Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Futbol analizi yapan yorumcular arasında tarafsız görünmeye çalışan çok ciddi bir kitle var kuşkusuz. Bu isimlerden birçoğunun hangi takımı tuttuğu bilinirken biri hakkında kesin bir tahmin yürütmek ise gerçekten zor. En azından geçen akşama kadar. Ahmet Çakar’dan söz ediyorum… Çakar yıllardır bu bilgiyi neden içinde sakladı bilmiyorum, inandırıcılığını kaybedeceğini düşünüyor olmalı!

Geçtiğimiz akşam Telegol programında da bu konunun kavgası yaşandı. Birbirlerinden ciddi manada nefret ettikleri anlaşılan Ziya Şengül ile Ahmet Çakar ekranda her zamanki gibi birbirine girdi. Kavga Şengül’ün Çakar’ı Galatasaraylı ilan etmesiyle başladı. Ahmet Çakar programa rahatsızlığı nedeniyle evden katılmıştı. Dikişlerinden ve yarasından söz ediyordu; Ama tartışmanı hızını bu tıbbi durum da kesmedi: Ziya Şengül; Ahmet Çakar Galatasaraylıdır. Tavlada Galatasaray için zar atardı! Ahmet Çakar: 18 dikişim var… 39 Derece ateşle yatıyorum. Böyle olmaz ama ya! Hasta yatağında yatan bir adama belden aşağı vuruyorsun. Yazıklar olsun diyorum Ziya’ya. Ben tavla oynamam. Z.Ş: Hasta yatağındayken böyleysen Allah senden korsun! A.Ç: Ben Galatasaraylıyım ya da değilim bu beni bağlar. Ahmet Çakar bu sırada iyi olmayan bir ses tonuyla ‘ara’ istiyor: “Yaramda biraz kanama var, pansuman yapayım hemen geleceğim.!” diyerek kısa süre ayrılıyor. Ama bu hassas durum harareti dindirmeye yetmiyor. Ziya Şengül: Bu adam telefondayken de, hasta yatağındayken de elindeki iğneli sopayla gelir. Ahmet Çakar: Benim kalbimi kırmak için bugünü mü bekledin eski futbolcu… Bu sırada moderatör Serhat Ulueren giriyor devreye: Görüntü kirliliğine yol açmayalım! ‘Eski futbolcu‘ lafına alınan Ziya Şengül’den karşı atak geliyor: “Eski Hakem!” Ahmet Çakar rahatsızlığının da verdiği stresle tartışmadan ayrılıyor. Ve bu stresli dakikalardan geriye acaba ‘Ahmet Çakar Galatasaray’lı mı?’ sorusu kalıyor.

Konuşamama!

Futbol adamı değilim, o yüzden maç analizi yapmam mümkün değil.. Ama TV programcığı ve TV haber yöneticiliğinde bulunmuş biri olarak ekranda gördüklerimi yorumlayabileceğimi düşünüyorum. Uzun süredir maç sonunda yapılan röportajlara takıntılıyım, kelime dağarcığının inanılmaz kısıtlı olduğu o röportajlara… 20 Kelimeyi geçmeyen konuşmalar genellikle bellidir ve birbirlerinin kopyasıdır: “Kazanmak istiyorduk olmadı, biz iyi bir takımız. Önümüzdeki maçlara bakacağız.” Bu kadar ‘dar alan’ konuşmalar nasıl ortaya çıkar hakikaten anlamak mümkün değil. Bana göre futbolcuların konuşmaları, bağlı bulundukları futbol takımının da seviyesini de ortaya koyuyor. Bu yüzdendir ki, nasıl maçlarda penaltı , serbest vuruş ya da kornerler atacak futbolcular belli ise maç sonrası ekrana çıkacak olan da futbolcular da yönetim tarafından iyi elenmeli, seçilmeli. Hem fikri olanlar, hem de bu fikri vücut diliyle aktarma yeteneğine sahip oyuncular seçilmeli. Böylelikle hem seyredilebilir, hem de dinlenebilir konuşmalar çıkacaktır ortaya, izleyenler de bundan keyif alacaktır. Zira artık herkes aynı lafları duymaktan ciddi manada sıkıldı.

Toroğlu’na yakışmadı!

Erman Toroğlu Maraton’da bu hafta ciddi manada bir pot kırarak tarihe geçti. Konu Trabzonsporlu taraftarların maçın 61. Dakikasında yapmaya çalıştıkları tribün şovuna ilişkindi. Taraftarların havaya bıraktıkları balonların sahaya girmesini yorumlayan Toroğlu sözü Hollanda’da düşen uçağa getirdi: “THY uçağı gibi oldu… Balon sahaya indi… Yoksa altimetresi mi arızalandı ne!” Toroğlu’nun kazayı bu kadar hafife alarak espri malzemesi haline getirmesi, acıları hala yüreğinde taşıyanlar için ciddi bir saygısızlık örneği oldu.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar