Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        “Normal” değil bunlar!

        “Bedelli askerlik, sivil hareketlilik” dışında, “profesyonel asker” camiası da eylemli.

        Muvazzaf, içi kıpır kıpır da olsa, kıpırdayamıyor. Ama emekli, hepsini temsilen bir şey söylemeye, yapmaya çalışıyor.

        ***

        “Profesyonel alttakilerin en altı” uzman çavuşlar Abdi İpekçi’de çadır kurmuştu.

        Referandum öncesi, uygulaması belirsiz bazı haklar verildi. Sevinen kimi, çoktan “şehit” oldu.

        Ama bakın ne oluyor:

        “Hak kazanımı”ndan beri, çok birlikte, özellikle Hava’da, adeta gözdağıyla, uzman erbaşı eve göndermeyen emir komuta zinciriyle insanlar köle gibi, kürek mahkûmu gibi zincirlendi:

        “Bunalıma giren var. Ailemizi göremiyoruz. Ses çıkarana ceza var.”

        Angarya, değişen değişmeyen Anayasa’ya aykırı. Askeri savcının harekete geçmesi lazım; ama “bağımsız yargı”, komutan izni olmadan devreye giremiyor!

        ***

        (Emekli) uzman jandarmalar ise imza ve dilekçe eylemi başlattı.

        “Onurumuz ve namusumuz üstüne ant içtik ama artık figan eşiğindeyiz. Yurdun çok yerinde her 10 jandarma aracının 9’unda komutan olarak biz varız. Güçlendirilmiş karakollarda, kadrosu subay olduğu halde subay atanmayan dağ başlarında tim, tank, unsur komutanlığı yaptık. Zaruri teçhizatı maaşımızla karşıladığımız oldu. Ölümüz, yaralımız, yaralı tabanlarımız oldu.

        En cahilimize, ‘Hak, eşitlik nedir?’ sorun; ‘Kanun, nizam önünde eşitlik, hakça paylaşım’ der.

        Acısı üstüne uzun yazamayan, mutluluğu kısa satırlara sığan, nokta koyamayan, virgülle geçiştiren, yazamadığını soru işaretine bırakan, hayallere sığınan, bir damla gözyaşını kurban arkadaşına yollayan bizler; haksızlık ve adaletsizliğe karşı susturulmuşuz. Hem kahramanız, hem işte böyleyiz.

        Hükümet hakkımızı dikkate almadı. Genelkurmay bayram mesajında dahi adımız anılmadı.

        Hukuk devletinde; devlet hizmeti göreve, eğitime, kıdeme endeksliyken bizde maalesef kast sistemi geçerli. Jandarma'da 4 bin subay, 18 bin astsubay, 26 bin uzman jandarmaya lojman dağılımı sırasıyla yüzde 45, yüzde 35 ve bize sadece yüzde 15. Maaş, ek gösterge, tazminat, yan ödeme katsayısı, derece, emeklilik adaletsizlik dolu.

        Uzman çavuş hiçbir orduevine alınmaz. Arkadaşımızın, orduevine alınmadığı için kaldığı otelde öldürülen hamile eşini duydunuz mu? Hiyerarşi diye iteklenmek acı, şapkamızda sakındırak dahi ayrımcı.

        Genel Komutanlığın kimi iyileştirme teklifi Genelkurmay’da hiyerarşi diye reddedildi, muhalefetin teklifi hükümetçe, ‘Genelkurmay şerh koydu’ diye engellendi. Biz de bu ülkenin evladıyız!”

        ***

        “Alttakiler”den astsubaylar ise; emekleri, emeklileri, dernekleriyle 9 Ekim’de Ankara’da mitingde; “Gasp edilmiş haklarımı istiyorum” diye:“Kişi ve zümre imtiyazlarına karşı; kanun önünde eşitlik için.”

        15 yıl mecburi hizmet rehineliğine, en yüksek tahsille dahi “emeklisi bile subayla eşit olmasın” diye 1’in 4’üne yasaklı tek memur sayılmaya karşı.

        “Toplumda köleleştirmelere; hükümette duyarsızlığa, TSK’da statükoculuğa karşı.” “Emeğe ve emeğine saygı” için. “Yıllarca sustuk, susturulduk”tan sonra bir şey demek için.

        Onları da Abdi İpekçi Parkı ağırlayacak. Bakalım İpekçi’nin gördüğünü, meslektaşları da görecek mi?

        Not: Her kapı bir umut: “Adana Orduevi’nde subay kapısı caddede iken, astsubayların 200 metre arkada servis kapısından alındığını yazmıştım, yazmıştınız. Hummalı çalışmayla bize de ana caddede bir kapı açıldı. Dahası, aynı yemek salonuna alınıp adam sınıfına konduk. O yazıların eseri. O kapıdan her girişte eşime ‘Hanım, Umur Talu kapısına hoş geldin’ diyorum.” Bir kapıda bile insanca bir şey değişse, gazetecilik adına bana da ne mutlu! Küçük bir deniz yıldızı daha suya kavuştu demektir.

        Diğer Yazılar