Beyaz Türk fraksiyon çatışması
İÇKİ yasağıyla birlikte bu tarz yaşayan insanlar arasında görüş farklılığı çıktı.
Çoğu solcu geçmişi olan bu insanlar görüş farklılığını tabii ki anında fraksiyonlara bölünerek yaşadılar.
Toptan retçiler diye adlandırabileceğimiz grup, babaların genç çocuklarının kiliseye gitmesiyle değil bara gitmeye başlamasıyla övündüğü İrlanda gibi bir ülkeye gidip yerleşmekten yana.
Benim de içimde bulunduğum bir başka grup bu kadar radikal değil... Biz işe güzel tarafından bakmaya kararlıyız.
Hatta biz ileride içki içenlerin sokakta kıyafetlerinin yakasına sarı renkte bir yıldız takarak dolaşması gerekse bile eğer böyle dolaşmak, bize artık karışılmayacağı ve artık toplumun Hindistan'da olduğu gibi dokunulamayanları haline gelmemiz anlamına gelecekse buna bile razıyız. Bu grup, Türkiye'nin genelinde vasatın egemenliği nedeniyle zaten artık insanı keyifle içki içmeye çekecek bir hava kalmadığını ve İzmir, Bodrum gibi vasata karşı hâlâ direnen yerlere yapılan uçuşlarda içkinin serbest olmasının iktidarın aslında bizi de sevdiğinin göstergesi olarak görülmesi gerektiğini, bunun da son derece sevindirici olduğunu düşünüyoruz..
Anlayacağınız çok mutsuz olacağının sanıldığı bu grupta bile iyimserler ve mutlu insanlar var. Ancak fraksiyonlar arası çatışma ihtimali büyük. Ve bu çatışma büyük ihtimalle Bodrum'a girmekte olan bir uçağın içinde çıkacak. Benden uyarması, bu bir suç duyurusudur.
BEN NEDEN BÖYLEYİM
İçki meselesine neden takmış olduğumu soranlar şimdi de neden iyimser fraksiyonda kaldığımı sormaya başladılar.
Rana'yı ailem ile ilk tanıştırmaya götürdüğümde yaşananları anlattığımda neden böyle olduğunun ipuçlarını verebileceğim inşallah. Aile toplantısında babaanneler, dedeler, halalar, amcalar vardı. Saat üç civarı buluştuk. Saat beşe geldiğinde babaannem amcalarıma "Haydi çocuklar ayaklanın" dedi. Bunun üzerine olağanüstü bir faaliyet başladı, o ana kadar cansız olan grup canlandı, sanki herkes 20 yaş gençleşti. Mutfaktan rakı bardakları ile dolu tepsiyi taşıyan halam çıktı. Salona baktım aralarında 'Rakı almayayım' deyip çayı tercih edecek kimse olacak mı?" diye, neyse ki böyle bir tuhaflık yapacak insan çıkmadı. Evde torun olduğunu sandığım bazı bebekler de vardı, ben bir ara onlara bile biberon içinde rakı verecekler diye düşündüm. Rakıya başlama yaşı henüz o düzeye indirilmemişti, içmeyen bir tek onlar kaldı. Ailemde bir diğer övündüğüm nokta içme hızlarıydı. Rakı taşınan tepsi boşalınca hemen mutfağa gidiliyor ve yeniden dolu olarak geri geliyordu. Bu 15 defa filan tekrarlanınca ailemin havası geldi. Fraksiyonlara bölünüp kavga etmeye
başladılar, bir kısmı ülkeyi hemen terk etmekten yanaydı. Bu yıllar önce oluyor; bir de şimdiki durumu görseler herhalde 15'inci dublelerini içince sessiz biçimde bavullarını toplayıp çekip giderlerdi. Diğer grup ise katlanılması gerektiğini söyleyenlerdi, bugün olsa onlarda birinci gruptakiler gibi bavul toplarlardı herhalde. Ben yine de kalırdım.
Neden böyle olduğumu tam anlatabilmem için birde babamı anlatmalıyım. Babam yakında 90 yaşında olacak. Anlatılanlara göre 80 yıldan bu yana düzenli olarak içki içiyor. Akşamüstü olmadan üç bardak şarabını mutlaka içer, ancak ondan sonra ciddi biçimde içmeye başlar. Yatmadan önce sırasıyla viski ve üç duble rakısını mutlaka içer. 85 yıl aradan sonra ilk kez doktora göründüğünde doktor bana filmlere baktıktan sonra "Galiba babanızın hiçbir kötü âdeti yok, karaciğeri bir bebeğinki gibi tertemiz" dedi. İşte o gün ben eğer iktidar içki içmeyi idam ile cezalandırmazsa içki içmeyi bırakmamaya karar verdim. Nedenini hâlâ soruyorsanız sıhhatimizi buna borçluyuz da ondan derim size.
Son 24 saat içinde hiçbir yeni dizi başlatılmadı ve hiçbir eski dizi de iptal edilmedi. Dizi piyasasındaki bu alışılmadık durgunluğun hayra yorumlanmamasını düşünen halkta bir panik başladı. Adaklar adayanlar, yatırlara ziyarette bulunanlar oldu... Dizi piyasasındaki durgunluğun bir kıyametin göstergesi olabileceğini düşünenler toplu halde dizi duasına çıktılar. Bu korkunç sosyal bunalım bir dizinin daha yayından kaldırıldığı haberiyle sona erdi. İnsanlar alıştıkları hayat tarzının geri gelişiyle birlikte rahatladılar.
BUGÜN Mr. Gurme'nin mutfak çekimlerini yapacağız. MİMOLETTE'nin mutfağına gireceğim ve herkesin işine burnumu sokacağım. Aslında bu benim yaptığım son derece tehlikeli bir iş çünkü elinde kesici alet taşıyan insanları pek de kızdırmamak gerekiyor, sadece bu yüzden Grimod de la Reyniere, "Bir aşçı askerden daha çok yakınında ölüm görmüştür" diye yazmıştı. Ancak ben seyircim için ölümü bile göze alırım, dahası bugün bütün gün birbiri ardına yemekler tadacağım ve de yanında şarap içeceğim. Gün boyunca çekeceğim azapları düşününce sizler için saçımı süpürge yapmamın değerini bilecek misiniz acaba, bunu da merak ediyorum.
- Seçim sonucu neden böyle oldu?2 yıl önce
- Kitabın ortasından konuşuyorum ve diğer lüzumsuz seçim notları2 yıl önce
- Alevi tartışması2 yıl önce
- Dün bu yazıyı yazarken...2 yıl önce
- Mea Culpa2 yıl önce
- Post-modern seçimin yankıları2 yıl önce
- 'Cool'un büyük kaybı2 yıl önce
- Z Kuşağına güvenilerek siyaset yapılır mı?2 yıl önce
- Muhalif yazarları bekleyen büyük kriz2 yıl önce
- Cumhuriyet Müzesi halk yüzünden kapanabilir2 yıl önce