Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Gündeme geldiği zaman…

        “Herkes” ilgili.

        Ya yaşamış, ya orada yakını var, ya zaten “o şimdi asker”, ya istikbalde “askerlik” veya gidecek evlat, nişanlı, torun mevcut.

        Herkesin bir deneyimi, herkesin bir fikri, konuştuğu, konuşamadığı var.

        Macun tüpten çıktı bir kere.

        Sadece ordunun cumhuriyet, demokrasi ve hukuk devletindeki yeri değil; cumhuriyet, demokrasi ve hukukun ordudaki yeri de daha çok tartışılacak.

        Bir kuruma özen göstermek ile göz kapamak arasındaki fark daha anlaşılacak.

        Tartışma, eleştiri, araştırma, didikleme dışı tutulmuş kurumun tam da bu yüzden çürüyüp çürümediği daha fazla düşünülecek.

        Hem dışarıdan; siyaset, Meclis, medya, örgütler ve vatandaş tarafından…

        Hem içeriden; o kurumun eski veya hali hazırdaki mensupları tarafından.

        ***

        Konuştuğunuz konu ne olursa olsun;

        Darbeden bedelliye;

        Vesayetten hizmetçi erlere;

        İmtiyazlardan adaletsizliklere;

        Askeri yargıdan yargısız infazlara;

        Askerlik süresinden mecburi hizmete;

        TSK’nın sistemdeki manasından OYAK’ın sistemdeki nemasına;

        Profesyonel askerlikten askerlikte profesyonellerin başına gelenlere;

        Teknik, teknolojik donanımdan harcamaların şeffaflığına;

        Sevk ve idarede yenilikten, gariban çocukların “sayıyla vermediler” deyu ölüme kolayca sürüklenmesine;

        Lockheed, F 16, tank gibi “eski işler”in komisyoncularından zamane misyoncularına;

        İşin özü şu:

        Askerlikte kimi makamın birer imtiyaz; sadece personele değil, millete emir; alttakilere emir komuta ötesi tahakküm imkân ve mekanı olmasına son vermek!

        Bu da, iktidar veya değil, birilerinin sivillik, demokratlık ufkunu epey aşıyor! Çünkü…

        ***

        Temeldeki mesele “Tahakküm, dayatma, insanları güçsüzleştirme, köleleştirme”ye karşı kökten ve yaygın tavır.

        Siyasi, askeri, sosyal, ekonomik vesaire!

        Hangisi tercihinizse artık; hakikisinden cumhuriyet ile hakikatli demokrasi ufku odur.

        Sistemin, sadece kimlik hakları açısından değil; kişilik hakları bakımından da demokratikleşebilmesidir.

        Ordunun ülkeyi tahakküm altında tutan;

        Orduda üstlerin alttakilere tahakkümünü şiddetlendiren gelenek ve hukuku değiştirmek kadar…

        Kamuda, plazalarda, “piyasa”da insanları iktidar, devlet, servet, şirket önünde ufalayan, toz eden, ezen, böcekleştirmek isteyen haksızlıklara karşı adil bir hukuk tesis etmektir!

        ***

        Cumhuriyetçiler, TSK’nın “kendi mensubunu da köleleştiren” halinin “cumhuriyet” denen kavrama ne kadar aykırı olduğunu asla düşünüp konuşamıyor…

        Demokratlar, siviller, piyasacılar; TSK dışında da, ahalinin, her tür “sivil” iktidar karşısında, sadece “kimlik”le değil, nasıl bir ekonomik, toplumsal, kişisel, sınıfsal tahakkümle güçsüzleştirildiğini konuşmak istemiyor.

        Bir “buyruk düzeni”ni dönüştürmekte bir “başka buyruk düzeni” kimyası bozuk kalıyor…

        Bir “kuyruk düzeni”ni değiştirmekte, bir “başka kuyruk düzeni” zihniyeti yamuk kalıyor!

        Sivil siyasi, ekonomik, cemaatçi düzenleri “katı hiyerarşi, emir komuta, alttakine tahakküm, temel hakları hiçe sayma” üstüne oturanlar, bir ara kendini sivilleştirmeyi de düşünmeli!

        Dinî ya da benzer tahakkümden ürkenler de önce kendi zihinlerinin tahakkümcü apoletlerini sökmeli!

        ***

        Olmayacak işler değil! Ömrümüz yetmese bile.

        Yeter ki insanlar, “tahakküm” olan her yerde “adalet”in güdük kaldığını;

        İster inanç, ister laik cumhuriyet ya da özgür demokratlık ufkunda kalın; “kulun kula eziyet ve tahakkümü”nün alçaklığını kavrasın.

        Bir de, aynaya baktığında, hep kendini değil, ötekini de azıcık görsün!

        Diğer Yazılar