Yüzlerin efendilerinin ikiyüzlülük meselesi
Başbakan ve partisi Mısır (ve demokrasi ve darbe) konusundaki “Batı ikiyüzlülüğü”nü vurguladı.
Bence de öyle.
Öyle. Batı ikiyüzlü. Hep öyleydi.
Bir yüzü sadece darbeye darbe dememekten ibaret değil:
“Keşif, misyonerlik, medeniyet taşıma” maskesi ardındaki sömürgecilik, talan, yağma derken emperyalizm filan yetmeyince, Latin Amerika, Güney ve Doğu Avrupa, Ortadoğu, Afrika ve Asya’da bir alay darbeyi hazırlayan, teşvik eden, destekleyen bir yüz bu.
Ama öteki yüzünde başkaları da var:
2002’de AKP’nin seçimi almasını bir “halk hareketi” olarak görenler var.
2003’te esasında AKP’nin Meclis’e getirdiği tezkerede, serbest kalan gruptan 100 kişiyle CHP oyları “Irak işgaline yataklık ve yalakalık”a yol vermeyince, Türkiye’yi, Meclis’i, halkın savaş ve işgal karşıtlığını yüceltenler var.
Kısa süre sonra Avrupa Parlamentosu’nda ellerinde “Türkiye’ye Evet” pankartlarıyla “eylem” yapan Yeşil, Sosyalist vs. parlamenterler var.
2002-2007 arasında, kimi darbe tasavvuruna karşı, hele 27 Nisan muhtırası karşısında Türkiye’de demokrasiyi destekleyen; ABD yahut Avrupa’daki darbe işbirlikçilerini köstekleyenler de var.
***
İkiyüzlülük orayla da sınırlı değil.
İktidarın kankalarından S. Arabistan, Mısır darbesini destekliyor ya, desteklemese ne olur?
S. Arabistan “demokrasiye sahip çıkmış” mı olacak?
Halkını ezen, katleden Esad’la işbirliği filan çok ayıp elbet. Lakin halkını zincirlemiş S. Arabistan’dan mı demokrasi ilhamı alacak Ortadoğu?
Birleşik Arap Emirlikleri darbeyi desteklemiş. Karşı çıksa ne olur?
BAE emirleri, şeyhleri demokrasi mücahidi mi olur?
Mutlaka oralarda da, Bahreyn’de mesela, demokratik haklar için ses çıkaranlar, çıkarmaya çalışanlar var; onların üzerine titremeden, onları savunmadan, kanka olunan Saray’ların keyfiyle demokrasi mi umulur!
Katar da Türkiye gibi darbeye karşı çıkmış önce. Sonra kıvırmış.
Ne olur? Katar’ı demokrasi mi yapar bu?
Demokratken birden anti-demokrat mı kılar?
Katar deyince aklınıza demokrasi mi geliyor sizin, yoksa para mı, manipülasyon mu!
***
Kimimiz de “Sünni Blok yara aldı” filan diye üzülüyor.
Nedir bu?
Demokrasi cephesi mi yoksa mezhep cephesi mi?
Yani S. Arabistan ile kendini “Sünni Blok” saymak utanç verici olmuyor da, zaten ezeli Saray Darbesi şeklinde örgütlenmiş o devletin bir darbeyi desteklemesi ayıp kaçıyor!
Ayıp onun darbeyi desteklemesinde değil, zaten devlet biçiminde!
***
Demokratlığın, demokrasinin bir pozisyon değil, ilkelerden bir ülke olduğunu kavramayınca böyle oluyor:
Kimi “devrimci”, “devrim ezmekle yükümlü” tanklara biniyor…
“Demokratik” iktidar da, S. Arabistan’la demokrasicilik rüyası görüp hayal kırıklığına bile uğruyor!
Üzülüyor yani!
***
Esasen eğri oturup doğru konuşmalı.
Memleketimizde “herkesin kendine göre bir darbesi” oldu.
Kimin şimdi ne dediği, nasıl tavır aldığı elbet önemli, lakin öyle de oldu:
27 Mayıs; cumhuriyetçi ve kimi solcunun…
28 Şubat; sözde cumhuriyetçi burjuvazi ve orta sınıfların “like” attığı, “beğendiği” darbelerdi.
27 Nisan muhtırası ulusalcıların umudu olmuştu.
12 Mart ve 12 Eylül’e gelince…
Kime ne yapmış olursa olsun generaller; sonuçta milliyetçi, muhafazakâr, cumhuriyetçi bir mutabakatla desteklenmişti.
Fakat cennetimin bir güzelliği de şu:
Öyle oynak bir zemin ki, 1982’de darbeye oy veren, 1983’te sandık konunca darbenin istediği adaya oy vermeyebiliyor.
Darbe Menderes’i asıyor; mirasçısı AP yükseliyor.
Darbe Denizler’i asıyor; bütün sollar ve tarihinde ilk kez sosyal demokrat gibi olmuş “Karaoğlan CHP’si” fırlıyor.
Darbe Sunalp diyor; çoğunluk Özal’a veriyor (Tabii Özal’ın da darbenin ön hazırlığı 24 Ocak programı, bizatihi darbenin Ekonomi Beyni olduğunu, bu devamlılığı unutmadan!).
Yahut Özal darbenin siyasal yasaklarını devam ettirmek istiyor; Demirel küllerinden doğuyor.
28 Şubat Erbakan’ı buduyor; dallarından taptaze Erdoğan büyüyor. (Aynı şeyin Çiller DYP’sinde olmamasına dikkat tabii!)
27 Nisan, yüzde 37’lik AKP’yi hedef alıyor; yüzde 50’lik AKP geliyor.
Ya darbeciler biraz alık ya ahali çok uyanık!
***
İkiyüzlülük yazıyordum; nerelere gelmişim!