Tanrı'nın eli
Dün, o acayip (ve çok milletli, çok kültürlü) Almanya karşısında işi zaten Allah’a kalmıştı ama, hikayemiz önceki güne ait.
Maradona çeyrek asır önce İngiltere’ye elle golüne “Tanrı’nın eli” demişti.
“Hakeme itiraz edebilirsiniz ama, dünyanın bütün inananları birleşiniz ve buna itiraz ediniz” dercesine!
DUALAR
Uruguay-Gana maçında sahadakiler, tribünde binler, (ve TV başında milyonlar) dua etti.
Uruguaylılar, (belki başka Latinler), Uruguay için.
Ganalılar, her dinden Afrikalı, dünyanın her yerinde Gana’yı tutanlar, onlar için.
Maç boyu, ne maçı, 120 dakika, “Gana duasının tutması” için her şey vardı.
Gana oynadı, Gana güçlüydü, daha istekliydi, daha kıvraktı, ataktı. Gana gol attı, yedi ama hep atabilecek kadar baskındı.
ADALET
Ve 120 dakika son saniyede…
Maradona’nın deyişiyle, “Tanrı’nın eli” tam ortaya çıktı.
Suarez’in bedeninde.
“Tanrı’nın işi”ne bak ki…
Normalde, santrafor Suarez’in karşı kale önünde olması gerekti. Ajax’ta 97 maçta 74 gol atmış golcü, takımı ezilince kalesini korumaya çabalıyordu.
Top geldi kaleye, döndü; yine geldiğinde “Tanrı’nın eli” Suarez marifetiyle tokatladı.
Suarez çöktü. Belki gol önlemiş ama penaltıya sebep olmuş, atılmıştı. Ağlıyordu.
“Tanrı’nın eli”nin, maçı çoktan hak eden Gana’ya son saniyede penaltı bahşedip adaleti sağlamak için çıktığına inanmıştı.
Daimi Ganalılar ve bizim gibi şimdiki zaman Ganalılar da öyle sanmıştı.
Ayyıldızlı spiker diliyle, “Meşin yuvarlak beyaz noktaya dikildi.”
Nefesler kesildi.
Zannediyorduk ki, “Tanrı’nın eli” 3 numara Gana santraforu Gyan’ın ayağına ayar vermekte.
2006 kupasının en erken golünün, Gana’nın tarihte ilk Dünya Kupası golünün sahibi, gerçi o zaman da penaltı kaçırmış, penaltı atarken sarı kart bile görmüştü. Peter Handke’nin kitabının kaleciye adanmış adıyla, “Penaltı anında endişesi” vardı o vakit.
Yine de Gana’yı buraya getiren yolda, Sırbistan’a penaltısı, ABD’ye uzatmada golü de vardı.
İşte yine uzatma, yine penaltı… derken…
“Tanrı’nın direği” çıkıverdi ortaya. Gol kaçtı. Maç bitti. Nihai penaltılarda o bu sefer atsa da iki kaçtı. Hak ettikleri maç, yarı final kaçtı.
“Tanrı’nın eli”, iki şutta, Uruguay’ın en sempatik, kendinden tek emin adamı kaleci Muslera’nın bedenindeydi. Kupa başlarken “Rüyadayım” diyenin rüyasında. (Topun son anda yön değiştirdiğinden şikayet etmişti ilk maçta. Ama topun kaypaklığı bu kez Gana kalecisi “Faruk Gürsoy”u yakmıştı!)
NİYET
Bir yanda Uruguay’ı tutanlar, bir yanda Gana’yı tutanlar kazanmak için dua ederken…
“Tanrı’nın eli” seçimini yapmıştı; hak ettiğini sandığımızdan yana değil, kim bilir hangi sebeple, Uruguay duasından yana!
Hem de, karşı kalede gol atmak yerine, kendi kalesinde eliyle gol çıkaran; önce kahrolan santrafor Suarez’in eli suretinde!
Suarez’in eli (Tanrı’nın eli) son saniyede o golü kurtarmamış olsaydı, Uruguay bitmişti.
Başta Suarez, sahada onca oyuncu, tribünde binler, dünyada her inançtan milyonlar, hiçbirimiz bunu bilemedik.
Tanrı’nın elinin kimi tuttuğunu, kime el verip kimin elini tuttuğunu bilemezdik!
Nereden bilecektik ki: Arjantinli Maradona Meksika 86’da elle attığında, Uruguaylı Muslera doğalı henüz 6 gün olmuştu! (Mesut doğmamıştı bile.)
Meraklısına not: Maradona o maçta sadece “Tanrı’nın eli”yle gol atmadı; İngilizleri seri çalımla katledip kendi ayağıyla attığı da “Yüzyılın golü” oldu!
Meraksızına not: Bu futbol yazısına cesaret veren Sayın Luciana Salazar’a teşekkür ederim. Arjantinli model, “Şampiyonlukta Messi’ye özel striptiz yapacağım” buyuran erosportif fotolu galerisiyle; galeri galeri dolaşan sanatsever ve sporsever ülkemde “Bugün en çok okunan haber” şampiyonu oldu! Striptiz ise başka bahara kaldı.