Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bu kadar zamandır yazı yazıyorum…

        Herhalde kimse için başlıktan “Filancayı ayıplıyorum” diye seslenmedim.

        Ahmet Kekeç yapmış valla:

        “Umur Talu’yu ayıplıyorum” diye başlık atmış yazısına.

        ***

        Neden, Ahmet Kekeç?

        Ben Başbakanlık makamı tarafından, üstünde bir yere aynen yazılıp imza atılmış “Ayıplı Mal” mıyım?

        Arsızlık, hırsızlık, uğursuzluk, yolsuzluk, yalancılık, taammüden haksızlık mı yaptım?

        İktidarın, muhalefetin, Genelkurmay’ın, patronların, istihbarat birimlerinin, derin devletlerin, yabancı temsilciliklerin, “think tank”lerin elime tutuşturduğu bir yazı mı yazdım?

        Yağdanlık, yanaşmalık, yalakalık mı yaptım?

        Manipülasyon yahut sansüre mi battım?

        “Satılmış” mıyım, öyle bol keseden dendiği gibi?

        Dün var dediğime bugün yok

        Dün yok dediğime bugün iyi ki var mı dedim?

        Yüreğimden, kendi vicdanımdan, yanlış bile olsa bağımsız düşüncemden gelmeyen tek kelimemi gördün mü?

        Bu zamanda “başlıktan, baştan, kafadan ayıplayacak” beni mi buldun bula bula?

        Kolay olduğu için mi bunu ve beni seçtin; yoksa pek kolay olmadığı için, o yüzden keyif verdiği için mi?

        ***

        “Ayıplama”nın nedeni şu:

        Dün merkez medyanın yaptığı savaş çığırtkanlığını bugün muhafazakâr medyadaki nöbetçi şahinlerin de yaptığını yazdım.

        Tabii ki araştırma yazısı, bilimsel tez ya da andıç yazmıyorum!

        İçinde duygu da var, öfke de, biraz genelleme de.

        Ama hepsi yalan mı!

        Fehmi Koru (haklı olarak) buna alındı, karşı çıktı.

        Nitekim bu haklılığı teslim eden ama eleştirisinden geri durmayan bir yazı daha yazdım. (O yazının başlığı “Muhafız” şahsa özel değil, bir tavra dairdi!)

        Benim için Koru’nun kendi namına karşı çıkışı çok haklı ve anlaşılır; ama toptan karşı çıkışı, hele hele bu işte “iktidar eleştirisi”ni es geçişi manasız yahut çok manalıdır!

        ***

        Şimdi topu Ahmet Kekeç almış…

        Hem de “destursuzca başkasının topuna giriyorum” diye.

        Diyor ki, “Umur Talu sallamış”!

        Çünkü hiç okumamış, hiç anlamamışım.

        Doğru ya! Muhafazakâr medya tamamen hükümet ve savaş çığırtkanlığının eleştirileriyle dolu!

        Elbette öylesi de var…

        Irak işgali sırasında merkez medyada da öyle olanların, manşet rüzgârlarına karşı duranların bulunması gibi.

        Sonuçta “medya” sadece biz yazı yazanlardan; sallayan ve ayıplayanlardan ibaret değil!

        Haber diye bir şey var; manşet diye bir şey var! TV’lerde vaizler var!

        İktidar diye bir şey de var!

        Ayrıca Sevgili Ahmet Kekeç…

        Özde muhafazakâr olmasa dahi; iktidar gölgesinde, ister markajla ister gönüllü, ister mecburi ister bedelli, dünkü gibi “laik kartelleşmek”, “28 Şubatlaşmak”, “andıçlaşmak”; bugün de “muhafazakâr medyalaşmak” var.

        Dün olduğu gibi bugün de kullaşmak, kuklalaşmak var!

        Kimi eskiden “kâr medyası” idi…

        Önden çekişli olmak için “muhafız”ı da ekledi…

        Kimi “muhafız” idi…

        Tadını çıkarmak için “kâr”ı da belledi.

        ***

        Meramım budur.

        Sana göre sallamış olabilirim.

        Hiç olmazsa, mağdurlara, ezilenlere, hırpalananlara, dışlananlara, birbirine kırdırılan halklara filan sallamadım.

        De ki, “Salak Don Kişot yel değirmenlerine sallıyor”!

        Bundan da hiç utanmam…

        Dün ya da bugün “Saray muhafızı” olmaktansa!

        ***

        Senin başa yazdığını şimdi ben sona yazayım ki, son sözüm olsun:

        Baştan demişsin ki, “Umur Talu bir yazı yazdı. İyi bir yazıydı. Bu iyi yazının yazarı aynı zamanda iyi bir insandır, rikkat sahibidir, sağduyuludur, düzgün bir adamdır... Bunu yazmazsam haksızlık olur. Kendisini hiç tanımam, bir hukukumuz yoktur ama hukuk geliştirdiğimiz birçok kişiden daha yakın bir tanıdığımdır, daha güvenilirdir.”

        Bak bu nahoş kubbede baki kalacak hoş seda budur zaten.

        Sen de benim için, hukuk geliştirdiğim birçok kişiden daha yakın bir tanıdık, daha güvenilir bir iyi insansın.

        O yüzden…

        Bana salla ama, öyle başlıktan davul zurnayla ayıplarken bir düşün!

        Yaz rehavetinde konu bulma zorluğundan topa daldığını söylemişsin ya; olsun, devre arasında bir nefes al, bir bardak su iç.

        Bak bunca şey yazdım…

        Başlığa “Ahmet Kekeç’i ayıplıyorum” yazmadım.

        Ayıplayacaksam birilerini; sana sıra mıra gelmez…

        O vakit önce kendimi ayıplarım çünkü!

        Diğer Yazılar