daha etkin olacağını savundu. Türkiye'de her üç kişiden birisinin obez olduğunu hatırlatan Akdağ, '(Bu kişilere) şişman mı şişko mu diyelim. Bence şişko demek daha doğru çünkü kolay kabullenemiyoruz' diye konuştu. Recep Akdağ, kendisinden de örnek vererek, 'Şişko değilim ama bir adım kalmıştı. Tedbirimi aldım. Artık daha az yemem gerektiğini biliyorum' dedi. Haber bu kadar. Bazen kelimelerin insanı yaralaması için uzun olması gerekmiyor. İnternette rastladım ve bir insan olarak (Hayır şişko olarak değil) çok yaralandım. Aklım yüzyıllar öncesine gitti. Akıl hastalarını öldüren, pislik içinde yaşatan, içlerine şeytan girdiğini savunup yakan Avrupa'nın aksine onları müzikle şifalandırmaya çalışan İbn-i Sina'yı anımsadım. Ondan yüzyıllar sonra bir ülkenin Sağlık Bakanı'nın hastayı aşağılayın, onu istemediği bir isimle çağırın demesini anlamlandırmaya çalıştım. Doktorlar ile hastaları nasıl da karşı karşıya getirmeye çalıştığını, bu hastaların genç ve çocuk olanlarının bu aşağılamalara nasıl psikolojik reaksiyon vereceklerini hayal ettim. Daha da kötü oldum. Sonra kendime döndüm. Bana şişko denildiğinde ne hissettiğimi. Beni insan değil, et yığını olarak gören küçük beyinli kimilerinin beni en iyi vurduklarını düşündükleri noktadır bu. Ama sadece öfke yaratır bünyede. Ve hasta psikolojisinden anlamadığı açıkça belli olan Akdağ'ın düşündüğünün tam aksine daha da çok yemek yedirir insana. Tüm hırsını yemekten çıkarırsın. Dişlerinin arasında ezdiğin şey yemek değil aslında seni insan olarak görmeyi reddedenlerdir. Bakanın bu isteği hasta ile doktor ilişkisini doğrudan zedeler. Obezin toplumdan dışlanma sürecini zedeler ve intihara kadar gidecek çok daha derin psikolojik sorunlara yol açar. Ama belli ki bakan beyin umurunda bile değil bu hastalar. O zaman ona Twitter'dan Hippicamus isimli kullanıcının attığı başlıktaki tiviti obezle mücadele sloganı olarak öneriyorum. Eminim bakan bey ve ekibi şişman insanların aşağılanmasına yönelik çok daha çirkin ve acıtıcı olanlarını bulacaktır. Ama ben Fight Club filminden hatırladığım bir fikri paylaşmak isterim sayın bakanımızla. Biz şişmanları toplayın kamplara, öldürüp yağlarımızdan da sabun yapın. Mis gibi kokar her yer!

RTÜK, tuvalet alışkanlıklarımızı değiştirdi

GEÇEN cuma dizi izleyen ev kuşlarının hayatında çok radikal değişiklikler oldu. Yeni RTÜK yasası uygulamaya konuldu ve dizi izleyicisinin reklam süreleri ile ilgili tüm alışkanlıkları kökünden sarsıldı. Artık dizilerde bir saat içinde toplam 12 dakika reklam girebilecek. Eskiden her yirmi dakikada 7 dakika civarı reklam girebiliyordu. Yeni yasanın aniden uygulanmaya başlandığı gece ise ciddi bir kaos oldu. O gece zap yaparak Kanal D, Show TV ve ATV izlemeye çalıştım. Sanırım üç kanal içinde en fena ilk uygulamayı yapan ATV oldu. Üşenmedim saydım, "Çocuklar Duymasın" dizisi içinde bir saatte tam 16 kez reklam girdi. Süreleri çok kısaydı ama izleyici teamüllerine aykırı bir durumdu bu. Geçen hafta bir saatte 4 reklam kuşağı giren dizide 16 reklam ilginç bir deneme oldu.

KANAL DOLAŞMAYA SON

Aslında yeni uygulama hem seyirci hem de reklam veren için daha faydalı gibi görünüyor. Kısa reklam araları, seyircinin reklam müziği girer girmez zap yapmasının önüne geçebilecek. Ve reklamların erişimi artacak. Seyirce uzun reklam aralarında fır fır kanal kanal dolaşmaktan vazgeçecek. Ama asıl daha ilginç olan ise ürün yerleştirmelerin başlamış olmasıydı. "Çocuklar Duymasın"da telefon şirketi reklamı, "Adını Feriha Koydum"da kola reklamı vardı. Bu gelişme reklam parasının kanaldan yapımcıya, oyuncuya, yazara, yönetmene vs. akmasını sağlayacak bir gelişme. Eğer sektör kurallarını doğru koymayı becerebilirse sektörün emekçileri için bu yeni uygulama iyi bir gelişme olabilir. Biz seyircilere gelince biz de tuvaletimizi biraz daha tutmayı öğreneceğiz :)

SURVIVOR Nihat'a yarar

SURVIVOR Ünlüler-Gönüllüler'in ikinci bölümü de yayınlandıktan sonra bu yarışmanın Nihat Doğan'a yarayabileceği kanısına ulaştım. Çünkü ilk kez Nihat Doğan'ı abuk sabuk açıklamalarıyla, bizi kendimizden geçiren kısa televizyon programlarıyla değil tüm dış etkilerden arındırıldığı steril laboratuvar ortamında izliyoruz. Ve gördüğüm kadarıyla Nihat Doğan ezberlediği milliyetçi popülist söylemin dışına çıkınca gayet normal, eğlenceli ve hatta komik biri. Daha şimdiden sosyal ağlarda bu konuda görüşler yükselmeye başladı bile. Ayrıca ünlüler kampındaki uyum ve huzur çok ama çok şaşırtıcı. Görünüşe göre tüm eğlence Ünlüler adasında Nihat çevresinde gelişecek.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar