Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Çok değil, bir çocuğun bile hatırlayacağı kadar yakın zamanda bir varmış bir yokmuş “bir barış ülkesi” varmış!

        Halkın teveccühü” ile iktidar olan parti hakikaten “Yurtta sulh, cihanda sulh” vaat etmiş.

        Dışarıda “komşularla sıfır sorun” dermiş…

        İçeride “Analar ağlamasın süreci” ilan edermiş.

        Masal bu ya…

        Derken, aynaya baka baka, “Söyle en güzel, en büyük, en kudretli kim” diye diye, Kraliçe bir tuhaf olmuş!

        ***

        Daha büyükler için şöyle de özetleyebiliriz:

        Kendi ihtiras savaşlarını kazanmak için, bizatihi kendi elleriyle de inşa ettikleri “sulh”u içeride de dışarıda da büyük savaşlara çevirdiler!

        Elbette “terörist var, Esed var, Rusya var, İran var” ama siz de varsınız işte!

        ***

        Türk, Kürt, başkası… herkese “bir daha kan akmayacak” diye diye bir “barış” sözü vermişlerdi…

        Herkese “komşularla hiç sorun kalmadı” diye bir cennet çizmişlerdi…

        Şimdi ikisi de sizlere ömür!

        İki barışın birden ölümüne müdahil olup aynı anda hem “iç” savaşını, hem “dış” savaşı azdırmak; neredeyse bir “dünya savaşı”na yardım ve yataklık etmek herkese nasip olmaz!

        Tarih yazılamadığı belli ama tarihe kalın harflerle yazılmak kaçınılmaz Korkmaz!

        ***

        Bu kadar büyük, derin, tutarlı iç ve dış öngörüsü ile “beynelmilel” başarısı olan bir siyasi kadroya ve devlet ricaline devlet tek başına yeniden emanet edilmeli.

        Bağdat’a pirince giderken evdeki “barış”tan da olunmuştu…

        Belki bu kez de hababam savaşa gitmek isterken tam tersi olur İnek Şaban!

        Çünkü “başarı” ortada:

        Bir zamanlar kanka olup ailecek poz poz resim verilen Esad’ı devirmek için, ılımlı, alımlı (ve bir kısmı Suriyeli bile olmayan) elemanlar, gruplar davet edilmişti…

        Bir baktık, şimdi ABD ile Rusya orada!

        Esed’in sonu “yıllarla değil, aylarla, haftalarla ifade edilmeli”ydi, üç yıl önce…

        Şimdi “Putin’in yaş günü” kutlanıyor Şam’da!

        ***

        Başarı”nın bir yüzüne şuradan da bakabiliriz:

        Rusya’nın etki alanı” Kafkas sınırından başla; İran, Irak, Suriye…

        Sen Katar ve S. Arabistan’la “Sünni Blok” neyin ederken bir anda “komşulardan devasa bir blok” kurulmuş karşında.

        Bitmedi; çünkü “başarı” çok yönlü:

        PYD bizim için teröristtir” diyorsun…

        Süleyman Şah’ı kurtarmak için, tank üzerine eskort çıkarmak dahil işbirliği yaptığını, türbeyi onlara emanet ettiğini, kendi topraklarından peşmerge naklettiğini unutuyorsun yahut unutuldu sanıyorsun, tamam…

        Ama İncirlik’ten kalkan ABD uçakları PYD ile işbirliği halinde Işid’i vuruyor.

        Yani “yüzde yüz terörist” dediğine yardım için ABD-NATO kuvvetleri senin toprağını kullanıyor; yarım ağızla “terörist” dediklerini vurmak için.

        Yetmiyor, ABD şimdi PYD’nin etki alanını genişletecek hamleler yapıyor; “en güvenilir müttefik” saydığı için.

        Başarı dayanılır gibi değil: Müttefikin ABD, “terörist” dediğin Suriyeli (rejim muhalifi) Kürtlerle bir…

        Doğal gazını, nükleer santralini, son umutlarını emanet ettiğin Rusya ise “kanlın Esed”in yanında.

        ***

        Bu işin “anti-emperyalist, İslam dünyasının lideri” iktidarımız için tek tesellisi olabilir:

        ABD (ve Batı) Rusya’nın varlığı yüzünden Türkiye’nin iç problemlerine ve problemlerinin içine biraz gözünü kapatır; n’olur n’olmaz diye.

        Bununla gurur duyacaksanız, duyun elbet…

        Nereden nereye tabii İsmet:

        Daha iktidarının başında, 2003’te, lideri istese de Meclis’te “ABD’nin Irak’a saldırısına yataklık” etmeyi (CHP ile birlikte) reddetmiş milletvekillerinin AKP’sinden, şimdi İncirlik’i ABD’ye açıp NATO’ya yapışmış, ABD’li neo-conların bile yanına düşmüş tek buyruk ve tek sesli AKP’ye!

        O sıra AB mabe kapılarını bile aralamışken, şimdi Suudi ve Katar kapısından ayrılamayan iktidara.

        ***

        Mesele AKP karşıtlarının, hatta AKP’ye oy ve gönül vermiş milyonlarca insanın da bunları sorgulaması değil.

        Türkiye’nin içini esas kurutan, o milyonlarca insanın temsilcisi AKP mensuplarının, milletvekili veya adaylarının bunlara dair tek sorusunun, tek şüphesinin olmaması!

        ***

        İki barışı birden iki savaş haline dönüştürmekte büyük emek sahibi olan iktidara verilmeliydi Nobel ödülü!

        Belki sandıktan çıkar ödül.

        Not: İktidarın medya baskısı ve dışlaması, keyfi bir hukukla, savcı iradesiyle Digitürk’ten, Tivibu’dan kanal ihraç ediyor. Sansürden de öte bir şey. Gazeteci dövülen, kafasına silah dayanan memlekette, “hakaret” iddiasıyla gazeteci tutuklanmak isteniyor. Artık “akredite” sayılmayan gazeteci meselesi tali bile kaldı. 28 Şubat neydi ki? Neydi sahi!

        Not 2: Alttaki askerleri lojmansız bırakma yetmiyor bir de lojmanda oturanlar da, yüksek rütbeliler veya başka devlet görevlileri için lojmandan çıkarılıyor. Misal Silvan. “Evinin önünde öldürülen asker” yerlerinden biri işte. “Evinin önünde öldürülmek” bir de bu yüzden!

        Diğer Yazılar