Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İsrailli muhalif yazarlardan Gideon Levy geçenlerde “Zamanın gerçek kahramanları” üzerine bir yazı yazdı.

        Şu isimleri sıraladı:

        Edward Snowden, Julian Assange, Bradley Manning.

        Ardından kendi ülkesinden ekledi:

        Mordehay Vanunu, Anat Kamm, Yonatan Şapira.

        ***

        Kimini biliyorsunuz, belki unuttuklarınız vardır.

        Hepsinin ortak özelliği var.

        Bu “özellikler”; söz konusu “Batı” olduğu için, hele “İsrail” olduğu için hoşumuza gidebilir.

        Muhtemelen biz de, yani kimimiz, belki çoğumuz onları “kahraman” sayabiliriz.

        Sonra tekrar kendi cennetimize döneriz!

        ***

        Levy, “Merkel ile Hollande, Snowden’i çağırıp teşekkür etmeliler. Oysa o Rusya’da saklanmak zorunda” diyor.

        Ne yapmıştı Snowden?

        Eski, belki sıradan bir CIA çalışanıyken, ABD’nin örümcek ağı gibi dünyayı pençesine almış, müttefiklerini bile hedefe koymuş “dinleme-izleme” küstahlığını açığa çıkarmıştı.

        ABD “devleti”ne göre haindi belki, ama kirli devlet hakikatlerinin dökülmesi için bir adım atmıştı.

        Assange, Wikileaks kanalıyla, başta ABD, nice devletin, örgütün kirli işlerini deşifre etmişti.

        O da Londra’da Ekvator elçiliğine sığınmış durumda.

        Manning, sıradan bir asker, onlar kadar bile şanslı değil.

        Çünkü “demokratik, insan haklarına duyarlı bir devlet”in kirli-kanlı dosyalarını ortaya serdikten sonra 35 yıla mahkum oldu.

        ***

        Levy diyor ki, “Belki ileride Merkel, Hollande bile unutulur. Ama bu genç, sıradan, cesur insanlar daha iyi hatırlanacak. Onlar susmamayı seçti. Ülkelerinin kanunlarını çiğnediler ama adalet duyguları yüzünden. Bu cesaretleri şimdi hainlik diye mahkum edilse bile.”

        ***

        İsrail’de Dimona nükleer santralinde çalışan Vanunu daha eskilerdeydi.

        İran’ın “nükleer silah geliştirme ihtimali”ne karşı yıllardır dünyayı ve bölgeyi karıştıran İsrail’in, bırak kapasiteyi, bizatihi geliştirdiği nükleer silahları dünyaya duyurmuştu.

        1986’ydı. Mossad Vanunu’yu Roma’dan bayıltarak kaçırdı. 18 yıl hapis yattı.

        Şimdi gazetecilik yapan 26 yaşındaki Anat Kamm, İsrail ordusunda kadın askerdi.

        Çok sayıda belgeyi çıkararak İsrail ordusunun Filistinlilere karşı nice operasyonunun iç yüzünü, özellikle İsrail’in “terörist cinayetleri”ni ortaya serdi. Tabii o da hain oldu.

        Yonatan Şapira, daha farklı bir “hainlik” yaptı. Bir şey sızdırmadı, sadece vicdanının sesini sızdırdı. Bir savaş pilotu olarak, Filistinli çoluk çocuk sivilleri bombalamayı reddetti.

        ***

        Belki sıkılmış olabilirsiniz.

        O zaman “derbi”ye geçeyim hemen.

        Galatasaray ceza sahası içinde kendini yere atıp penaltı istedikten sonra, “Utanıyorum” diyen Gökhan Gönül’ü, bir de vicdan sesine karşı hep gönülsüz olanları düşünün!

        ***

        Bu vesileyle yurda dönersek…

        Aylardır cezaevinde tutulmuş bir Er Utku Kalı var.

        “Hainlik”le suçlandı; intihara sürüklenecek kadar.

        Ya kendi savunması gibi tamamen masum; “Reyhanlı bombaları ile ilgili belgelerin sızması”yla hiç bir ilgisi yok. Yahut devlete, TSK’ya, geçerli hukuka, gizlenen hakikatlere göre, “masum değil”.

        O vakit de yukarıdakiler yanında yerini alıyor!

        ***

        Belgeleri o sızdırdı ya da sızdırmadı…

        Onca insanın ölümüne yol açan saldırıyı bu “mecburi asker” yapmadı.

        İstihbarat olduğu halde ihmaller de onun suçu değil.

        Şimdi sapır sapır yakalanan, El-Kaide (El-Nusra) kullanımı için Türkiye topraklarını yalamaya çevirmiş bombaları, silahları, gazları o sevk etmedi, teslim etmedi.

        Suriye’yi (ve Hatay’ı da) kan gölüne çevirmiş kıyıcı, zalim savaşın taraflarından birine silah, para desteği yapmadı.

        Sızmış belgeler, kim sızdırmış olursa olsun, yalan değildi; güvenlik kuvvetlerinin görüp bildiklerinin bile nasıl örtülü kaldığını, Barış arayan bir devlet ve ülkenin, komşu Savaş’a nasıl çanak mekânı olduğunu gösteriyordu.

        ***

        O yüzden, Hain her zaman Hain olmayabilir!

        Bunu anlamak için, ille kendi ülkeniz dışından örnekler gerekliyse, buyurun öyle düşünün!

        Yeter ki ikiyüzlü olmayalım.

        Vicdan, kaypaklığı kaldırmıyor çünkü!

        ***

        Onca zaman tutuklu kalıp bedeni ve ruhu yaralanan Kalı artık serbest. Tutuksuz yargılanacak!

        Geriye hep “devletlerin kirli sepeti”yle “gizlenen hakikatler” kalıyor!

        Diğer Yazılar