Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Uzun, upuzun cenazeye alayı yurdu baştanbaşa dolaşıyor.

        Sıvasız haneler”den canları toplaya toplaya, “Merasim” yapıyor.

        Ankara’dan bir “şehit”: Memleketini terk edip Batı’ya gelmiş bir işçinin çocuğu, abisi berber, kendisi zaten onca sıkışmışlık içinde vazife yapan bir “ast.”

        Doğduğu yeri terk edenlerin gözyaşlarıyla baştanbaşa örülmüş bir yurtta, hangi yerde hangi kahpelikle can vereceğini nereden bileceksin zaten.

        Ankara ve Diyarbakır’da iki günde “34 şehit” daha kısa süre önce “Artık barış” denmiş bir ülkenin son yitik evlatları. Sonra iki daha!

        Aynı yoksullukları, benzer umutları paylaşıp birbirine hakikaten kardeş olabilecek insanları yaranlar, o uçuruma gencecik insanları yuvarlayanlar; örgüt, siyaset, resmiyet, tarih, şiddet, nefret, aidiyet, artık her ne ise, kurban almaya doymuyor.

        Aynı gün 34 şehidi topluyor, yüzlercesine ekliyorsun…

        Aynı gün “Cizre’de morga kaldırılanların sayısı 158 oldu” diye bir toplama daha geliyor!

        Bodruma sıkışmış bir gazeteciden bir ses geliyor.

        ***

        Ankara katliamcısı Suriye’den” dendiğinde ne çok aday var:

        PKK, Işid, YPG, Muhaberat, Rusya, El Nusra ve bilumum “gizli-kirli servis.”

        Bir Suriyeli”, çoluk çocuk yüz binlerce ölü veya mülteci Suriyeli arasından süzülüp katliamı Ankara’nın ortasına bırakıyor.

        Faili tespit”te üstümüze yok:

        Önceki Ankara (Garı) Katliamı “Işid, PKK ve diğerlerinin ortak işi”ydi!

        Bu hemen “YPG” çıktı; üstelik belki de “Muhaberat” bağlantılı!

        Bütün fail adaylarına bakarsan, hepsi düşmandır ya, ama hemen hepsi zaman gelmiş dost veya en azından “muhatap” olmuş resmen!

        Bu nasıl tarihtir ki, bir barış ufkuna gittiğini zannederken dört koldan ölüm çukuruna düşmüş, düşürülmüş.

        Bu nasıl talihtir ki, uzun upuzun cenaze alayına onar onar tabutlar eklendikten sonra “katil”i hemen tespit ediyor, ama onun o gün oraya, o şekilde, öyle organize geleceğine dair zerre fikri yok!

        TIR’ları korumak için seferber olmuş devlet refleksinde, onca askerin servis araçlarını koruyabilme kabiliyeti kısıtlı demek!

        Tabii ki katile katil demekte asla tereddüt olmamalı…

        Lakin katilin geçtiği yolları sorgulamakta da olmamalı!

        ***

        Bu memleketin aklı, yüreği, vicdanı ille de barış görmek isteyenlerine, katilden katil, kurbandan kurban ayırmamak düşüyor.

        Acıları bir ötekine düşman değil; kardeş kılmak.

        Nefretin kıyıcılığını ayrımsız görmek ve adını koyabilmek.

        Aklımızın, hiddet-nefret-şiddet sarmalında, sorgulama, didikleme, itiraz etme, kabullenmeme, şüphe gibi melekelerini de asla herhangi bir otoritenin emrine, buyruğuna kul-köle yazmadan!

        Örgütlerin kıyıcı otoriterlikleri bir yana, devletlerin de otoriter, kıyıcı olduğu bir tarih-coğrafya dersindeyiz.

        Gencecik insanlar, üniformalı veya sivil, büyük yanılgıların, kadim yalanların, kıyıcı inatların, bitmeyen tahakkümlerin bedellerini canlarıyla ödüyorlar.

        Bir çocuğun nefesine babasının (veya annesinin) tabutu; bir babanın, bir ananın kalbine evladının tabutu saplanıyor.

        Öyle ki, hemen “katili buldum” telaşına düşenler, hemen hiç birimiz, “kurbanlar kimdi”yi bile doğru dürüst düşünmüyor, merak etmiyor.

        Bitmiş olan hayatları üzerine zaten hiçbir fikrimiz olmayan insanlardan, sanki hiç yaşamamışlar gibi “kutsal ama kimliksiz ölüler” diziyoruz peş peşe.

        Meğerse “Ankara şehitleri”nin 11’i astsubay, 13’ü TSK’da sivil memurmuş. 8 ya da 9’u kadın. İki işçi, bir er. Öndeki otobüslerden bir albayın tanıklığıyla, “Arkadaki otobüstekilerin çoğu alt rütbeli subay, astsubay, uzman, sivil memurdu!”

        ***

        Önce hakikaten üzülmeyi öğreneceğiz belki; en baştan, henüz nefretlerimizi hemen kusmadan…

        Sonra aklımız almayacak bu kanlı tarih-coğrafya dersini.

        Çocuklarımız, daha çok çocuğumuz için daha büyük bombalar hazırlanmasına, daha büyük mezarlar kazılmasına isyan edeceğiz kalbimizle.

        Daha çok savaş” bu ülkenin kaderi olmasın diye!

        Diğer Yazılar