Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

- PARİS -   

“LAİKLERİ çarmıha gerin... Fetvaları aptalların kafasına çakın!”

“Don’t Laik” adlı bu parçayı içeren albüm Fransa’da piyasaya çıktığında...

12 mensubunun katledileceği “Charlie Hebdo saldırısı” yeni olmuş, 130 insanın katledileceği Bataclan ve çevresi saldırıları ise henüz olmamıştı!

ÇOK DİNLENİYOR

45 yaşındaki Cezayir kökenli Medine, (Medin okunuyor) 14 yıl önceki ilk rap albümü “11 Eylül, 11’inci Gün”den beri Fransa’nın en çok dinlenen, en çok tartışılan müzikçilerinden.

Kimine göre isyancı; kimine göre sadece köktenci!

Öyle ya, ikinci albümünün adı bile “Cihad”... Ama tamamını söylersek, “Cihad, en büyük savaş kendine karşı olandır!”

BİLETLER TÜKENDİ

Nisandaki “Storytelling” yani “Hikâye anlatımı” albümünün adı 14 yıl boyu şarkılarında anlattığı hikâyelerin özeti; “Bataclan” parçası ise “Onca yerde konser verdim ama ille de Bataclan olmalı; ille de Bataclan” çığlığıydı.

Bataclan, esasen bir Yahudi ailenin olan “katliam sahnesi konser salonu” onu duymuş olmalı, yahut birbirlerini önceden hissetmiş olmalılar ki, 2018 20 Ekim’ine “Medin Konseri” koydu...

Garbage gibi gelecek konserler dizisinde, şu an sadece Medin’inkinde 25 Euro’luk biletler hemen tükendi; 19’una ek konser konuldu.

Bataclan Katliamı’nın 3’üncü yıldönümünden bir ay kadar önce yani!

Ve Fransız sağından bir patlama sesi duyuldu.

SAĞ AYAKLANDI

Önceki günden itibaren Fransız aşırı sağı, merkez sağı, hatta iktidar üyeleri, muhtemelen bazı “laiklik grupları”nın da katılacağı bir öfke patlaması yaşadı:

“İslamcı saldırıda onca insanın katledildiği bir yerde bu adam konser veremez!”

Adını “Milli Toplaşma” diye çevirmek istediğim şekilde değiştiren “Milliyetçi Cephe” Lideri Marine Le Pen başta, partinin birçok ağır topu onu “Cihatçılar”la özdeşleştirdi, “İslam köktenciliğine teslimiyet, yetti artık” diye öfkelendi; Cumhuriyetçi Parti Lideri Wauquiez “Kurbanlara hakaret, Fransa’ya onursuzluk” diye bağırdı.

Aynı partiden, Medin’e eskiden de bindirmiş milletvekili Ciotti, “İfade özgürlüğü tamam ama bazı sembollere hakaret edilemez” deyip Cumhurbaşkanı Macron’dan “konseri yasaklamasını” istedi!

KONSER DE EKLENDİ

Cezaevinden çıkacak “400 radikal” in nasıl takip edileceği, Paris ve başka yerlerdeki son saldırılar, önlendiği söylenenler, “antisemitizm bildirisi”, başörtülü solcu öğrenci sendika başkanı, camiler, yabancı imamlar, kapatılan ibadet yerleri, sınır dışı edilenler, “Fransa’da İslam’a yeni çerçeve” gibi tartışmaların ortasına, “Bataclan’da Medin Konseri” de katıldı...

“Yanan bir salon, ölen bir çağ... Elysee Montmartre yandığında mesela... Kendi Dünya Ticaret Merkezi’mi gördüm... Tüm yapmak istediğim ise, Bataclan... Bataclan”

LAİKLİĞİ REHİN ALMAK

Medin, albümlerindeki “rap hikâyeler”de ailesi öldürülünce canlı bomba olan Vietnamlı çocuğu da, ailesine karşı çıkmak isterken canlı bomba saldırısında öldürülen barışçı İsrailli çocuk David’i de, Filistinli Davud’u da anlatıyordu. Kızılderili katliamı da şarkılarına girdi, adına çıkan kitaba önsöz bile yazdığı Malcolm X de.

Charlie Hebdo saldırısı sonrası oklar yağınca dedi ki: “Sanatçı olarak şiddet ve terörizm karşıtıyım. Vatandaşlarımın çoğu gibi, toplumla uyuşmazlıklarımı ifade için şiddet dışı bir yol çizdim. Müziğimin mizahi ve provokatif karakterini öldürerek, sembolik olarak, Charlie Hebdo çalışanlarını katleden o iki canavarla aynı şeyi yapıyorsunuz.”

Fransız feminist Caroline Fourest, “Köktenci bir rap yapıyor. O ilerici değil. Rap’i isyancıların değil, ultra reaksiyonerlerin sığınağı” dediğinde verdiği cevap şu:

“Madam da birçokları gibi laikliği rehin alıyor, İslam’ı şeytanileştirmek için. İnsanları sekterlik ve cemaatçilikten uzak tutma iddiasında bir ideoloji adına cemaatçilik bu.”

Şunu da eklemeli tabii: Başta “13 Kasım Kurbanları” derneğinin eski başkanı olmak üzere kimileri de, Fransız sağcıların öfkesine, “Acıları kendi siyasi ihtiraslarınıza alet etmeyin” diye öfkelendi. Çünkü acı her insanı bir başkasına düşman yapmayabiliyor!

ÇALAN TELEFONLAR

Tartışma patlamadan önce Bataclan, La Belle Equipe gibi katliam yerlerinin önünden zaten sık sık geçerken, Netflix’teki “13 Kasım saldırıları” belgeseli Fluctuat Nec Mergitur, yani “Dalgalar vursa da Paris batmaz”daki bir bölüm hep aklıma düşüyor:

Katliam sırasında ve sonrası, hiç durmadan, bir umut için umutsuzca çalan cep telefonları!

Üzerlerinde “Anne... Baba... Sevgili” yazıyor çalıp dururken, Hepsi sevdiklerine son kez bir telefon sesi yahut titreşimiyle sarılıyor.

Muhtemelen Güngören’de, Suruç’ta, Ankara Garı’nda ve ne çok yerimizde, ne çok yaramızda olduğu gibi!

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!