Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

HAYATIMIN bir döneminde uzaktan veya yakından tanıdığım insanlarla ilgili olduğu için açıklanan dava dosyalarını merak edip okuyorum.

Tabii hepimiz iddiaların ispatlanma sürecini, davaların bitmesini bekleyeceğiz. Ama suçlamaları okudukça beni rahatsız eden bir şey oldu, bunu da anlatmalıyım.

İddia edilenler yapıldı mı bunu dava sürecinde göreceğiz tabii ama dosyalar, telefon dinlemeleri üzerine kurulduğundan ve bağlantılar buna dayanılarak oluşturulduğundan bence ortaya tuhaf bir durum çıkmış.

Bu açıdan ben Ergenekon davası ile şike soruşturması arasında benzerlikler görüyorum.

Sorunu açıklayabilmem için benimle birlikte biraz hayal kuracaksınız.

GEYİKLER DÜNYASI

Şimdi bir otel düşünelim; otelin bir barında futbolla ilgili kişiler sohbet ediyor olsun, diğerinde ise Atatürkçü, cumhuriyetçi, laik insanlar içki içiyor.

İlk önce spor âleminin bulunduğu bara kulak misafiri olalım.

Bu tür insanların konuşmaları genellikle "Ne olacak bu Fenerbahçe'nin durumu" veya "Ne olacak bu Galatasaray'ın durumu" diye başlar. Siz "Ne olacak bu"dan sonra istediğiniz takımın adını koyabilirsiniz, ancak bu soru sorulduktan sonra başlayan futbol geyiğinin gidişatı hemen her zaman, her yerde aynıdır.

Heyecanlar arttıkça, sinirler biraz gerginleştikçe, duygular yoğunlaştıkça futbol geyiğine "satılık hakem", "teşvik primi" veya "Biraz paraya sattı namussuz takımı" lafı daima geçer. Bunları söyleyenlerin ellerinde bir belge-bilgi yoktur, ama futbol geyiğinin dünyasında mutlaka edilmesi gereken standart laflar vardır ve bunlar söylenmezse geyiğin keyfi kalmaz.

Eğer çok kritik bir maç yaklaşıyorsa bir kişi çıkıp "Satın alacaksın hakemi, takımı kurtaracaksın" veya "Biraz para versek karşı takıma ne olur" lafını edebilir. Bunu söyleyenin bir şey yapacağı yoktur ama geyiklerin yararı da budur. Yapılamayacak işleri sanki kolaymış gibi söylemenin, insanların gereksiz böbürlenmesi ve abartmalarının dünyasıdır futbol geyiğinin dünyası.

ASKER VE DARBE MUHAKKAK KONUŞULUR

Eğer yeterince kulak misafiri olduysak, bu sefer de laik arkadaşların bulunduğu bara kulak misafiri olabiliriz.

O tür yerlerde siyaset geyiği yapılacak ya, konuşma daima, "Ne olacak bu memleketin hali" diye başlar.

Bu tür insanlar, kafalarında abartılı korkular yaratırlar. Tanırım çoğu paranoyaktır ve bu korkulara karşı abartılı çözüm yolları üretirler. Bu ortamlarda konu muhakkak askere getirilir. Onların bazı şeylere "kesinlikle" müsaade etmeyecekleri hayali kurulur. Bu siyaset geyiğinin, anlamlı olmak açısından futbol geyiğinden bir farkı yoktur. İkisi de sonuç itibarıyla anlamsızdır ve pratik hiçbir değerleri yoktur.

Zaten bu tür konuşmaların sadece konuşanlara bir tür terapi sağlasın diye yapıldığı gibi bir izlenim de vardır. Bu tür sohbetlerde darbe lafı muhakkak ortaya atılır, bu kişiler siyasetçiler hakkında kötü konuşurlar, hatta küfür de ederler. Aynen spor geyiğini yapanlar gibi onlar takımlara, antrenörlere, başkanlara söverler, siyaset geyikçileri de başbakanlara, bakanlara söverler.

İçkiler fazla alınınca bu tür geyiklerde "darbe olduğu zaman yapılması gerekenler"de sıralanır. İnsanların hayal gücü kuvvetliyse darbe sürecinde kimin ne görev yapacağı bile konuşulur. Bu tür geyikler, katılanlara vatanı gerçekten kurtarmış oldukları duygusu verir. Ve sonunda sarhoş olup evlerine giderler.

SUÇ KOLAJI

Şimdi benim sorunum şu: Eğer bu iki farklı grup dışarıdan dinlenirse, surat ifadeleri görülmeden, ortam göz önüne alınmadan, geyiğin kuralları düşünülmeden, bu konuşmalardan isteyen müthiş suç kolajları çıkarabilir.

Benim arkadaşlarımın tümünün geçmişinde, sonuçta suç gibi görünebilecek bu tür tavırlar, konuşmalar vardır. Kimini şike çetesi kurmaktan, kimini de Ergenekon'dan isterseniz içeri alabilirsiniz. Benim geçmişimde de bulabilirsiniz bu tür sohbetleri. Mesele aramak için ne kadar geriye gideceğinize bağlıdır.

Şimdi bu anlattığım süreç oldu mu tabii ki bilemiyorum, ama bir vatandaş olarak rahatsızlığımı ifade edeyim dedim.

SİLAHLI ÖRGÜT

Bir de silahlı örgüt kurmakla suçlananlar hakkında bir laf edeceğim. Bu insanları dediğim gibi tanırım, ellerine silah alsalardı bugün bu dava olamazdı. Çünkü çoğu zaten ölmüş olacaktı. Bu insanlar değil silahlı örgüt kurmak, ellerine silah alsalar dahi ya kendilerini kazayla vururlardı ya da birbirlerini öldürürlerdi. Ben bir defasında kurusıkı tabancayı elime aldım, onunla bile az daha kendimi öldürüyordum. Onlar da bu açıdan bana benzerler.

Neyse şimdi susup davayı izleyeceğiz, bakalım sonuçlar ne olacak?

***

Aç çocuk fotoğrafları

HEMEN her ajanstan gelen Somali'deki aç çocuk fotoğraflarını eminim görmüşsünüzdür. Bu fotoğraflar istenen sempati düzeyini bir türlü yaratamıyor. Çekilen bu kadar acıya ve çocukların etkilenmesine rağmen istenen düzeyde sempati ve yardım artışının neden sağlanamadığı merak ediliyor. Ancak bunda merak edilecek gizemli bir yan da yok.

Uzun yıllar önce Afrika'dan gelen ilk aç çocuk fotoğrafıyla birlikte insanların bu olayı algılama biçimi yönlendirildi. Aç çocuk fotoğrafları bir sanat ürünü olarak değerlendirildi ve hangi aç çocuk fotoğrafının "daha güzel, daha sanatsal" olduğu tartışılmaya başlandı. Böylece insanlar, aç çocuk fotoğraflarının estetik değerini algılamaya, tartışmaya başladılar ve çoğu bu sanat ürünlerinin aslında bir felaketi anlattığını unuttu.

Fotoğraf sanatı bazen böyle deformasyonlara neden olabiliyor. En büyük felaketler ve bireysel acılarla ilgili bir fotoğraf, sanat eseri olarak değerlendirilebiliyor ve bu da o fotoğrafta anlatılan acı olayların görülememesine yol açıyor.

Bence Somali'den gelen aç çocuk fotoğraflarının insanlar üzerinde beklenilen etkiyi yaratamaması, bu nedenden dolayıdır.

***

CHP Lideri, siyasete başlangıç kitabı okumalı

SİYASETTE muhalefet olgusunu araştıranlar iyi bilir, muhalefet parlamento içi ve dışı diye genelde ikiye ayrılır. En temel Duverger siyaset bilimi kitabı bunu anlatır. Parlamento içi muhalefetin uymak zorunda olduğu bazı kurallar vardır.

Parlamenter muhalefet, parlamento dışı muhalefetin zaman zaman yapabildiği bazı sorumsuzlukları yapamaz. Parlamento dışı muhalefetin bazı sorumsuz davranışları da parlamenter muhalefetin kurallı davranışları kadar demokrasi ve demokratik sistem için gereklidir.

Parlamento içi muhalefetin uymak zorunda olduğu en önemli kural, eğer ülke sıcak çatışma ihtimali de taşıyan bir dış problemle karşı karşıyaysa ülke iktidarının arkasında durmak ve birlik-beraberlik görüntüsü vermektir.

Temelde İngiltere'den alınan bu davranış normları nedeniyle, muhalefete aynı zamanda "majestelerinin muhalefeti" de denir. Dünyadaki bütün parlamenter demokrasiler kurallarını, normlarını İngiltere'deki sistemin tarihsel gelişiminden almışlardır. Bu yüzden muhalefetlerin üstlendiği davranış biçimi kuralları global olmuştur.

Maalesef CHP Lideri Kılıçdaroğlu, bu temel kurallardan habersiz görünüyor. İsrail konusunda hükümete şu aşamada bile bu şekilde karşı çıkması ve yıpratıcı-sert eleştirilerde bulunması, Kılıçdaroğlu'nun bir siyaset bilimine başlangıç kitabı okumaya ihtiyacı olduğunu gösteriyor.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar