Ey hükümet… Ey Yargıtay!
AİHM’in “Dink davasında Türkiye’yi mahkum eden kararı” ne çok alna yapıştı!
Hükümet, medya, mahkeme ve Yargıtay, polis- jandarma, kimi milliyetçi-ulusalcı şahsiyet!
“Düşünce ifadesine mahkumiyet; Hedef gösterme; Yaşama hakkını koruyamama” gibi mahkumiyetler hepsinin boynuna asıldı.
Çünkü, beş parmaklı “çocuksu kuş katli”nde olduğu gibi:
Biri tuttu, biri kesti, biri yoldu, biri yedi, biri de baktı!
***
Çünkü şu oldu:
Hedef gösterip kelle isteyen kimi “Ergenekon sanığı” tehditi arasında…
“Bağımsız yargı” adeta “Ya sev ya terk et” diyerek, üstelik saptırarak, yazı mahkum etti.
Çünkü, “demokrat” hükümet; muğlak, istismara ve baskıya açık “Türklüğe hakaret suçu” ile Dink’i infaza sürmüştü bile.
Bakınız şu “karşıtların birliği”ne!
***
Şu da oldu:
“Suikast kadrosu”ndan Yasin Hayal, cinayetten 2 yıl 2 ay önce çoktan yakalanmıştı. Trabzon’da bomba attığı için.
Ama Emniyet Müdürü anında, “Örgüt yok. Münferit” diyebildi.
Sadece 6 ay sonra, bildiri dağıtan 5 kişiyi linç için azmış kalabalığa, “Herkes sizinle aynı düşüncede. O 5 kişiye gereken yapılacak” diye seslenebilmişti. “Vatandaş olaya müdahale etti” diyebilen “Devletin Valisi”yle!
Hani diyeceksiniz ki… “Valini de al git!”
Lakin, suikast takımından birini sözde muhbir yapmış, kasıt yoksa, ağır ihmalle cinayet örgütlenmesini “istihbar” edememiş Emniyet Müdürü nereye gitti?
Emniyet İstihbarat’ın en başına geçirildi!
Bakınız şu “devlette devamlılık”a!
***
Şu da oldu:
Bombacı, 11 ay hapis ve 13 Eylül 2005’te serbest kaldı. Bombadan 18 ay sonra mahkum edildi. Duruşmada yoktu bile. Mahkum ama serbestti! Temyize kadar!
Temyiz mercii, Büyük Yargıtay.
12 Eylül darbesini bile sözde hukuk adına selamlamış; sadece yüksek, üst mahkeme değil, “rejim uleması olarak fetva mercii” de olan yüce kurum!
Ne oldu biliyor musunuz?
YARGITAY:
1.HÜKÜMETİN VE AKP’NİN koyduğu kanunla, ERGENEKON SANIKLARININ gölgesindeki BAĞIMSIZ MAHKEMENİN, 17 Ekim 2005’te 6 ay hapis verdiği Dink’in “düşünce ifadesi” cezasını 8 ayda, 6 Haziran 2006’da onayladı!
2. Ama, bomba ile 6 kişiyi yaralamış, 6 yıl 8 aya (3 yıl 10 ay) mahkum, lakin serbest dolaşan Hayal’in 17 Nisan 2006 tarihli cezasını 8 ay incelemedi bile!
3. 8 ay sonunda, Hayal ve “silah arkadaşları” Dink suikastını gerçekleştirdi Yargıtay Baba!
***
Suikasttan hemen sonra Hayal adı çıkınca, basit bir “masa başı gazeteciliği” ile bomba davası avukatını bulmuştum.
Nasıl serbest olduğunu soruşturunca, dosyanın Yargıtay’da hala masada beklediğini (bekletildiğini mi!) görmüş ve yazmıştım. Avukat bile şaşkındı zaten.
Bomba dosyası düşünce suçundan daha hızlı incelenip karara bağlanabilse…
Belki suikast olmayacak, belki Türkiye utançla mahkum edilmeyecekti Ey Yargıtay!
O acayip kanununuz olmasa, belki hiçbiri olmayacaktı Ey Hükümet!
Orada (ve İstanbul’da) jandarmanız, polisiniz, müdürünüz, valiniz biraz insan ve hak bilse, ihbarları ciddiye alsa, pis çete sızmalarından uzak kalınabilse de öyle!
***
Yetmedi. Rezilliğe, utanca, kana tüy dikmek gerekiyordu:
1. Katil zanlısına 20 yıl istenirken, şimdi AİHM’de mahkum olmuş ihmallerin kitabını yazan gazeteci Nedim Şener’in 28 yıl hapsi istenebildi. İhmalci polis şikayetiyle!
2. AİHM’de hükümet adına savunma, nerdeyse Dink’in öldürülmesini mazur gösterdi, onu adeta bir Nazi’ye benzetti!
***
İşte beş parmakta beş marifet:
Tuttular, kestiler, yoldular, yediler, baktılar!
Bir de medya var tabii:
Büyük utançların unutulmaz yönetmeni ile bilumum nefret, şiddet, kin ve tahrik aktörü ve figüranı!