Yazıklar olsun sana Ahmet Çakar!
GERÇEKTEN çok ama çok üzüldüm Ahmet Çakar'ın televizyondaki o tuhaf sözlerini duyunca. Birde çok yalnız hissettim tüm kadınlar adına.
Hatta sanırım N.Ç.'nin, "Tecavüze uğramamış, kendi rızasıyla erkeklerle birlikte olmuştur" kararı açıklandığında
hissettiklerine yakın şeyler hissettiğimi bile düşündüm.
Sonra, yani ilk şoku atlattıktan sonra öfke patlaması geçirdim.
Bir erkeğin, sırf erkek diye yani cinsel organından aldığı güçle böyle hoyratlaşabilmesine öfkelendim.
Tıp eğitimi almış bir adam bile bu cümleyi kurabiliyorsa biz yanmışız.
Adam utanmadan, hem de çok izlenen bir televizyon programında, "Kadın istemezse tecavüz etmek mümkün değildir" diyor. Bozacının şahidi şıracı misali Ömer Çavuşoğlu da "Orada haklı, kadın istemese adamın tecavüz etmesine imkân yok" buyuruyor.
Belli ki ikisi de bu konuda uzmanlar.
Belli ki daha önce birkaç kadına tecavüz etmeye kalktılar ve istemeyen kadınlar üzerinde başarılı olamadılar, isteyenlerle olabildiler.
Şu satırları yazarken artık öfkeden kudurma noktasındayım.
Bırakın bir kadını, bir insanın vücut bütünlüğüne karşı işlenebilecek en ağır suçlardan biri, bu iki insanın ağzında nasıl böyle yorumlanabilir?
Tecavüze uğrayıp hayatı kararan, ailesi tarafından dışlanan, hatta bazı vakalarda kardeşleri tarafından öldürülen kadınlara nasıl anlatacağız bu lafı? Bu faşizm kokan kafaya insanı insan olduğundan ötürü sevmesi gerektiğini, cinsel organlarının dürtmesiyle ettikleri abuk sabuk cümleleri yani kısaca beyinlerinin cinsel organları tarafından yönetildiğini nasıl fark ettireceğiz?
Zaten bırakın mahkemedeki haklarını, sosyal yaşamda hiçbir haklarını garanti edemediğimiz cinsel saldırı mağdurları nasıl yıkılmıştır kimbilir.
Allah korusun kendi bacılarının, kızlarının başına benzer olay gelse onların karşısına dikilip "Ama şekerim sen istemesen olmazdı yani sallamışsındır kuyruğunu" mu diyecekler?
Ayıp, çok ayıp! İnsafsızca, çok cahilce söylenmiş laflar bunlar.
O programı yayınlayan kanala da, bu sözleri utanmadan milyonlarca insanın gözleri içine bakarak söyleyene de yazıklar olsun!
Tecavüzün kadının niyetine bakılmadan işlenen bir cürüm olduğunu anlatmaya kendimizi yormaya gerek yok.
Çünkü dedim ya onların beyni kendinde değil. Cinsel organ geçmiş beynin yerine. O gözle izliyorlar dünyayı!
DÜNÜN en bomba haberlerinden biri, İsrail Büyükelçiliği imzasını taşıyordu.
Nihat Doğan'ın, katıldığı Fatih Altaylı ile Teke Tek programında, "Otel olayı İsrail'in komplosudur" deyince İsrail Büyükelçiliği Sözcüsü Nizar Amer, "Bu iddialara cevap vermiyoruz. Ama sözleri çok komik" demiş.
Haberi duyunca insan bir an, "Vay anasını sayın seyirciler" diyor içinden. Sonra merak etmeden duramıyor. Acaba büyükelçilikte dizi de izleniyor mudur diye. Mesela Fatmagül'ün dramına dair bir açıklama gelir mi acaba, Ali Kaptan'ın zulmüne karşı karınca kararınca bir açıklama yapılır mı?
Şaka bir yana, çok daha ciddi konularda sessizliğini korumasına alışık olduğumuz İsrail, Nihat Doğan karşısında sessizliğini bozup acilen yalanlıyorsa kesin otel işinde MOSSAD parmağı var.
Yok yok şaka, eminim onlar da Nihat Doğan geyiklerine katılıp biraz gülmek istediler. Belli ki onlar da sıkılmışlar iki ülke arasındaki gergin diplomatik koşuşturmadan, kriptolardan filan. İki dakika eğlenmek istemişler. Allah var dün bütün gün bizi güldürdüler.
Twitter'da pek eğlendik. Bence bu konudaki en şahane twit ise @zaytung'dan geldi: "İsrail'le ilişkiler Nihat Doğan düzeyine indirildi!"
Kılıçdaroğlu'na tebrikler
TAM da, "Politikacı çocuğu olmak gerçekten çok sıkıcı bir şey olmalı. Bir kere politikacı ebeveyninden uzak geçiyor hayatının büyük bölümü. O hep davetlerde, seçim gezilerinde, dış temaslarda.
Sonra evde sürekli sebepsiz bir gerginlik olmalı.
Dedikodu yapan rakipler ve muhaliflerinizin sürekli altınızı oymasının verdiği sıkıntı filan yansıyordur eve haliyle.
Ama şimdi gördük ki 28 yaşına bile gelseniz özgür bir iradeniz yok. Babişko ne derse öyle yapmak zorundasınız.
Onun hayata bakışı ne ise aynı pencereden bakmak zorundasınız. Kemal Kılıçdaroğlu, oğlu Kerem'in bedelli askerlik yapıp yapmayacağı sorulunca 'Hayır bundan yararlanmayacak. Askere gitmesini istiyorum. Zaten kendisi 83 doğumlu' demiş.
'Benim oğlum 28 yaşında bir yetişkin, benim onun hayatına müdahale hakkım olamaz. Ben askerliğini yapması taraftarıyım ama son karar kendisinindir' diyememiş. Eğer Kerem'in yaşı tutsaydı onun için çok tatsız olacaktı hayat.
Kararı onun yerine CHP verecekmiş belli ki..." diyecektim ki...
Kerem Kılıçdaroğlu röportajımızı gördüm. Meğerse Dersim tartışmalarında gol yediği düşünülen, partiye hâkim olamıyor gibi görünüyor diye eleştirilen Kılıçdaroğlu, evinde hayli demokratik bir ortam sağlamış.
Baksanıza Kerem hem kendi isteğiyle askere gidecekmiş hem de muhabirimiz Düzgün Karadaş onu telefonla aradığında sesi titreyerek "Babam bilir, ben bilmem, şimdi kapatmalıyım" dememiş. Çatır çatır fikrini paylaşmış.
Kimseye yaranamasa da oğlunun özgür iradesine olan saygısından dolayı Kılıçdaroğlu'na tebrikler.
- İstenmeyen SMS de tekno taciz sayılmalı12 yıl önce
- Tabii bizim şarkılarımız beleş, çalın çırpın!12 yıl önce
- Popstar'ın tanıtımını Ahmet Kaya'nın sırtına yüklemek çok ayıp!12 yıl önce
- Pardon laleler Hollanda değil Konya'danmış12 yıl önce
- Hırsızınkini ödüyoruz engellininkini niye ödemeyelim12 yıl önce
- Milli Takım'ın başarısına sevinen tek kadın yok mudur?12 yıl önce
- İstanbul'un sembolü lale midir?12 yıl önce
- Ülkedeki tüm 'akil'ler adam mı?12 yıl önce
- Beni tanımayan SMS istiyorum12 yıl önce
- Mutlu olmak için et mi gerekirmiş yahu?12 yıl önce