Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

SON zamanlarda durmadan aynı konuya dönüp durduğuma bakıp da Mısır'ın benim çok umurumda olduğunu filan sanmayın. Sananlara hemen açıklama getireyim, Mısır'da şu anda ne olduğu ve gelecekte de ne olacağı katiyen umurumda değil.

Ben dünyadaki tüm sorunlardan, çekilen acılardan kendime üzülecek konular çıkaran kalbi kan ağlayan liberal tiplerden de değilim.

Benim için Mısır sadece bizlerin Türkiye'de pek kolay harcayıp bir kenara bırakıverdiğimiz değerleri tekrar hatırlamak için bir vesile o kadar.

Çünkü bu şekilde göstermediğiniz takdirde, insanın gözüne sokulmadıkça; bizdeki gerek teorik konum nedeniyle gerekse de günün siyasi konjonktüre uyum sağlamak adına Atatürk düşmanlığı yapanlar bize verilen büyük hediyenin farkına varamıyorlar.

Human Righs Watch örgütü Mısır için hazırladığı son raporda özetle "Demokrasiyi oluşturmak hayli zor bir iştir" demiş.

21'inci yüzyılda Mısır gibi bir ülkeye böyle bir hatırlatmanın yapılmak zorunda kalınması acıklıdır.

Ve evet, bugün o ülkede yaşanan tüm sorunların, tüm şiddetin nedeni, ülkede köklü bir demokrasi geleneğinin olmaması ve Batı tipi demokrasiyle ilgili hiçbir deneyimlerinin bulunmamasıdır.

Türkiye bölgesindeki tüm ülkelere fark atıyor, hepsinden bir adım önde gidiyor, çünkü Atatürk'ün sayesinde bizim köklü bir Batı türü demokrasi deneyimimiz var. Yıllardır çok aksamış da olsa, darbelerle kesintiler yaşamış da olsa, Atatürk zamanında kökü oluşturulan cumhuriyeti ve demokrasiyi yıkmak mümkün olmadı. Birçok insan çalıştı buna ama başaramadı.

Ve sonunda o cumhuriyet ve o demokrasi tüm Arap dünyasının kıskançlıkla baktığı gibi kendi içinden İslami iktidarını da çıkardı.

Ve şimdi yıllardır unutulmuş olanı bugünlerde telafi ediyor Türkiye; demokrasisini sağlamlaştırıyor. Bölgesinde bu yüzden lider model ülke olacak ve bizler unutmayalım ki bütün bunları Atatürk'ün kurduğu temele, demokrasi geleneğimize borçluyuz.

Mısır ise bu aralar acıklı bir şekilde içine düştüğü kısırdöngüden kurtumaya çalışıyor. Kurtulmak için iyi niyet belki vardır, ama demokrasi geleneği kurumlarıyla birlikte hiç oturmamış olduğu için daha uzun yıllar boyunca bocalayacak. Ve sonunda onlar da diğer Arap ülkeleri gibi Atatürk'ün önemini anlayacak ve bunu itiraf etmek zorunda kalacaklar.

Daniel Barenboim

ÜNLÜ Yahudi müzisyen Daniel Barenboim Gazze ile ilgili bir anısını CNN'de Amanpour'a anlattı ben çok etkilendim bu yüzden size de aktarmak istedim.

Barenboim, Filistinli Marksist aktivist, teorisyen Edward Said ile birlikte bir akademi kurmuş. Burada İsrailli Filistinli gençler birlikte müzik yapıyorlar müziğin evrensel diliyle birbirleriyle konuşup anlaşıyorlar.

Orkestra Gazze'de de konser vermiş. Son derece başarılı olan ve ilgi gören konserden sonra Filistinliler ünlü müzisyenin yanına gelmişler sohbet etmişler.

"Siz bize çok önemli bir hediye verdiniz" demişler. Barenboim "Neden özellikle ben, size bu kadar özel gelen ne yapmış olabilirim" diye sormuş.

Onlar da, "Tüm dünya 'Gazze' denilince bize yiyecek içecekler ve sağlık malzemeleri gönderiyorlar; bunu insanlar yaralanmış hayvanlar için de yapabilirler. Oysa siz bize insan olarak değer verdiğinizi gösterdiniz; müziğinizle geldiniz bize" demişler.

Bu insani tavırdan ve söylemden hayli etklilendim...

Edebi yazmak

YEMEK kültürü dünyasında edebi yazın diye adlandırılan bir kategori de var. Bu, yemek kültürünü edebi değeri olan yazılar çerçevesinde ele alan yazı türü. Her konuda edebi yazın türü olabiliyor. Örneğin futbol dalında eskiden İslam Çupi böyleydi. Dünyada şu anda Rob Hughes yapabiliyor bunu. Yani, ele alınan konu ne olursa olsun önemli olan yazıya gereken ihtimamı göstermek ve sonuçta okuyucuya edebi keyif veren metinler bırakmaktır.

Gerçek bu

ŞUNU fark ettim ki her sabah düzenli olarak Wall Street Journal ve Financial Times okunmadan global dünyayı anlayabilmek mümkün değil. Çünkü dinamikleri artık siyaset ve siyasetçiler değil, işadamları belirliyor. Onların dünyasını dışardan anlayabilmenin en iyi yolu da bu 2 gazeteyi ödev gibi okumaktan geçiyor.

Mr. Gurme'nin işi zor

PROGRAMA hazırlanmak için elime ne geçerse okumaya başladım; yiyecek içecek kültürü üzerine kendimi yeniliyorum. Çok okumaya hazırlıklıydım ama bu süreçte Nobel ödüllü bir iktisatçının tezini de okumak zorunda kalacağımı hiç düşünmemiştim. Bunun neden olduğunu merak ediyorsanız maalesef şu anda yerim kalmadı yarını beklemeniz gerekecek.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar