Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Amerikan araştırma kurumu Pew Research Center, 2010 yılında Müslüman ülkelerde toplumun ateistlere tavrı üzerine bir araştırma yapmış.

Mısır'da nüfusun yüzde 84'ünün, ateistlere ölüm cezası verilmesini desteklediği ortaya çıkmış.

Bu oran Ürdün'de yüzde 86 iken Nijerya'da yüzde 51, Endonezya'da yüzde 30 düzeyinde kalmış.

İSLAM VE ATEİSTLER

The Economist Dergisi, son sayısında "Ateistler ve İslam" genel başlığı altında konu hakkında güzel bir derleme yayınladı.

Bundan da görülüyor ki, Müslüman ülkeler bu zor konuda bir fikir birliği içinde değiller. Her toplum kendi tarihi koşullarına göre ve özel durumlarını da göz önüne alarak konuya farklı yaklaşabiliyor.

Birçok ülkede konuyla ilgili sert cezalar getiren yasalar olsa da bu yasalar metne sadık kalınarak uygulanmayabiliyor.

İslam âleminde ateistler üzerine teolojik bir tartışma henüz yapılmadı.

YA SORU TÜRKİYE'DE SORULSAYDI

Ben bu konu hakkında okurken, "Acaba aynı soru şimdi Türkiye'de sorulsaydı oran ne çıkardı?" diye düşündüm.

Müslümanlığın kamusal alanda yaşanma biçimine yeni bir yorum getirme ve konuyu modernleştirme imkânına sahip olduğuna inandığım Türkiye'de idam cezası isteyeceklerin çok yüksek çıkmayacağını umanlardanım.

Konu hakkında elimizde net bilimsel veri olmadığından kesin bir şey söyleyemiyorum, ama sonucun ne çıkacağı da pek belli değil diye düşünüyorum.

LADİN'İN ÖLDÜRÜLDÜĞÜ GÜN

Usame bin Ladin'in öldürüldüğü gün tesadüfen Amerika'da bir dostumla birlikteydim. Sabah konuyla ilgili yazımı yazdıktan sonra onunla kahvaltıda buluştuk ve arkadaşım bana, "Sakın ha yazını bu olayı destekler gibi yazma" dedi.

Ben, "Neden?" diye sorunca da "Bugün Türkiye'de Bin Ladin'in öldürüldüğüne sevinenlerin sayısının fazla olacağını sanıyorsan fena hale yanılıyorsun, hatta onun öldüğüne üzülenlerin sayısı hayli fazla çıkarsa şaşırmam" cevabını verdi.

Bu arkadaşım uzun yıllar boyunca medyada üst yöneticilik yapmış ve halkın nabzını çok iyi tutan bir meslektaşımdı.

Yine söylemeliyim, bazı tavırlarda sertleşme gerçekten var mı net bilemiyorum, ama yine Pew Research Center'in yaptığı bir başka araştırmada, Türklerin yüzde 30'unun Amerikan hedeflerine karşı canlı bomba saldırılarını destekledikleri ortaya çıkmıştı.

Çok yaygın ve hızlı olmasa da Müslümanların tavırlarında belirgin bir sertleşme, radikalleşme olmaya başladığı da kesin. Bu da şaşırtıcı; çünkü Türkiye'de Müslümanlar AK Parti öncesinde yıllardır süren ezilmişlik ve ikinci sınıf muamelesi görme sürecinden hızla çıktılar ve toplumun her yönüne demokrasi içinde damgalarını vurmaya başladılar.

GLOBAL MARKAMIZ

Global dünyadaki belirleyici markasında "laik, demokratik, Müslüman" ülke yazan Türkiye Cumhuriyeti bunu başaran dünyadaki ilk demokratik Müslüman ülke oldu.

Türkiye kendisine muazzam güç veren bu markasından uzaklaşır ve o markaya darbe vuracak şekilde davranırsa hem kendisine büyük zarar verir hem de global güç olma yolunda elinde bulunan büyük gücü kaybetmeye başlar.

Araştırmadan görüldüğü gibi bazı tavırlarda sertleşmeler yaşanırsa Türkiye laik, demokratik, Müslüman ve cumhuriyet olarak kalma şansını kaybeder, bölgedeki diğer ülkelere dönüşür, onlar gibi olur ve sıradanlaşır.

LİDERLİK YARIŞINDA TÜRKİYE

Bugünlerde Türkiye bölgede model ülke ve lider olmak için Mısır'la bir yarışa girdi. Araştırmanın gösterdiği gibi eğer hakikaten Mısır'da Müslümanların yüzde 84'ü ateistlere idam cezası verilmesinden yanaysa, yeni global düzende Mısır'ın bölge liderliği konusunda Türkiye'yle yarışabilmesine imkân yok.

Bölgemizde bütün taşlar yerinden oynadı, şimdi taşların yeniden yerleştirilmesi sürecindeyiz ve bölgeye Müslüman bir lider ülke gerekiyor.

MODERN HAYATI KUCAKLAYABİLECEK MÜSLÜMAN ÜLKE

Global dünyada, yeni dünya sisteminde bölgemizin modern hayatı kucaklayabilecek ve global dünyanın yeni dinamiklerini iyi kavrayabilecek lider bir Müslüman ülkeye ihtiyacı var.

Bu da ancak Türkiye olabilir. Bu yüzden Türkiye'nin bölgedeki diğer Müslüman ülkelerden kendini ayrıştırması ve onlara benzemeye çalışmak yerine kendi farklılığını ortaya koyması gerekiyor.

YAŞAM TARZI TERCİHLERİ

Dünyanın ilk ve tek laik, demokratik, Müslüman cumhuriyeti olarak Türkiye, global düzende kendi farklılığını değişik yaşam tarzı tercihlerine olumlu yaklaşım getirerek gösterdi ve umarım yine de gösterecektir.

Yeni dünya sisteminde farklı hayat tarzlarının bir arada yaşaması, modernliğin yeni tanımı olmuştur. Lider ülkeler, bunu başaran ülkeler arasından çıkacaktır.

Tek boyutlu olan, farklı hayat tarzlarını ezip tek tipi empoze etmeye çalışan ülkeler, global düzenin yeni kaybedenleri olacaktır.

Eğer bu konuda Türkiye farklılığını korursa ve bunu ortaya koyarsa, bölgesinin lideri olmakla kalmaz yeni dünya düzeninde de önemli söz söyleme imkânına sahip olur.

Bu bağlamda ateistlerin toplum içindeki yeri konusunda da Türkiye'nin söyleyeceği önemli bir sözü olmalıdır. Bu konuda çok ihtiyaç duyulan teolojik tartışmayı Türkiye kendi içinde yapmalı ve koyabileceği farklı tavrını dünyaya göstermeli.

BUNU NİYE YAZDIM?

Yazıyı buraya kadar sabırla okuyanlar, kendime toplum içinde bir yer açmaya çalıştığımı, buna uğraştığımı sanabilirler. Net ve açık söyleyeyim: "Hayır ben ateist değilim. Ben sadece deistim."

Bu açıklamadan hemen sonra muhakkak gelmesi gereken kaçınılmaz bir soru daha var. Buna da hemen cevap vereyim.

Evet ben de bu soru Einstein'a sorulduğunda onun verdiği cevabı tekrarlayayım: "Ben de Spinoza'nın Tanrı'sına inanıyorum."

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar