Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        HAYIRLISIYLA 17 Mayıs’ta “Danıştay saldırısı”nın tam dördüncü yılını idrak etmiş olacağız. Dört yıl boyunca pek bir şey idrak etmediğimizi anlayarak!

        NE O, NE BU

        Düşünebiliyor musunuz... Aslında pek düşünmüyoruz tabii...

        Tam dört yıl sonra, “bozuk” denmiş güvenlik kamerası görüntülerinin aslında silinmiş, değiştirilmiş, kameraların cinayet günü özellikle çalışmamış olduğu çıkıyor.

        “Katil”in 16 Mayıs’ta Danıştay’da yaptığı “keşif”i de keşfedememiş “güvenlik”; cinayet anını hiç kaydedememiş.

        Ve dört yıl boyunca...

        Ne cinayeti yargılayan mahkeme bunu dert edinmiş; ne polis nerede bu kayıtlar diye her yeri didiklemiş... Ne Danıştay Başkanlığı buna titizlenmiş; ne hükümet, ne Meclis, ne muhalefet bu garabet peşine düşmüş... Ne güvenlik şirketi hesap vermiş; ne güvenlik şirketinin büyük holdingi mesele etmiş.

        Medyanın büyük kısmını sormayın zaten. Hâlâ sansürlü kameraları!

        HİÇ DEĞİLSE

        Güvenlikten sorumlu, OYAK Savunma ve Güvenlik! Başında Özel Harp, MİT kökenli E. Albay; eski özel harekât, SAT ve SAS mensupları, eski komandolardan kurulu şirket; Danıştay gibi bir kuruma, bir katil iki gün geliyor, silah sokuyor, cinayet işliyor!

        Hâkim can veriyor, ülke yarılıyor, hınç parlıyor, düşmanlık patlıyor. Hiç değilse utanç olurdu! Kârlarıyla övünüp duran “askeri” holding hiç olmazsa kahrolurdu! Dört yıl boyu, her satırında para şıkırdayan “faaliyet raporları” na böyle bir ayıp girmedi. Üniformalı ve sivil yönetim bundan sıkılmadı; üniformalı ve sivil denetçiler tek soru sormadı. Şimdi ise derin sessizlik. Çünkü iyiler hep kazanır!

        LÜZUMSUZ İŞ

        Bir yanlışın vicdan azabına dair sessizlik değil. Muhtemelen bir yalan, TÜBİTAK’ta belgelenip davaya giriyor.

        İştirakleriyle övünen OYAK, farkında mı, 200 binden fazla kendi halinde muvazzaf ve emekli üyesiyle, “bir cinayetin, belki bir örgütün iştirakçisi” haline getirilmiş oluyor!

        Tabii ki ihmal ile karartmanın tek sorumlusu OYAK değil. Bu “iletişim, dinleme, kayıt, takip, şifre çözme, hard disk çağı”nda, dört yıl boyu, “silinmiş” deneni ne hikmetse merak etmemiş her “yetkili” bir tuhaf. Özellikle de, katili yargılayan, arka planı hiç sorgulamamış ve şimdi, “Kameralar arızalı dendi. Biz de araştırmadık. Sanık suçüstü yakalanmıştı. Üstüne gitmedik. Öyle lüzumsuz işlerle uğraşmayız” diyen mahkeme heyeti

        ŞEFFAFLIK, HESAP

        Yönetime tabanın yüzde 70’i olan astsubayları almadığı için AİHM’de davalık olan OYAK, “ilkeleri”ni şöyle saymış:

        Dürüstlük ve şeffaflık; sorumluluk ve hesap verilebilirlik; rekabet ve adalet; yaratıcılık ve mükemmeliyet.

        Cinayet sırasında ve sonrasında OYAK Yönetim ve Denetim’inden kimi isim sıralıyorum. Lütfen bu “değerler”e göre bir şey söylesinler; özellikle muvazzafken yönetimde bulunanlar, hele “askeri hâkim” olanlar:

        Başkan E. Korg. Yıldırım Türker, Tüma. M. Baha Eren, Hava Tümg. Fuat Özakdağ, Tümg. Kamil Başoğlu, E. Hâkim Tuğg. Yılmaz Hızlı, Jand. Tümg. Mustafa Bıyık, E. Hâkim Tuğg. Candemir; Jand. Tümg. Fikret Demirtaş, Hava Tuğg. Yılmaz Erdoğan, Hava Tümg. Nejat Bilgin, Tüma. Veysel Kösele, Jand. Tümg. Hüseyin Güçlü, Tümg. İhsan Uyar, Tümg. İlhan Talu, Jand. Tümg. Harun Ocaklı, Tüma. Hasan Uşaklıoğlu...

        Lütfen bir şey söyleyin! Hepsi yalan, hepsi uydurma deyin en azından!

        Not: En üstten en alttakilere koşayım. Bugün (Emekli) Uzmanlar Derneği’nde seçim var. Onları sıra sıra şehit tabutlarından, orduevi kapısında kovulanlardan, 45’inde çöpe atılanlardan, Ankara’da çadır kuranlardan da biliyorsunuz. Herkesi tanımam ama bir adayın, Esef Merdoğlu’nun Genel Sekreter’ken harcadığı çabalara tanık oldum. Umarım, sorunun özünü kavramış biri olarak çabalarına devam edebilir.

        utalu@htgazete.com.tr

        Diğer Yazılar