Aylaklığa övgü
Bertrand Russell (1872-1970) benim düşünce tarihi sistemleri tarihinde gördüğüm en çalışkan en üretken düşünce insanlarından bir tanesiydi.
Cambridge Üniversitesi'ndeki kürsüsünde insan davranışlarının matematiğini çıkarmak, bunun felsefesini oluşturmak gibi zorlu bir işe girişmişti. 1910-13 yılları arasında çıkan kitabı Principia Mathamatica o kadar kapsamlı ve büyüktü ki kitabın müsveddesi Cambridge Üniversitesi yayınevine ancak bir yük arabası içinde taşınabilmişti. (Nigel Rodgers, Mel THompson, ’Sıradışı Filozoflar’ s.122).
Çalışkanlığını, üretkenliğini bildiğimden olsa gerek onun bir de 1935 yılında yayınlanan ‘Aylaklığa Övgü ve Diğer Makaleler’ başlıklı kitabı da olması beni başlarda şaşırtmıştı. Aylaklıktan bu kadar uzak bir insanın neden buna övgü kitabı yazmış olduğunu ilk önce anlayamamıştım.
Ama ilk tepkimin üzerinden yıllar geçtikten sonra aylaklığa övgüsünü yeniden okuyunca ve onun bu konudaki yazılarını da inceleyince dediğini anladım ve onun bahsetmekte olduğu aylaklığın bizin anladığımız tembel, işe yaramayan, sadece boş gezmekten ibaret hayat olmadığını da anladım.
İyi bir sosyalist olan ve uzun yaşamının son günlerine kadar eylemci olmaktan vazgeçmeyen Russell (hatta 90’lı yaşlarında nükleer silahlara karşı sokak eyleminde tutuklanmıştı bile) kapitalist sistemde hiç durmadan çalışmak ve üretici olmak zorunda olan insanların yaratıcı düşünebilmeleri ve hayatta değer verdiklerini konular üzerine konsantre olabilmeleri için çalışma hayatı dışında bir süre mutlaka aylak kalmaları gerektiğini de düşünüyordu. Onun için aylaklık dönemi bir insanın yaratıcı düşüncelere dalması ve yaratıcı olabilmek için hayal kuması dönemleriydi. Gerçek insani yaşam aylaklığa imkan tanıyan bir yaşam biçimiydi.
Eğer çalışmaya alışmış bir insanın aylak kaldığı günlerde boş gezmekten sıkılacağını da düşünüyorsanız, Russell asıl aylaklık döneminde insanın yaratıcı beyninin çalışacağını düşündüğünden sizin bu endişenize katılmayacağını bilmeniz gerekiyor.
Russell’in aylaklığa övgüsü böyle de ama aylaklık ve can sıkıntısı bağlamında birkaç laf daha edebilmek için bu aşamada Soren Kieergerard’ın düşüncelerini de devreye sokmalıyız.
Danimarkalı filozof Soren Kieergerard (1813-1855) can sıkıntısının insanın anlamlı bir hayat sürdürmesinin önündeki en büyük engel olduğunu düşünüyordu.
Kieergerard 1843'te yayınladığı 'Either/Or: A Fragment of Life’ adlı eserinde can sıkıntısının insan yaşamında var olan bir boşluktan ve anlam eksikliğinden kaynaklanacağını anlatıyor ve bunu aşmak için neler yapılması gerektiğini tanımlıyordu.
Şunu görmeliyiz ki aylaklık dönemleri Bertrand Russell’in tanımladığı biçimde yani insanın anlamlı konularda hayal kurması ve hayatını zenginleştirecek düşüncelere girmesi dönemi olabilirse Kieergerard’ın korktuğu boşluk ve anlam eksikliğinin bu aylaklık dönemlerinde doğabilmesi de mümkün olmaz.
Meseleye böyle baktığımızda her an haberdar ve bağlantılı olmanın ve çok çalışma etiğinin bize empoze edildiği bu dünya sisteminde özellikle 21’inci yüzyılın bu döneminde Russel’in tanımladığı biçimde ve Kieergerard’ın ortaya koymuş olduğu çekinceleri de göz önüne alarak aylaklığı savunmamız gerektiğini düşünüyorum. Kieergerard’ın da dediği gibi arada bir çekileceğimiz yalnızlığımızdaki aylaklığımız bizim beynimizi yaratıcı ve üretken fikirlerle doldurma potansiyeline sahiptir.
Bu yazıya çalışırken danıştığım çalışmalar şunlardı:
-James, Williams. (1890). The Perception of Time,” Principles of Psychology içinde
-Keirkegaard, Soren (1992). Either/Or A Fragment of Life. UK: Penguin Random House. [3].
Russell, Bertrand (1930). The Conquest of Happiness. London: George Allen & Unwin Ltd.
Svendsen, Lars & Irons, John. (2005). A Philosophy of Boredom. Bibliovault OAI Repository, the University of Chicago Press.
-The Concept of Boredom: Russell and Kierkegaard Palak Mittal Phd Scholar, Department of Philosophy Assistant Professor
(Guest), Kamla Nehru College University of Delhi, New Delhi 110007, India
- Seçim sonucu neden böyle oldu?2 yıl önce
- Kitabın ortasından konuşuyorum ve diğer lüzumsuz seçim notları2 yıl önce
- Alevi tartışması2 yıl önce
- Dün bu yazıyı yazarken...2 yıl önce
- Mea Culpa2 yıl önce
- Post-modern seçimin yankıları2 yıl önce
- 'Cool'un büyük kaybı2 yıl önce
- Z Kuşağına güvenilerek siyaset yapılır mı?2 yıl önce
- Muhalif yazarları bekleyen büyük kriz2 yıl önce
- Cumhuriyet Müzesi halk yüzünden kapanabilir2 yıl önce