Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Futbolda “küfür”ü tek ciddi sorun sayanlar…

        Futbolun tüm kirini, pasını “holigan” deyip birkaç şiddet elemanına yıkanlar…

        Lacileri, kravatları, şıklıkları, beylikleri ile hep “itibar”ı temsil etme iddiasında oldular.

        Bir yandan besleme tetikçileri vardı…

        Bir yandan da “kombine, loca, şeref tribünü” ile sosyete arenası kılmaya çalıştıkları tribünlerin yoksullarına, üç kuruş parasını o biletlere yatıranlara tepeden bakıp “efendilik” taslıyorlardı.

        Futbol, sıradan insanların, yoksulların bağırdığı; tüm sevinç ve hüzünlerini ölesiye yığdığı; lakin, iktidar, servet ve gücün nemalandığı şımarık bir oyun olmuştu.

        Parası olan düdüğü çalıyor…

        Futbolun tüm şiddeti ve kiri ise tribün küfürleri ile birkaç hakemin üzerine yıkılıyordu.

        ***

        Bu şuna benziyor.

        Beyefendi gazetede yazıyor yahut barda, salonda söyleniyor…

        Magandalar düğünde yine silah sıktı” diye.

        Tamam, şiddete bulanmış bir kültürün düğün yeri de sık sık cenaze törenine dönüveriyor.

        Lakin, aynı beyler, bayanlar, merdivenden kayanlar…

        Kendi düğünleri, dernekleri, kutlamaları, putlamalarında servet dökerek cephane yığıp havaya saçıyor…

        Havai fişektir” diye.

        Maganda” dediği, tamam maganda olsun, memleketi Uganda olsun; lakin sen nesin, nerelisin?

        O “maganda”; silahı bahçenin, çayırın, balkonun havasına sıkıyor, de ki cahil cahil…

        Sen “maganda” dünya paraya, görmemişliğin zirvesinde, yüzlerce fişeği bütün kentin havasına, kuşuna, çoluk çocuğun korkusuna, yaşlının, hastanın bir nefes huzuruna sıkıyorsun!

        ***

        Öyle işte…

        Sinirlendik mi ne!

        Tribünde küfrü ve şiddeti önlüyoruz diye yoksulun çenesine, aşkına, öfkesine çakanlar; iktidar, itibar, kibir ile oyunun içine pislerken dahi beyefendi kalıyorlar ya…

        Havaya fişekleri makineli tüfek gibi yağdırıp sonra da magandaya söylenen efendiler gibi!

        ***

        Şimdi, hem futbol, hem ölümüne rekabet, hem nefret, hem polisiye, hem kirlilik-temizlik tuluatı yakalamış medya lütfen bir de kendi haline baksın.

        Hangi renkten olursa olsun; pisliklerin uzantısı, yalakası, beslemesi, teşvikçisi, katibi olmuş eski futbolcu ya da değil, “gazeteci taslağı” birileri varsa, lütfen ya huylarıyla ya soylarıyla helalleşilsin!

        İster siyasi, ister askeri, ister mali, ister mafyavari, ne kir varsa, onun bir medya kankası ille olacak ki, karşılıklı cüret üretimi sürsün!

        Futbol kirliyse, formaya akıtılmış onca terden değil Hocam!

        ***

        Peki, futbolu, endüstrileştirdik diye kumara döndüren kim varsa, çok mu masum?

        Endüstriyi, globalleştik diye spekülasyona, kumara batıran piyasa dümbükleri gibi.

        Dünya ekonomileri nasıl global kumar balonu patladıkça bunalıp duruyorsa, futbol da öyle; gelişti zannedilirken, bağırsakların hangi pisliklerle şiştiği bazen karşımıza çıkıyor işte!

        ***

        Bütün bunlar, henüz masum olan zanlılar için değil şahsen.

        Onların masum kalması nasıl futbola hemen her ülkede bulaşmış, burada iyice cılklaşmış pislik olmadığını kanıtlamayacaksa…

        Onların şikesi mikesi de, bu pisliğin sadece o maçlar, o kulüpler ve o durumlardan ibaret olduğu manasına gelmeyecek.

        Kanalizasyon patladı mı, ulan ilk çıkan koku kiminkine aitti diye bir laf olmaz!

        Hep birlik pisletildiyse, bu patlak, o koku, herkesin …okudur!

        Not: Çocuktuk; 1964’te Karşıyaka ve Kasımpaşa küme düşürüldü. Kasımpaşa zaten düşmüştü de, Karşıyaka’ya yattı dendi. İki Kasımpaşalı Karşıyaka’dan para aldığını iddia etmişti. İki yıl sonra Karşıyaka’ya lig iade edildi; dendi ki, Kasımpaşalı topçular Beykozlulardan para alıp iftira attı! Bir de, cezasız Adana Demir-Bolu vakası!

        İşte “süper lig”in süper temiz tarihi. Şike hep sadece en alttakilere yakıştırıldı! Başkaca çanta, bavul trafiği olmadı!

        Diğer Yazılar